COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER

Ana Sayfa » 9.SINIF » TÜRK EDEBİYATI » 9.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI » COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER
Sitemize 16 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 1.511 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

coşku-ve-heyecanı-dile-getiren-metinler

 

Doğal dil dediğimiz günlük konuşma dili bazen insanın duygu, düşünce, hayal, coşku ve heyecanlarını anlatmaya yetmeyebilir. İşte böyle bir durumda şiir dili devreye girer. Şiir insanın değişen duygu, düşünce ve özlemlerini farklı bir dille söyler. Şair dildeki kelimeleri özenle seçer. Onlara yeni anlamlar yükler. Böylece duygu ve düşüncelerine bir derinlik kazandırmış olur.

Bunu yaparken de “imge”den yararlanır.

 

Şimdi “imge”yi daha iyi kavrayabilmek için değişik tanımlamalara göz atalım.

 

Şiirde İmge
İmge, şiirde anlama ulaşma yolunu daha etkili ve canlı hale getiren, anlamla başka şeyler arasında ilinti kuran bir zihinde canlandırma biçimidir. Bir bakıma bir hayal yaratmadır. Hayal söz konusu olduğu için seçilen şeyler dünyada varolan bildik cisimler ya da olaylar olmak zorundadır. Şiirin de kullandığı asıl madde insan yaşantısı olduğu için bu yaşantıyı şiirleştirmek işi imgeye düşer. O zaman şair kullandığı sözcüklerle algıların zihindeki bazı resimlerle eşleşmesini sağlar. Bunu başarabilen bir imgeye de biz iyi imge diyebiliriz.

İMGE

1 .     Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, düş, hayal, hülya.
2 .     Genel görünüş, izlenim, imaj.
3 .    ruh bilimi  Duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri, hayal, imaj.
4 .    ruh bilimi  Duyularla algılanan, bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar, hayal, imaj.

 

Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük’ten alınmıştır.

 

 

İmge, zihnin herhangi bir şeyden edindiği tasarım, düşüncedir.( Descartes)

 

İmge, İnsan bilincinden bağımsız olarak var olan nesnelerin/nesnel gerçeklerin zihnimize yansımasıdır.

İmge,  fotoğrafik bir canlandırmadır.

 

İmge,  Kelimelerin anlamlarının zihinde görüntüye dönüştürülmesidir.

 

Şiirde imge nasıl kullanılır örnekle açıklayalım. Koyu yazılan mısralarda imge söz konusudur.

 

 

Sen geldin benim deli köşemde durdun
Bulutlar geldi üstünde durdu
Merhametin ta kendisiydi gözlerin
Merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu

Bulutlar geldi altında durduk

Konuştun güneşi hatırlıyordum
Gariptin yepyeni bir sesin vardı
Bu ses öyle benim öyle yabancı
Bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı

 

 

 

Dişlerin öpülen çocuk yüzleri
Güneşe açılan küçük aynalar
Sert içkiler keskin kokular dişlerin
İçinden geçilen küçük aynalar

Ve güldün rengarenk yağmurlar yağdı
İnsanı ağlatan yağmurlar yağdı
Yaralı bir ceylan gözleri kadar sıcak
Yaralı bir ceylan kalbi gibi içli bir sesin vardı        
( Sezai Karakoç)

 

 

Ünite II: COŞKU ve HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER – Şiir inceleme yöntemleri 

 

 

Şiir inceleme yöntemleri:

Zihniyet: Bir dönemdeki sosyal, siyasi, idari, adli, dini, ticari hayatın birlikte oluşturduğu ortamdır.(genel tanım)

 

a) Şiir ve zihniyet

Şairin şiirini yazdığı dönemde hakim olan düşünce sistemine “ zihniyet” denir. Her şair yaşadığı dönemdeki zihni yapıdan etkilenir ve bunu eserlerine yansıtır.

* Dolayısıyla bir şiir incelenirken, o şiirin yazıldığı dönemin ve şairin özelliklerini göz önüne almalıyız.

 

b) Şiirin ahenk ( Ses ve Ritm) özellikleri

 

Ahenk: Kelimelerin birbiriyle ses ve anlam bakımından etkileyici bir bütün oluşturmasıdır.

Ahenk, kelime olarak “uyum” anlamına gelmektedir.  Şiirde ahenk; ustaca kullanılan ses akışı, söyleyiş, ritim, ölçü ve her türlü ses benzerliğiyle sağlanır.

 

İç ahenk: Konunun işlenişinden ve kelimeler arasındaki ses uyuşmasından ileri gelen ahenktir.

Dış ahenk: Ölçü, redif ve uyak gibi şiirin dış unsurlarının oluşturduğu ahenktir.

Vurgu:

Bir kelimede hecelerden birinin daha baskılı, daha kuvvetli söylenmesidir. Vurgu hem kelimenin anlamını güçlendiren hem de şiiri ahenkli kılan bir unsurdur. Vurgu şiirin ahengini ve etki gücünü arttırır.

 

Tonlama: Anlatılmak istenen duygu veya düşüncenin daha etkili ifade edilebilmesi için ses tonunu değiştirerek okumaya “ tonlama” denir. Tonlama dilin doğal özelliği değildir. Okuyucu ses tonunu metnin içeriğine uygun şekilde yükseltir ya da azaltır. Böylece acıma, üzüntü, özlem, hayranlık, sevgi, korku gibi duygular belirginleştirilmiş olur.

 

Ölçü ( Vezin)

Ahengi sağlamak, şiire belli bir düzen vermek için şiirlerde çeşitli ölçüler kullanılır. .

 

Türk edebiyatında iki önemli ölçü kullanılmıştır. Bunlardan birincisi atlı bozkır kültüründen  bu yana kullanılan “hece ölçüsü” , diğeriyse klasik edebiyata ait olan “ aruz ölçüsü”dür.

 

Hece ölçüsü:

Şiirdeki tüm dizelerin hecelerinin sayıca eşit olma kuralına dayanır.

Başka bir ifadeyle, şiirin dizelerinde bulunan hecelerin sayıca veya yapıca benzerlik göstermesidir.

Hece ölçüsü, Türk Halk şiirinde kullanılan ölçüdür. Dizelerdeki hece sayıları birbiriyle eşittir. Yani bir dizede on üç hece varsa, ikinci, üçüncü ve dördüncü dizeler de on üç hece olmalıdır. Bir halk şiirinde tek bir ölçü vardır. Bütün şiirdeki dizelerin hece sayısı denktir. Bazen yedi, bazen sekiz bazen de on bir veya on üç olabilir.

Karacaoğlan’ın şiirlerinden birindeki hece ölçüsünü gösterelim. 

 

E-la göz-lüm ben bu il-den gi-der-sem          = 11 hece

Zül-fü pe-ri-şa-nım kal me-lul me-lul            =11hece

Ke-rem et ak-lın-dan çı-kar-ma be-ni            =11hece

Ağ-la göz ya-şı-nı sil me-lul me-lul                 =11hece

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aruz Ölçüsü

Aruz vezni, hecelerin açık ve kapalı oluşlarına göre oluşturulmuş bir vezindir. Aynı hece düzeninin tekrarı , şiiri içinde bir melodi ve ritm oluşturur. Yeri gelmişken, aruz şiiri musikiye yaklaştırır, diyebiliriz. İşte , aruz gücünü bu söyleyiş güzelliğinden alır.

 

Bu ölçü, hecelerin son sesinin ünlü veya ünsüz olmasına dayanır.

Ünlü ile biten heceye açık, ünsüzle veya uzun ünlüyle biten heceye kapalı hece denir. Açık hece (.), kapalı hece (_) işaretiyle gösterilir.

Buna göre:

Fâ-i-lâ-tün        Fâ-i-lâ-tün                    Fâ-i-lâ-tün                    Fâ-i-lâ-tün
.   .   _  _             .   .   _  _      .   .   _  _                                .   .   _    _

Ölçüsü bu şekilde gösterilir.  Bu ölçüyle oldukça başarılı şiirler yazmış olan şairlerimizden Fuzuli’nin bir ikiliğini bu ölçüye göre gösterelim.

 

Meni candan /usandırdı /cefadan yar /usanmaz mı
.   .   _  _             .   .   _  _      .   .   _  _       .   .   _    _

Felekler yan/dı âhımdan mu/radın şem’i/ yanmaz mı
.   .   _  _             .   .   _  _      .   .   _  _            .   .   _    _

 

Aruz ölçüsü Cumhuriyet Edebiyatı ile terk edilmiştir. Bu ölçünün kullanıldığı edebiyata “Divan Edebiyatı” ya da “Klasik Türk Edebiyatı” denir.

 

Serbest Ölçü

Serbest ölçü adından da anlaşılacağı gibi ne kafiye ne de ölçü kullanılan şiirdir.  Bu kurallardan tümüyle uzaklaşmış şiir, 19. yüzyıldan sonra dünyada, 20. yüzyıldan itibaren Türk Edebiyatı’nda yaygınlaşmıştır. Orhan Veli Kanık’ın “Ağacım” adlı şiiri bu ölçüye güzel bir örnektir:

 

AĞACIM

Mahallemizde
Senden başka ağaç olsaydı
Seni bu kadar sevmezdim.
Fakat eğer sen
Bizimle beraber
Kaydırak oynamasını bilseydin
Seni daha çok severdim.
 

 

Şiirde Tema:

 

Şiirde dile getirilen duygu, düşünce ve hayale “tema” denir. Şiir bir düşünce yazısı olmadığı için “tema” sözünden daha çok eserde dile getirilen duygu ve hayali anlamaıyız. Bu tema kimi zaman bir aşk, ayrılık acısı, ölüm korkusu gibi bireysel duyuşlar kimi zaman  başka insanlar için duyulan ıstırapların yer aldığı toplumsal konuları içerebilir.

 

Şiirde Gerçeklik:

 

İnsan çevresinde olup bitenleri önce algılar sonra bu algıladıklarını düşünce süzgecinden geçirir. Böylece ortaya bir gerçeklik çıkar. Bu gerçeklik kişiden kişiye değişmez. Ancak şiirde ve sanatta bunun değiştiği görülür. Şiirdeki gerçeklik somut bir anlayışla sınırlı değildir. Şiirde yaşadıklarına sezgilerini, tasarılarını ve izlenimlerini de katar. Amacı “her okuyan farklı şeyler anlasın” olan şair kelimelere yeni anlamlar yükler. İşte bu şekilde şiirde farklı bir gerçeklik ortaya çıkar. Çünkü şair gerçek olana yorumlarını katarak onu değiştirecektir.  Şiirde gerçeklik yaşananın ya da görülenin betimlenmesidir. Şiirdeki gerçeklik olumlu ve olumsuz durumları yansıtabilir.

 

Şiir ve Gelenek:

 

Geçmişte insanoğlu tarafından meydana getirilen her şey geleceğe aktarılır. Bu aktarıma genel anlamda “kültür” diyoruz.kültürün oluşmasında geçmiş dönemdeki zevk ve anlayış, görgü ve bilgi birikimi önemli rol oynar. Bunların geçmişten geleceğe aktarılması da gelenektir. Yani şiir geçmişteki şiir yazma şekillerinden etkilenir.(daha iyi anlaşılması için bu notlar içinde yer alan “metin ve gelenek” konusuna bakınız.)

 

Şiir ve Yorum:

 

Şiir okuyucunun kültürüne, anlayışına, zevkine, içinde bulunduğu duruma ve psikolojik haline göre yeni anlam değeri kazanır. Çünkü şiirler yan anlam değeri açısından güçlüdür. İşte bu yüzden okuyucu metni kendi birikimlerine, kültürüne, zevkine ve hayal gücüne göre anlamdırır ve bu anlamlandırmaya “yorum” denir. Şiiri yorumlayabilmek için; şiirin yapısal özelliklerini, dil ve üslubunu belirlemek ayrıca şairin hayatı hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.

 

Metin ve Şair:

 

Şair ve onun ortaya koyduğu metin arasında bir ilişkinin olmaması düşünülemez. Şiirde şairin ruh halini, sanat ve zevk anlayışını, kültür birikimini ve hayat anlayışını görürüz. Yani şiirlerde şairlerin kendilerine ve dış dünyaya ait gerçeklikleri değiştirilmiş olarak görürüz.

 

Manzume ve Şiir:

 

Manzumeler genellikle didaktik amaçla yazılan vezinli(ölçülü) ve kafiyeli sözlerdir. Şiir olmadıkları halde, dizeler halinde yazılır. Ezber kolaylığı sağlandığı için bu şekil ortaya çıkmıştır. Manzumelerde şiirdeki şekil unsurları bulunmasına rağmen, derin anlam, duygu, söz sanatları ve diğer şiirsel unsurlar yoğun değildir.

  • Manzume düz yazıyla ifade edilirken, şiir edilemez
  • Manzumelerde olay örgüsü vardır, şiirde yoktur.
  • Manzumelerde yaşanmış ya da yaşanabilir olaylar varken, şirde duygu ve çağrışım vardır.
  • Manzumelerde gerçek anlam, şiirde ise çok anlamlılık vardır.
Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

İlgili Terimler :
Önceki yazıyı okuyun:
Nazım Birimi, Beyit, Kıta, Bent

Nazım    Nazım Birimi (tanım1)     Şiirde en küçük anlam bütünlüğünü sağlayan ve kendi içinde bağımsız dize topluluğu.   Nazım Birimi...

Kapat