DİĞER İÇERİKLER

BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI SANATÇILARI

Ana Sayfa » 11.SINIF » TÜRK EDEBİYATI » 11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI » BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI SANATÇILARI
Sitemize 16 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 422 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

 

BİRİNCİ-DÖNEM-TANZİMAT-EDEBİYATI-SANATÇILARI

ŞİNASİ (1826-1871)

o    Tanzimat dönemi edebiyatında yeniliklerin öncüsüdür.

o    İstanbul'da doğup yetişen sanatçı değişik kademelerde memurluk görevini sürdürür. Devlet tarafından eğitim amacıyla Fransa'ya gönderilir. Memurluğu sırasında Mustafa Reşit Paşa tarafından hep korunmuştur. Şair, Reşit Paşa için kasideler yazmış onu aşırı biçimde övmüştür.

     "Aceb midir medeniyet resulü dense sana?

      Vücud-ı mucizin eyler taassubu tahzir"

(Sana medeniyet peygamberi dense tuhaf karşılanır mı? Çünkü senin yaratıcı varlığın bağnazlığa korku verir.)

o    Şinasi, Agâh Efendi ile birlikte 1860 yılında ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval i çıkarmıştır. Türk edebiyatında ilk makale örneği olan Mukaddime-i Tercüman-ı Ahval'i(Tercüman-ı Ahval önsözü) bu gazetede yayımlamıştır. Sanatçı daha sonra 1862 yılında, kendisi Tasvir-i Efkâr adlı gazeteyi çıkarmıştır.

o    Kendisinin yazdığı Şair Evlenmesi adlı ilk tiyatro eserini de yine bu gazetede yayımlamıştır. Oyunda, görücü usulü ile evliliğin yanlışlığı komedi tarzında işlenir. Yazar, oyunda ortaoyunu geleneğinden yararlanır; oyun söylenenlerin ters anlaşılmasıyla sürüp gider. Oyun kahramanlarının adları ile kişilikleri arasında uyum vardır. Çok konuşan imamın adı Ebüllaklaka, mahallenin kabadayısının adı Batak Ese'dir.

o    Şinasi; La Fontaine'den, Lamartine'den şiirler çevirmiştir. Bu çevirilerini Tercüme-i Manzumeadlı kitapta yayım­lamıştır.

o    Şiirlerini aruz ölçüsüyle yazan şair, Türkçenin sadeleştiril­mesi ile ilgili önemli çalışmalar yapmıştır. Bazı şiirlerinde dönemine göre çok yalın bir dil ve halk deyişlerini kullan­mıştır:

     "Koyamam kargayı bülbül yerine

      Çiçek açmış dikeni gül yerine."

o    Şiirin konusunu genişletmiş; "hak, kanun, adalet, akıl, medeniyet" gibi kavramları şiirde ilk kullanan sanatçı olmuştur.

o    Şiirlerinden yaptığı seçmeleri Müntehabat-ı Eşarım adıyla kitaplaştırmıştır.

o    Halk edebiyatına yönelik çalışmaları da olmuştur. Atasözlerini topladığı Durub-ı Emsal-i Osmaniye (Osman­lıca atasözleri) adlı kitabı vardır.

o    Şinasi noktalama işaretlerini ilk kullanan yazardır. Şinasi'nin Türk edebiyatındaki önemi sanat yeteneğinden değil, öncülüğünden, yol açıcılığından kaynaklanır.

o    Klasisizm akımından etkilenmiştir.

 

ZİYA PAŞA (1825-1880)

o    Devlet memurluğunda değişik kademelerde memur olarak çalışan Ziya Paşa, valiliğe kadar yükselmiştir. Vezirlik rütbe­siyle Konya ve Adana valiliklerinde bulunmuştur.

o    Ziya Paşa, fikirleriyle yenilikçi; eserleri ve yaşantısıyla eskiye, eski edebiyata bağlıdır. Bu tezat ve ikilik, onun hem yaşantısına hem eserlerine yansımıştır.

o    Doğu kültürüyle yetişmiştir. Şiirlerini Divan şiiri üslubuyla yazmıştır. Oldukça başarılı, lirik şiirleri vardır. Hece ölçüsüyle yazdığı bir türkünün dışında bütün şiirlerinde aruzu kullanmıştır. Ziya Paşa, Türk edebiyatında terkib-i bent ve terci-i bent türlerinin en önemli sanatçılarındandır. Divan şiiri tarihi olarak nitelendirilebilecek Harabat'ı yazmıştır.

o    Batı uygarlığını tanımadan önceki şiirleri Divan şiiri tarzın­dadır. Bu şiirleri oldukça başarılıdır, dili süslü ve sanatlıdır. Özdeyiş (vecize) haline gelmiş dizeleri vardır:

     "Bi-baht olanın bağına bir katresi düşmez

      Bârân yerine dürr-i güher yağsa semadan"

(bi-baht; bahtsız, bârân: yağmur, dürr-i güher: inci)

o    Lirik sayılabilecek gazelleri vardır, kasideler yazmıştır.

o    Ziya Paşa, önce "Şiir ve İnşa" adlı makalesinde Divan şiiri­ni Türk şiiri kabul etmez; Halk şiirini Türk şiiri olarak görür. 1874'te yayımladığı Harabat antolojisinin mukaddimesinde (önsöz) ise Divan şiirini savunur, Halk şairlerinin şiirlerini aşağılar, alaya alır.

o    Sade dili beğenir, takdir eder; ama Arapça, Farsça tamla­malarla yüklü bir dil kullanır.

o    Şiirleri Külliyat-i Ziya Paşa ve Eşar-ı Ziya adlarıyla yayım­lanmıştır.

o    Terci-i bent'inde felsefi ve dini konuları işler. Bağdatlı Ruhi'nin terkib-i bentine nazire olarak yazdığı Terkib-i bent'te sosyal değerleri gündeme getirir. Toplum yaşantısındaki çarpıklıkları eleştirir. O iyi bir hiciv (yergi) ustasıdır. Bazen toplumu eleştirir, bazen de bir siyasi rakibini.Zafer-nâme adlı uzun şiirinde Girit savaşında donanmaya büyük yenilgi yaşatan Ali Paşa'yı över görünerek hicveder.

     "Vermedi ablukada şan-I donanmaya halel

      İngiliz devletine olsa sezadır amiral"

o    (Donanmanın şanını küçük düşürmedi, bundan dolayı İngiliz devletine amiral olsa yaraşır.)

o    Ziya Paşa'nın şairliğinin dışında gazeteciliği ve düzyazı türünde de eserleri vardır.

o    Londra'da Hürriyet gazetesini çıkarmış, bu gazetede çeşitli yazıları yayımlanmıştır.

o    "Rüya" sanatçının düzyazı türünde, siyasi eleştiri niteliği taşıyan eseridir.

o    "Defter-i Âmal"de çocukluk anılarını anlatmıştır. Şair, Rousseau'nun Emile adlı eserini çevirmiştir.

 

NAMIK KEMAL (1840-1888)

o    Tekirdağ'da doğan Namık Kemal'i büyükbabası yetiştirmiş­tir. Büyükbabasının görevi dolayısıyla birçok yeri dolaş­mıştır. Memurluk görevine başladıktan sonra Şinasi ile tanışmıştır. Şinasi'den sonra Tasvir-i Efkâr gazetesinin yö­netimini devraldı. Önce Paris'e oradan da Londra'ya kaçtı. Ziya Paşa ile Hürriyet gazetesini çıkarmışlardır, İstanbul'a döndükten sonra da İbret gazetesinin yönetimini üstlen­miştir.

o    Hem şiir hem düzyazı alanında birçok eseri olan Namık Kemal, neredeyse edebiyatın hemen her türünde eser yazmıştır.

o    Namık Kemal Tanzimat şiirinin en coşkulu ve heyecanlı şairidir. Vatan şairi olarak ün kazanmıştır. Türk okuru "hür­riyet" kavramı ile ilk kez onun şiirlerinde karşılaşır. Namık Kemal gazel, kaside gibi eski nazım biçimleri ile yeni kavram ve konuları işlemiştir. "Hürriyet, vatan, hak, kanun" onun şiirlerindeki temalardır. Şiirlerinde aruz ölçüsünü kul­lanmıştır. Tiyatrolarının içinde geçen bazı şiirlerde, hece ölçüsünü kullanmıştır.

o    Bazı şiirleri şekil bakımından eski, öz bakımından yenidir; sonradan yazdığı şiirler ise hem şekil, hem öz bakımından yenidir. Şiirlerinde sosyal konulara ağırlık verir. Şiiri, düşün­celeri için bir araç olarak görür.

o    Namık Kemal, Divan edebiyatını, abartılı biçimde, şiddetle eleştirir, "kocakarı masalları"na benzetir. Ama şiirlerinin hemen hepsi Divan şiirinin biçimleriyle yazılmıştır.

o    Namık Kemal şiirlerinden çok düzyazı türündeki eserleri ile tanınmıştır. İntibah ve Cezmi adlı iki romanı vardır. Romanlarında romantizmin etkisi görülür.

o    İntibah (1876), edebiyatımızda ilk edebi roman olarak kabul edilir. "Sergüzeşt-i Ali Bey" olarak da tanınan bu romanda Ali Bey adlı bir gencin evlilik macerası anlatılır. Cariyelik konusu üzerinde de durulur. Eser roman tekniği açısından pek başarılı değildir. İyi ve kötü tipler şeytana ya da meleğe taş çıkartacak niteliklere sahiptir. Yazar, kahra­manlara karşı açıkça taraf tutar.

o    Cezmi ise Türk edebiyatında ilk tarihi roman olarak bilinir, İran'da saray çevresindeki taht kavgası konu edilir. Bu romanda da, aşırılıkları olan iyi ve kötü karakterler vardır.

o    Sanatçının 6 tiyatro eseri vardır. O, tiyatroyu "faydalı bir eğlence" olarak değerlendirir. Bu oyunlarda romantizmin etkisi görülür. Yazar, oyunlarında vatan sevgisi, tarihi olay­lar, aile yapısı gibi konuları işler. Vatan yahut Silistre adlı oyununun sahnelenmesi büyük yankılar uyandırmış; bu olaydan sonra yazar sürgüne gönderilmiştir. Ömrünün önemli bir bölümünü Kıbrıs'ta -Magosa'da- geçirmiştir. Celalettin Harzemşah 15 perdelik bir oyundur; oynanmak için değil, okunmak için yazılmıştır. Gülnihal, Âklf Bey, Karabela, Zavallı Çocuk diğer oyunlarıdır. Bunların içinde Gülnihal en başarılı oyunudur.

o    Namık Kemal'in makale, tarih, eleştiri, mektup, anı türünde de eserleri vardır.

o    Barika-i Zafer, Evrak-ı Perişan, Devr-i İstila, Kanije Muhasarası tarih konusundaki eserleridir. Renan Müdafaanamesi İslamiyeti savunan eleştiri türündeki eseridir.

o    Ziya Paşa'nın Harabat'ına karşı yazdığı Tahrib-i Harabat ve Takip de eleştiri türündedir.

 

AHMET MİTHAT EFENDİ ( 1844 – 1912 )

o    Tanzimat döneminde toplum üzerinde en çok etkili olan sanatçıdır. Onun amacı halkı yetiştirmek ve bilgilendirmek­tir. Halka okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışmış, bunda belli ölçüde başarılı da olmuştur.

o    Ona göre edebiyat, bilginlerin ortaya çıkardığı gelişme ve icatları halka duyuran bir araçtır.

o    Ahmet Mithat Efendi kendi kendisini yetiştiren bir sa­natçıdır. Çok zor şartlar altında yaşamını sürdürmüştür.

o    Roman, hikâye, makale, anı, tiyatro, gezi, tarih türünde­ki eserleri ve gazeteciliği ile tanınmıştır. Edebiyat, coğ­rafya, ziraat, iktisat alanlarında eserleri vardır.

o    Edebiyatımızda onun kadar çok yazan bir başka yazar yok­tur. Bu yüzden "yazı makinesi"olarak bilinir. O, eserleriyle toplum için bir "hace-i evvel" (ilkokul hocası) olmuştur. Batıdaki her türlü gelişmeden, teknolojik ürünlerden okurlarını haberdar etmeye çalışmıştır. Bir romanın içinde telefon cihazını anlatırken, bir başkasında yemek tarifi yer alabilir. Her fırsatta halka bir şeyler anlatmaya, öğretmeye çalışır.

o    Eserlerinde edebilik düşüncesine rastlanmaz. Böyle bir şe­ye "kendi kaleminin de, devrin de uygun olmadığını" belir­tir. Eserlerinde halkın anlayacağı sade bir dil kullanır. Ro­manları teknik yönden kusurludur. Olayın akışını kesip ara­ya girdiği olur. Macera, polisiye, aşk, tarih, Batılılaşma özen­tisi, cariyelik olmak üzere hemen her türde roman yazmış­tır. Romanlarında olaylar, bazen yazarın hiç görmediği uzak yerlerde geçebilir. Romanlarının adları bile konuları hakkında ipucu verebilir.

o    Felatun Bey'le Rakım Efendi (alafrangalık özentisi işlenir) Hasan Mellah, Paris'te Bir Türk, Yeniçeriler, Dürdane Hanım, Jön Türk…

o    Yazarın 36 romanı vardır.

o    Toplam iki yüze yakın eseri olan Ahmet Mithat, Batı'daki hikâyelere benzeyen ilk hikâye örneklerini yazmıştır. Hikâyelerini Letaif-i Rivayat adlı kitapta toplamıştır.

o    Yazar, Tercüman-ı Hakikat, Bedir ve Devir gazetelerini çıkarmıştır.

 

AHMET VEFİK PAŞA  (1823-1891)

o    Ahmet Vefik Paşa önemli görevlerde bulunmuş bir devlet adamıdır. Bursa valiliği sırasında bir tiyatro binası yaptır­mıştır; Moliere'den yaptığı çeviri ve uyarlamalar bu tiyatro­da sahnelenmiştir. Memurlarını, tiyatroya gitmeye mecbur tutmuştur.

o    Yazar Moliere'in pek çok oyununu, Türkçeye çevirmiş ya da uyarlamıştır. Bu çevirilerin bir bölümü düzyazı halindedir, bazıları da hece ölçüsü ile manzum haldedir.

o    Don Civanı, Tartüf, Zor Nikahı, Zoraki Tabip, Tabib-i Aşk, Azarya bu çeviriler arasında sayılabilecek eserlerdir.

o    Yazarın Lehçe-i Osmanî adlı sözlüğü vardır.

o    Ebulgazi Bahadır Han'dan çevirdiği Şecere-i Türk adlı eseri vardır. Tarih alanında Hikmet-i Tarih ve Fezleke-i Osmanî adlı eserleri vardır. Ahmet Vefik Paşa sözlüğünde "Türk" sözcüğü üzerinde önemle durmuştur. Batı'ya yöne­len, ancak milliyetçiliği ve Türkçülüğü öne çıkaran bir ya­zardır.

 

ŞEMSETTİN SAMİ   (1850-1904)

o    Türk edebiyatında ilk yerli roman olarak bilinen Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ın yazarıdır.

o    Dil ve sözlük alanındaki çalışmaları ve eserleri ile tanınır. Kamus-ı Türki adlı sözlüğün yazarıdır. Kamus-ı Fransevi ve altı ciltlik ansiklopedik sözlük özelliği taşıyan Kamusu'l-Âlamdiğer önemli yapıtlarıdır.

o    Şemsettin Sami "Sefiller" ve "Robinson" adlı eserleri Türkçeye çevirmiştir. Tiyatro türünde dram olarak yazdığı Besa, Şeydi Yahya ve Gave adlı üç eseri vardır.

o    Yazar, Sabah ve Tercüman-ı Şark adlı gazeteleri çıkar­mıştır.

o    Orhun Yazıtları ve Kutadgu Bilig üzerinde son dönemde çalışmaları olmuştur.

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

İlgili Terimler :
Önceki yazıyı okuyun:
Tanzimat Dönemindeki İlkler

  Tanzimat Dönemindeki İlkler o    İlk roman çevirisi: Telemak (Fenelon) - Yusuf Kamil Paşa o    İlk Roman: Taaşşuk-ı Talat ve...

Kapat