DİĞER İÇERİKLER

AŞK–I MEMNU

Sitemize 16 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 325 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Aşk-ı Memnu, toplumdan kopuk, zengin bir çevrede yaşa­nan bireysel olayların bir aşk teması etrafında anlatıldığı bir romandır. Melih Bey takımı diye şöhret bulan Firdevs Hanım'ın kızı Bihter, yaşlı, zengin, kültürlü ve kibar bir adam olan Adnan Bey'le evlenir. Bihter, bu evlilikte aradığını bula­maz, ancak annesi gibi kötü bir kadın olup eşine ihanet et­mek de istemez. Fakat bu mücadelede yenilir, eşi Adnan Bey'in yeğeni Behlül ile yasak aşk yaşar. Bu aşkın ortaya çıkması üzerine Bihter, eşinin silahıyla intihar eder, Behlül ise yalıdan kaçar.

 

Romandan bir bölüm

 

Melih Bey takımının başlı­ca hassası, giyinmekte bütün zevk erbabına her vakit mukallet olan (örnek alınmak) fakat hiçbir za­man tamamıyla taklidine -anlaşılmaz bir sebeple-muvaffakiyet hasıl olma­yan zarafetleriydi. Eğlen­mekte bu aile efradının, hele bugün en ziyade ta­nınan Firdevs Hanım'la kızlarının ne dereceye ka­dar ilerlediklerini herkes tamamıyla tayin edemez­di. Onların İstanbul'un zevk hayatında tefevvuk mertebesine (üstün olmak) çıkan hususi bir şöhreti vardı ki sebepleri pek araştırılmaksızın herkesçe kabul edilmiş idi.

 

Nihal'le babası arasında böyle sevinç ve saadetle geçen sa­atler ne tatlı saatlerdi! Onun babasına bir düşkünlüğü, bir tut­kunluğu vardı ki hiçbir zaman tatmin edilmiş olmazdı. Daima sevilmek, her vakitten çok, saniyeden saniyeye kuvvetlene­rek bir muhabbetle sevilmek için ruhunda asla sakinleştirilmeyen bir ihtiyaç vardı. Babasının yanında pek şımarır, geve­ze bir kuş, yaramaz bir kelebek olurdu.

 

Behlül için hayat bir eğlenceydi. En çok eğlenenlere, yaşa­mak için en çok hak sahibi olanlar olarak bakardı. Ama o ger­çekte hiçbir şeyden eğlenmezdi. Bütün eğlence yerlerine koşardı, bütün gülünecek şeyleri arardı, ihtimal herkesten çok gülerdi; fakat eğlenir miydi? Onun için eğlenmek, eğle­nir görünmek demekti. Bütün gülüşlerinin, eğlenişlerinin al­tında saklı olan bir can sıkıntısı vardı ki onu daima bir zevk­ten diğerine sevk ederdi. İstanbul'un hiçbir eğlence yeri yok­tu ki Behlül oradan bir zevk hissi almasın. O, etrafındakilere kendisinin zevki için gerekli görüldükçe kullanılacak âletler kadar önem verirdi.

 

Bihter, nihayet Firdevs Hanım'ın kızı olmuştu. Evet, yalnız bu­nun için gitmiş, bu adamın kollarına atılmıştı. Başka bir se­bep bulamıyordu. Demek onun kanında, kanının zerrelerinde bir şey vardı ki onu böyle sürüklemiş, sebepsiz özürsüz Fir­devs Hanım'ın kızı yapmıştı. Bütün bu günahın sorumluluğu­nu annesine yüklüyordu. Bu kadına düşmandı, ondan nefret ediyordu, kendisini bu kadının kızı yapan kadere küsüyordu.

 

Beyaz! Beyaz! Beyaz!.. Bu gecenin azim, yüksek ağaçları vardı ki beyaz başlarını, beyaz kollarını kaldırarak silkiniyorlardı; beyaz bulut kümelerinden yığıla yığıla göğüslerini ger­miş dağların arasında beyaz saçlarının beyaz köpüklerini sa­vurarak yükselen dalgalarıyla bir deniz kabarıyordu; ta yuka­rıda, bir düşme duraklayışı içinde kalıvermiş kar tufanlarının arkasında beyaz bir ay… Sonra bütün bu beyazlıkların üzerin­de koşan alay alay gölgeler, bu beyaz cihanı siyah bir ölüm nefesi içinde saran bulutlar ve her tarafta büyük bir sessizlik; ne bulutlarda küçük bir nağme ne de dalgalarda hafif bir hı­şıltı; hiç, hiçbir şey yok, yalnız bu ölmüş gecenin üstünde ta uzaklarda, kim bilir nerelerden, belki mevcut cihanın ötesin­den kâinatın hayatına ağıt okuyan bir ses; nihayet kefenleri­nin altında dinlenen bir ıstırap mahşerinin üstünde bir rahmet kevseri hükmünde dökülen son enin… Ve son kainat gecesi­nin tek izleyicisi olarak, bütün o karanlıkların altında donmuş manzaraların kenarında kendisini görüyordu; bir kişi, bu öl­müş bu kainatın içinde yapyalnız…

 

 

Aşk-ı Memnu romanı geniş hacimlidir; ancak kişi kadrosu ba­kımından zengin değildir. Romanın kişi kadrosu neredeyse yir­mi kişiden oluşmaktadır. Bu kişilerin birçoğunun kişi bakımın­dan işlevi geri plandadır romanda. Bu açıdan bu kişiler yaşa­yan kişiler hâline gelmez. Yalıda çalışan Şakire Hanım ve koca­sı Süleyman Efendi, kızı Cemile, hizmetçi kız Nesrin, Firdevs Hanım'ın hizmetçisi Katina ve uşağı Yakup, aşçı Hacı Necip ile Nihal'in büyük halası böyle kişilerdir. Roman ağırlıklı olarak Bihter, Behlül, Firdevs Hanım, Adnan Bey veNihal etrafında­ki çatışmalarla şekillenir. Zaten romanı ilginç ve başarılı kılan, kahramanların arasındaki çatışmalardır. Bu çatışmalar hem kahramanlar arasında hem de kişilerin iç dünyasında gerçek­leşmektedir.

 

Roman kurmacadır, bu açıdan kişiler de kurmacadır. Halit Ziya Aşk-ı Memnu adlı romanını yazarken Boğaziçi'nde "Melih Bey Takımı"nı andıran ailelerin olduğunu, onları az çok tanıdığını; yine Behlül karakterini oluştururken gerçek yaşamdaki farklı ki­şilerden yararlandığını söylemektedir.

 

Yazar, romanda kimi kişilere "karakter" özelliği vermesini bil­miştir. Adnan Bey, Firdevs Hanım, Nihal gibi kişiler kıskançlık, nefret, tutku gibi değerleri temsil etmeleri yönüyle evrensel tip­lere örnek gösterilebilir. Bu açıdan bu kahramanlar "tip" özelli­ği taşır. Ancak Bihter ve Behlül ise tip özelliğini aşıp karakter özelliği göstermektedir.

Aşk-ı Memnu'da sınırlı sayıda mekân vardır. Adnan Bey'in yalı­sı en temel mekândır. Roman kişilerin geleceğini yönlendiren her türlü duygu, düşünce ve davranış bu yalıda biçimlenir. Ya­lı, kişinin kendini sorgulaması kendisi ve çevresiyle hesaplaş­masına aracı olarak bir işlev üstlenmiştir. Burası geleneksel ya­şam tarzından uzak, Batılı bir anlayışı benimsemiş bir çevredir. Romanda mekân çok sınırlıdır. Bunun dışında Göksu mesiresi ve Ada, mekân olarak karşımıza çıkar; ancak bu mekânlar ro­manda çok az yer tutar. Modern yaşam şeklinin hâkim olduğu bu çevrede geleneksel yaşamın izleri görülmez. Ev düzenin­den giyim tarzına, eğlencelerden müziğe, oradan yemeklere kadar her şey Batılıdır.

 

İki ana bölümden oluşan roman, olay kuruluşu bakımından klasik yapıdaki romanların özelliklerini taşır. Olaylar, kişilerle za­man ve mekânın ele alınışına kadar romanın temel ögeleriyle biçimlenmiştir roman. Romanın konusu yasak aşktır; ancak ya­zar romanda olayları değil roman kişilerini önemsemiş, onların ruh dünyalarını tüm açıklığıyla sergilemeye çalışmıştır. Bu açı­dan olaylar, kişileri tanıtmaya yarayan birer araç olmuştur.

 

Romanda Göksu gezisine kadar geçen süre, bir hazırlıktır. Ro­man kişileri belirgin özellikleriyle burada verilmiştir. Göksu ge­zisinden Nihal'le Behlül'ün evlenmelerinin kesinlik kazanması­na kadar geçen süreçte roman kişileri, daha da ayrıntılı olarak anlatılır. Bihter'le Behlül arasındaki ilişkisinin bozulmasından trajik durum ortaya çıkar. Herkes kendi başının çaresine bak­ma telâşındadır. Firdevs Hanım tarafından bilinen ilişki, Behlül'le evliliğe hazırlanan Adnan Bey'in kızı Nihal tarafından öğ­renilince Bihter intihar eder, Behlül yalıdan kaçar, roman trajik bir şekilde biter.

 

Romanın olay örgüsünü şöyle özetleyebiliriz:

 

*       Adnan Beyin, Bihter'i ailesinden istemesi,

*       Nihal'le Adnan Bey arasında evlilik üzerine bir çatışmanın yaşanması,

*       Bihter'in evlenip Adnan Bey'in yalısına taşınması,

*       Nihal ile Bihter arasında kıskançlık çatışması,

*       Evliliğin yıldönümünde gerçekleşen Göksu gezisinde Bih­ter ile Behlül arasında yakınlaşmanın başlaması,

*       Göksu dönüşü Bihter ile Behlül arasında gizli bir aşkın baş­laması,

*       Behlül'ün zaman içinde bu aşktan usanması ve Beyoğlu eğlence yaşamına dalması,

*       Bihter'in annesi Firdevs Hanım'ın yönlendirmesiyle Behlül ile Nihal'in evlendirilmek istenmesi ve bunun aileye kabul ettirilmesi,

*       Bihter'in bu evliliği engellemeye çalışması ve yaşadığı aşkı annesine söylemesi,

*       Firdevs Hanımın Behlül'e yazdığı mektubun Nihal'in eline geçmesi ve Bihter ile Behlül aşkının ortaya çıkması,

*       Bu aşkın öğrenilmesi üzerine Behlül'ün yalıdan kaçması, Bih­ter'in ise eşi Adnan Beyin silahıyla yaşamına son vermesi.

 

Romanda yazar, "hâkim anlatıcı" yöntemini kullanmıştır. Bu da yazara, roman kişilerini duygu, düşünce ve davranışlarıyla ilgili her türlü bilgiye sahip olma ve bunları aktarma olanağı ver­miştir.

 

Realizmin etkisiyle yazar, kahramanlarını tarafsızca oluşturur, onları yargılamaz, iyi ya da kötü diye ayırmaz. Yansız bir tutum­la onların karakterini ortaya koymaya çalışır, bunun için çevre ve karakter betimlemelerine başvurur sık sık. Betimleme sade­ce güzellik oluşturmak, okura hoş anlar yaşatmak, yazarın ye­teneğini ortaya koymak için değildir; yazar, betimlemeyle kah­ramanlarını iç ve dış özellikleriyle okura yakından tanıtmak amacındadır. Bu nedenle yazar, olayları ve kişileri anlatırken daha çok, tahlilden (çözümleme) yararlanmıştır. Roman asıl gücünü bu tahlillerden ve kahramanların iç ve dış çatışmaların­dan almaktadır.

 

Aşk-ı Memnu realist bir romandır; ancak yazar bu romana natüralizmdeki temel anlayışı da uygular. Natüralizme göre tabiat olaylarında benzer sonuçlar, nasıl birbirine benzeyen nedenle­rin varlığı altında ortaya çıkıyorsa, insan yaşamı da böyledir. Bi­rey, soyunun ve yetiştiği toplumsal yapının ürünüdür. Kalıtım ise, insanın duygu, düşünce ve davranışlarını biçimlendirir. Bu nedenle insan kendi özgür iradesiyle hareket etse de soyun­dan, kendine geçen özelliklerin etkisinden kurtulamaz. Dolayı­sıyla iradesiyle yaptığı şey, kalıtımla karakterine geçen özellik­lerin dışavurumundan başka bir şey değildir. Bihter'in annesi Firdevs Hanım'ın bütün karakteriyle, davranış şekilleriyle, ah­lakî anlayışıyla anlatılmasının nedeni, Bihter'deki bu kalıtım an­layışının ortaya çıkması içindir. Sonunda Bihter, bu etkiyle hareket eder, Behlül'den nefret etmesine, kocasına ihanet eden eş olmama mücadelesine rağmen evlilikte aradığını bulama­yan ve kocasını aldatan annesi Firdevs hanım gibi, Adnan Bey'i aldatır, kocasına ihanet eder.

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

İlgili Terimler :
Önceki yazıyı okuyun:
“Eski – Yeni” Tartışması

 "Eski - Yeni" Tartışması Tanzimat'tan beri edebiyatta büyük bir değişim yaşanıyordu. Tanzimat öncesinde, islâmiyet'in etkisinde gelişen "Divan edebiyatı" egemendi. Tanzimat'tan...

Kapat