CUMHURİYET DÖNEMİNDE COŞKU VE HEYECANA BAĞLI METİNLER (Şiir) ( Reyhan Dinç )

Ana Sayfa » 12.SINIF » TÜRK EDEBİYATI » 12.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI » CUMHURİYET DÖNEMİNDE COŞKU VE HEYECANA BAĞLI METİNLER (Şiir) ( Reyhan Dinç )
Sitemize 16 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 770 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

 

CUMHURİYET-DÖNEMİNDE-COŞKU-VE-HEYECANA-BAĞLI-METİNLER-(Şiir)-(-Reyhan-Dinç-)

SERBEST NAZIM VE TOPLUMCU ŞİİR

FÜTÜRİZM

İtalyan şair Marinetti (1876 – 1944)'nin 1909'da Fransa'da yayımladığı bildirgesiyle orta­ya çıkan bu akım, yaşamın sürekli ve hızlı bir de­ğişim içinde olduğunu, sanatın da bu değişime ve hıza ayak uydurması gerektiğini savunur. "Manifesto Futurista" adı verilen bu bildiride şu düşünceler savunuluyordu:

"Bizler, müzeleri, kütüphaneleri yerle bir edip ahlakçılık gibi bütün yararcı korkaklıklarla savaşacağız. Biz dünyadaki gerçekten sağlıklı tek şeyi, yani savaşa ve ölüme götüren güzel düşünceleri yüceltiyoruz."

Fütürizm, (gelecekçilik) geleneksel sanat an­layışına karşı çıkarak, yeni anlatım yollarının ve biçimlerinin bulunması gerektiği görüşünü benim­ser; sanatın her dalına makineyi, hızı ve dinamiz­mi sokmak ister. Fütürizm, bir bakıma makineye olan hayranlığın türküsünü söyler, ölçülü, uyaklı şiiri reddeder. Serbest nazım biçimleriyle ve yep­yeni sözcüklerle eserler vermeyi amaçlar; gele­neksel dilbilgisi kurallarını dışlar.

Fütürist şairler geçmişe ait tüm değerleri yık­mak istemişler; geleneksel olan her şeye karşı çıkmışlardır. "Makineleşmeye hayranlık", "hız", "ataklık","gemilere, trenlere, uçaklara övgü","sa­vaşın güzelliği" temaları fütürist şairlerin başlıca dayanakları olmuştur.

Fütürizm resim, heykel, mimarlık alanlarını da etkilemiş, ancak uzun ömürlü olmamış ve I. Dünya Savaşı'ndan sonra yerini Dadaizme bırak­mıştır. Bu akım, İtalyan milliyetçiliğine ve askeri işgalciliğine çanak tutmuş; Rusya'da Marksist şa­irler tarafından benimsenmiştir.

Temsilcileri: Marinetti,  Mayakovski

Türk Edebiyatında: Nazım Hikmet

PİSTON

Gürültüler arasından

Dan… Dan…

Gelir bir ses uzaktan

Makinenin gürültüsü

Pistonun gümbürtüsü

Piston… Ton… Ton… Ton

Piston… Pis…Ton…             (F.T. Marinetti)

SERBEST NAZIM VE

 NAZIM HİKMET'İN BAŞARISI

"Nâzım Hikmet şair olarak adını ilkin Hececiler çevresinde duyurmuş olsa da temelde onlardan çok ayrı bir anlayışın sanatçısıydı. Hece ölçüsünde yazdığı şiirlerinde, Namık Kemal, Tevfik Fikret, Mehmet Akif, Mehmet Emin gibi şairlerin toplumsal görüşlerini, siyasal düşüncelerini savunuyordu. İşgal altındaki bir ülkede, halkı işgalcilere karşı kışkırtıcı şiirler yazan bir direnişçiydi. Bolu'dan Moskova'ya hececi bir şair olarak gitmişti; dönüşünde, özellikle 1920'lerin ikinci yarısında yazdıklarıyla Türkçede 'yepyeni bir şair' olarak nitelenmeye başlandı. 'Serbest Nazım' diye adlandırılan yeni bir tarzın öncüsüydü.

"Basamaklı dizeler, serbest uyaklar, gerçi getirilen yeniliğin dış biçimde olduğu izlenimini veriyordu, ama asıl yenilik içerikteydi : Şiirin alışılmış konularının, temalarının dışına taşılmış, bunun sonucu olarak da dil, ton, ritim, söyleyiş değişmişti. "Çok aşırı görünen bir yeniliğin böylesine kolay benimsenmiş olması Nâzım Hikmet'in Türk şiir geleneğine bağlılığından, bu geleneği çok iyi özümlemesinden doğmuştur.

"Nâzım Hikmet Türk şiirinde en göze batan biçimsel devrimi yapmış olan şairdir. Şiiri siyasal bir kavga aracı sayması, bunu açıkça söyleyerek başarılı örneklerini vermesi de elbette yazın dünyamız için etkili bir yenilikti. Ama ondan önce de, Namık Kemal, Tevfik Fikret, Mehmet Âkif gibi ünlü şairler toplumsal, siyasal, güncel sorunları doğrudan ele alan şiirler yazmışlardı. Nâzım Hikmet'in şiiri siyasal düşüncelerini savunmak için kullanışında onlara benzemeyen yan toplumsalcı oluşudur. Biçim alanında gerçekleştirdiği yenileşme ise şiirimizin bütünü için kökten bir dönüşüme yol açmıştır…

Bugün 'özgür koşuk' dediğimiz 'serbest Nazım' kesinlikle ölçüsüzlük değildi. Yer yer gene hece kalıpları kullanılıyordu. Ama kurallara bağlı kalınmadan, 'serbest' olarak davranılıyor, kalıptan kalıba geçiliyor, ya da hiçbir kalıba uyulmuyordu. Sözcüklerin birbirine bağlanışı, vurgular, harflerin sesleri, dilin müziği, bütün bunları saran bir uyum şairin işçiliğindeki en belirgin özelliklerdi. Başka bir söyleyişle, Türk şiirinde en göze batan biçimsel devrimi yaparken, Nâzım Hikmet şaire bir eylemci olarak yığınları kışkırtma görevini veriyordu.

Yakın tarihin bir panoraması niteliğindeki Memleketimden İnsan Manzaraları şiir, tarih, roman, öykü, oyun, senaryo türlerini birleştiren 'yeni bir anlatı türü' niteliğindedir.

ŞİİR:

835 Satır (835 Satır; Jokond ile Sİ-YA-U; Varan 3; 1+1=1; Sesini Kaybeden şehir)

Benerci Kendini Niçin Öldürdü (Benerci Kendini Niçin Öldürdü; Gece Gelen Telgraf; Portreler; Taranta-Babu'ya Mektuplar; Simavne Kadısı Oğlu şeyh Bedreddin Destanı; şeyh Bedreddin Destanı'na Zeyl)

Kuvâyi Milliye (Kuvayi Milliye; Saat 21-22 şiirleri; Dört Hapisaneden; Rubailer)

Yatar Bursa Kalesinde, Memleketimden İnsan Manzaraları , Yeni Şiirler , Son Şiirleri , İlk Şiirler

La Fontaine'den Masallar
OYUN:

Kafatası (Ocak Başında; Kafatası; Bir Ölü Evi; Unutulan Adam; Bu Bir Rüyadır)

Ferhad ile Şirin (Yolcu; Ferhad ile şirin; Sabahat; Enayi)

Yusuf ile Menofis (Allah Rahatlık Versin; Evler Yıkılınca; Yusuf ile Menofis; İnsanlık Ölmedi Ya; İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu?)

Demokles'in Kılıcı (İstasyon; İnek; Demokles�in Kılıcı; Tartüf – 59)

Kadınların İsyanı (Kadınların İsyanı; Yalancı Tanık; Kör Padişah; Her şeye Rağmen)

ROMAN-ÖYKÜ-MASAL:

Kan Konuşmaz , Yeşil Elmalar , Yaşamak Güzel şey Be Kardeşim , Hikâyeler, Çeviri Hikâyeler, Masallar
YAZILAR:

Sanat, Edebiyat, Kültür, Dil,

Yazılar (1924-1934), Yazılar (1935), Yazılar (1936)

Yazılar (1937-1962), Konuşmalar
MEKTUPLAR:

Nâzım ile Piraye , Cezaevinden Memet Fuat'a Mektuplar

 

MİLLİ EDEBİYAT ZEVK VE ANLAYIŞINI SÜRDÜREN ŞAİRLER

Beş Hececiler (Faruk Nafiz Çamlıbel, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç) +  Kemalettin Kamu, Arif Nihat Asya, Ahmet Kutsi Tecer, Zeki Ömer Defne, Orhan Şaik Gökyay 

         (Tıpkı Beş Hececiler gibi bu beş isim de çoğunlukla hece ölçüsünü kullanarak Anadolu insanını ve coğrafyasını milli bir duyarlılıkla ele almışlardır.)

KEMALETTİN KAMU (1901-1948)

Kemalettin Kamu, şiire 1919'da Büyük Mecmua'da şiirlerini yayımlatarak başlamıştı. Kurtuluş Savaşı yıllarında Dergah dergisinde yazdığı şiirlerle ün kazandı. Varlık ve Oluş dergilerinde de şiirlerini yayımladı. Başlangıçta aruz ölçüsü ile yazan Kamu daha sonra hece ölçüsüyle ve sade bir dille Milli Edebiyat akımına bağlı yurt sevgisi, gurbet, aşk konularını işleyen şiirler yazmıştı. Şiirleri ölümünden sonra Rifat Necdet Evrimer tarafından "Kemalettin Kamu, Hayatı, Şahsiyeti ve Şiirleri" (1949) adlı kitapta toplandı.
Kemalettin Kamu, İstanbul'un müttefikler tarafında fiilen işgal günü olan 16 Mart faciası karşısında "Gurbet" şiirini yazdı. O kara günlerde gurbet acısını en iyi duyan ve duyuran Kemalettin'e "Gurbet Şairi" denilmektedir. Gurbet şiirinde;
"Ben gurbette değilim, gurbet benim içinde" der.
İzmir düşman tarafından işgal edilince şair "Türk'ün İlahisini" yazdı. Kemalettin Kamu "İstiklal Ordusu Şehitlerine" şiirini de yazdı. Bu şiirde temiz bir dil güzel bir ahenk ve içli bir şairin en samimi duyguları hakimdir.
Eserleri
Gurbet, Hicret, Kimsesizlik, Seneler, Türkün Duası, Zafer, Erzurum, Dadaş, Tuna, Dumlupınar Yolunda, Ağıt İstiklal Ordusu Şehitlerine adlı şiirlerİ yazmıştır.

 

ARİF NİHAT ASYA (1904 -1957)

Öğretmenlik yaptığı yıl­larda Anadolu'nun birçok yerini tanıyan, bir ara Adana milletvekillisi ya­pan Arif Nihat Asya, ede­biyatımızda "Bayrak Şa­iri" olarak tanınmıştır.

Heceyle, aruzla ve ser­best ölçüyle şiirler yazan Asya, milli konuları İnce bir duyarlılıkla İşle­miştir. Din ve kahramanlık duygusu şiirlerin­de çok belirgindir. Son derece sade bir dille yazan şair, dil es­tetiğine çok önem vermiştir. Sanatçının şiirlerinde epik, lirik ve didaktik özellikler görülür. Düzyazı alanında da eserleri vardır.

Şair, Osmanlı tarihine son derece hayrandır. Onda, İslâm inancı ile Türklük şuuru bütünleşmiştir. Tarihimize ve kültürümüze dair her şeyi büyük bir heyecanla işlemiştir. Arif Nihat; sâde milliyetçi değil her şeyi ile millî bir şairdir.

Eserleri:

Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor (şiir), Rubaiyyat-ı Arif (şiir)

Kubbe-i Hadrâ (şiir), Kökler ve Dallar (şiir), Dualar ve Âminler (şiir)

 

 

AHMET KUTSİ TECER  1901 1967

*Duygulu ve memleket şiirleri ile tanınır.

*Şiirlerinde Anadolu halk motiflerini işlemiştir.

*Hece ölçüsüne yeni biçimler eklemiştir.

*Avrupai şiir anlayışında, aşık tarzı söyleyişe yönelmiştir.

*Şiirlerinde iç duygu ve bununla birlikte gelişen hafif sesli bir musiki havası vardır.

*Halk edebiyatı üzerine araştırmaları önemlidir.

o    Edebiyatımıza Aşık Veysel'i kazandırmıştır.

ESERLERİ:

2002 yılında Kültür Bakanlığı tarafından Tecer'in Bütün Şiirleri yayınlanır. Ahmet Kutsi, şiirlerini hece ölçüsünde ve yalın bir dille yazmış. Aşk, doğa, ölüm, özlem gibi konuları işlemiştir.

En çok bilinen "Orada Bir Köy Var Uzakta" adlı şiirini babasının memleketi olan Apçağa Köyü (Erzincan/Kemaliye) için yazmıştır.

1940 yılında yayınlanan Köylü Temsilleri adlı kitabı seyirlik oyunlarımız üzerine yazılmıştır.Bir kaç defa yayınlanan eser,büyük yankılar uyandırmıştır.

Tiyatro Eserleri

Tecer, tiyatro oyunları yazarak Türk Edebiyatı'ndaki büyük bir boşluğu doldurmuştur ve tiyatrocu kimliğini ispat etmiştir.

Köşebaşı, Koçyiğit Köroğlu, Yazılan Bozulmaz, Bir Pazar Günü, Satılık Ev

 

ZEKİ ÖMER DEFNE (1903 – 1992)

 

Anadolu'yu şiirlerinin ana teması olarak aldı. Yurt güzellemeleriyle tanındı. Yazdığı yurt güzellemeleri şiirlerinde Erzurum, Eğin, Ilgaz, Isparta, Bursa, İstanbul, Konya illerini çeşitli özellikleriyle tanıttı.

Güçlü bir anlatıma ve duyarlığa sahip olan şiirleri ancak 1970'lerden itibaren kitaplaşmaya başlamıştır.

Zeki Ömer Defne, Aralık 1992'de yaşama gözlerini yumdu.

  • Denizden Çalınmış Ülke (1971)
  • Sessiz Nehir (1985)
  • Kardelenler (1988)
  • Dede Korkut Hikayeleri Üzerinde Edebi Sanatlar Bakımından Bir Araştırma (1994)

 

ORHAN ŞAİK GÖKYAY ( 1902 -1994).

Edebiyat tarihi ve dil araştırmacısı, şair.

Edebiyat Fakültesini bitirdikten sonra Kastamonu, Malatya, Edirne, Ankara, Eskişehir ve Bursa'da edebiyat öğretmenliği yaptı. "Bu Vatan Kimin" şiirini Bursa'da iken yazdı. Milli duyarlılığı işleyen epik şiirleriyle tanınır.

Bazı Eserleri

  • Dede Korkut (İstanbul, 1938)
  • Dedem Korkut'un Kitabı(İstanbul, 1973)
  • Katip Çelebi'den Seçmeler (İstanbul, 1968)
  • Destursuz Bağa Girenler (Dergâh yayınları, İstanbul 1982)

 

GARİP HAREKETİ (1. YENİ)

(1941-1954)

*1940'ta Garipçiler adıyla çıkan topluluğun ortaya koyduğu bir sanat anlayışıdır.

* Şiirde her türlü kurala ve belirli kalıplara karşı çıkmışlardır.

*Şiirde ölçü, kafiye ve dörtlüğe karşı çıkmışlardır.

*Şiirde şairaneliği, mecazlı söyleyiş ve sanatları kabul etmediler.

*Süslü, sanatlı dile karşı çıkıp sade bir dil kullandılar.

*Şiirde o güne kadar işlenmedik konuları ele aldılar.

*Konuşma dili ile günlük sıradan konuları işlediler.

*İşledikleri konular günlük hayattan sıradan insanların problemleri, yaşama sevinci ve hayattaki bazı garipliklerdir.

*Halk deyişlerinden yararlanmışlar, toplumsal yergiye yer vermişlerdir.

Garipçiler: Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat Horozcu'nun oluşturduğu bir topluluktur.

 

ORHAN  VELİ  KANIK (1914-1950)

*Türk şiirinde iki arkadaşıyla birlikte büyük bir atılım yapmış, yeni bir anlayışın öncüsü olmuştur.

*1941'de arkadaşlarıyla birlikte yayımladıkları Garip adlı şiir kitabı ve yazdığı önsöz, Türk şiirinde günden güne donmuş olan eski değerleri yıkmış, şiire başka bir açıdan bakılmasını sağlamıştır.

*Şiire getirdiği ilkeler :

-Ölçüye baş kaldırıp serbest yazmak

-Kafiyeyi şiir için gerekli görmekten vazgeçmek

-Şairane duyuları, parlak görüntüleri şiirden silmek

-Şiiri hayal gücünün kapalı duvarlarından kurtarıp gerçek hayata çıkarmak, yapmacıksız tabii bir söylentiyle, günlük yaşayış içinde halktan insanları yakalamak. Her çeşit kelimeyi konuyu şiire sokmak, halk deyişlerinden yararlanmak ve toplumla ilgili yergiye yer vermek

ESERLERİ:

Şiirleri: Garip,Vazgeçemediğim, Destan Gibi , Yenisi, Karşı

Nesirleri: Sanat ve Edebiyatımız, Bindiğimiz Dal

OKTAY RIFAT HOROZCU (1914-1988)

*Garip akımının temsilcilerindendir.

*Başlangıçta, yeni bir hava içinde, güçlü aşk şiirleri; toplumcu sanat ilkesinden hareketle halk deyimi ve söyleyişlerinden masal ve tekerlemelerden faydalanarak başarılı taşlamalar; sosyal şiirler yazdı. Perçemli Sokak adlı kitabıyla birlikte şiir anlayışında büyük değişiklik olmuş soyut şiire kaymıştır.

*Son şiirlerinde öz ve biçim yoğunlaştırmalarıyla estetik planda yeni ve güçlü bir şiir estetiği yakalamıştır.

ESERLERİ :

Şiirleri; Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üzerine Şiirler, Güzelleme, Karga İle Tilki, Aşk Merdiveni, Denize Doğru Konuşma, Dilsiz ve Çıplak, Koca Bir Yaz

 

MELİH CEVDET ANDAY (1915- 1986)

*Garip akımının temsilcilerindendir.

*Şiirlerinde toplumsal gerçekliği inceler.

*Daha sonra ilk şiirlerindeki romantizmden sıyrılarak duygulardan çok aklın egemenliğine, güzel günlerin özlemine bırakır.

*Söz oyunlarında arınmış yalın bir dil vardır. Düz yazılarında ise yoğun bir düşünce, şiirsel, esprili, özlü bir dil vardır.

*Fıkra, makale, gezi, roman, tiyatro ve şiir yazmıştır. Çevirilerde yapmıştır.

ESERLERİ :

Şiirleri: Garip, Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafname, Yanyana.

Denemeleri – Çevirileri; İngiliz Edebiyatından Denemeler

Tiyatroları :  Komedya, İçerdekiler, Gizli Emir.

 

GARİP DIŞINDA YENİLİĞİ SÜRDÜREN ŞİİR

Garip Hareketi'nin etkisinin sürdüğü yıllarda şiiri onlar kadar bayağılaştırmak istemeyen, her biri kendine özgü şiir tarzını oluşturmuş aşağıdaki şairler şiirdeki lirizmi kaybetmeden yeniliği sürdürmüşlerdir. 

 

1. ATTİLA İLHAN (1925 -2005)

Günümüz şairlerinden olan Attila İlhan yüksek öğrenimini yarıda bırak­mış, bir süre gazetecilik yapmış, yazarlıkta karar kılmıştır. Adını 1946 CHP şiir ya­rışmasında   ikinci   olan "Cebbaroğlu   Mehemmed" duyurmuştur. Şiir, roman, eleştiri alanında eserler vermiş­tir.

Şiirlerinde romantik bir duyarlıkla toplumsal gerçekçilik açısından çağımıza, yaşadığımız günlere bakar. İnançlarında ayak direyen, sert çıkışlar yapan, gerçeklerden çok anılara sığınan bir karakter yapısı vardır. "Serüven tutkunu" bir şair olan Attila İlhan en çok aşk, intihar, içki, ölüm, kav­ga, kahramanlık… temalarını işler. 1952'de çıkan Mavi dergisiyle birlikte Türk şiirinde yeni bir eğilim ortaya çıktı. Attilâ İlhan, yazılarıyla bu eğilimi metot hareketine dönüştürmeye çalıştı. Mavi, hürriyet ve barışı temsil eden bir renktir. En büyük tepkisi de Garipçiler'edir.

Şiirlerinde Divan şiirinin biçim özelliklerin­den, imgelerinden de yararlanır. Canlı konuşma diline, argoya, halk deyimle­rine geniş ölçüde yer vermiştir.

Eserleri:

Duvar (şiir) Sisler Bulvarı (şiir) Yağmur Kaçağı (şiir) Ben Sana Mecburum (şiir) Bela Çiçeği(şiir) Vaşak Sevişmek (şiir), Elde Var Hüzün (şiir,

Sokaktaki Adam (roman), Zenciler Birbirine Benzemez (roman), Kurtlar Sofrası (roman),Bıçağın Ucu (roman), Sırtlan Payı (roman, Fena Halde Leman (roman, Dersaadet'te Sabah Ezanları (roman)

 

2. FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA (1914 -2008)

Cumhuriyet döneminin önemli şairlerinden olan Fazıl Hüsnü öğrenimini Anadolu'nun değişik yerlerinde sürdürmüş, su­baylık yaptığı yıllarda ise Anadolu'yu daha iyi tanı­ma fırsatı bulmuştur. Sanatçı,  iç ve dış ger­çeklere bakarak, bilinçaltına yönelerek şiire yeni ürperişler getirir.

Şiirleri devamlı gelişme gösterir. Kurallı bi­çimlerden serbest biçimlere, anlamlı özler­den en yalın anlamlara varan şiir türlerini de­ner. Her şiirinde bir "yeni"yi dener gibidir. Genellikle epik – dramatik, lirik – didaktik ve toplumsal gerçekçi anlayıştadır. Şiir dili en son türetilen Türkçe sözcüklerle doludur.

Eserleri:

Havaya Çizilen Dünya (şiir, Çocuk ve Allah (şiir), Çakırın Destanı (şiir, Üç Şehitler Destanı (şiir, Türk Olmak (şiir), Yedi Memetler (şiir), İstiklal Savaşı- Samsun'dan Ankara'ya, İstiklal Savaşı- İnönüler, Sivaslı Karınca, İstanbul-Fetih Destanı, Anıtkabir, Asu, Delice Böcek, Batı Acısı , Mevlana'da Olmak (Gezi) , Hoo'lar , Cezayir Türküsü (Fransızca, İngilizce ve Arapça çevirileriyle birlikte), Çanakkale Destanı, Kubilay Destanı, 19 Mayıs Destanı, Hiroşima (Fransızca,İngilizce çevirileriyle, 1970), Malazgirt Ululaması, Kınalı Kuzu Ağıdı, Çukurova Koçaklaması, Nötron Bombası, Yunus Emre'de Olmak , Dildeki Bilgisayar . . .

 

3. BEHÇET NECATİGİL (1916 -1979)

İlk şiirleri Varlık dergisin­de çıkan öğretmen şair Behçet Necatigil, Cum­huriyet döeminin kendine özgü bir çizgisi olan şair­lerindendir. Rahat, gösterişe kaçma­yan,  sembollere dayalı, şiir geleneklerini gözeten bir anlayıştadır, önce Garipçi çizgide yürü­yen Necatigil, sonra onlardan ayrılmıştır.

Şiirlerinde kendi evinden başlayarak öteki evleri, sokağı, çevreyi, giderek dış dünyayı ve toplumu sorunlarıyla anlatmıştır.

Hem hece ölçüsüyle hem de serbest ölçüyle yazmıştır. İlk şiirleri anlamca açık, sonrakiler kapalıdır.

Şiir dışında İnceleme, çeviri, radyo oyunu alanlarında da eserleri vardır.

Eserleri:

Kapalı Çarşı (şiir), Evler (şiir), Arada (şiir), İki Basma Yürümek (şiir), Çevre (şiir), Eski Toprak (şiir), Dlvançe (şiir), Edebiyatımızda İsimler Sütlüğü (inceleme), Edebiyatımızda Yazarlar Sözlüğü (İnceleme)

 

4. CAHİT KÜLEBİ (1917 – 1997)

Öğretmenlik yaptığı yıllarda Anadolu'yu tanı­yan Cahit Külebi,  memleketçi şiirimize yeni bir ses getirmiştir,

Şiirlerinde derin bir Anadolu sevgisi vardır; İyimser, açık ve gerçekçi bir bakışla Anado­lu'ya eğilmiştir. Şiirlerinde temiz bir Türkçe, Karacaoğlan'ı andıran bir içtenlik görülür.  Hayale pek yer vermez, gerçekçi bir anlayış­la yazmıştır. Onu "gerçekçi – romantik" bir şair olarak niteleyebiliriz.

 

Eserleri: Adamın Biri (şiir) , Rüzgar (şiir, Atatürk Kurtuluş Savaşı'nda (şiir) Yeşeren Otlar…(şiir)

 

5. CAHİT ZARİFOĞLU (1940-1987)

 

 

İlk şiirlerinde ikinci yeni akımının etkileri görülür. Madde-ruh çatışması, "Batı diktasına karşı Doğu protestosu" temalarını işledi. İlk şiir kitabı "İşaret Çocukları" 1967'de yayınlandı. Şiirlerinde dinsel inançları çerçevesinde ele aldığı Anadolu insanlarının acı, umut ve sevgilerini yansıttı. Son şiirlerinde ise İslamcı düşüncedeki insan sevgisi, toplumsal mutluluk anlayışını işledi. Yer yer gerçeküstü ögeler ve eski şiir kalıplarını uyguladı.

ESERLER:

Şiir:İşaret Çocukları, Yedi Güzel Adam, Menziller, Korku ve Yakarış

Hikaye: İns
Çocuk Hikayeleri:Serçekuş , Katıraslan , Ağaçkakanlar,  Yürekdede ile Padişah, Küçük Şehzade, Motorlu Kuş, Kuşların Dili
Çocuk Şiirleri:Gülücük, Ağaçokul (Çocuklara Afganistan Şiirleri)
Roman:Savaş Ritimleri,Ana
Günlük:Yaşamak
Deneme:Bir Değirmendir Bu Dünya, Zengin Hayaller Peşinde
Tiyatro:Sütçü İmam

 

6. ERDEM BEYAZIT (1939-2008)

 

 

 

 

Tok, kavgacı, destana yatkın bir üslûpta söylenmiş olan şiirlerinde ayrıca ince duyarlılıklar işlenmiştir. İslâmî ton bir "leit-motif (sıkça işlenen tema)" halinde bütün şiirlerine yayılmıştır. Şiirleri Açı (K. Maraş), Çıkış (Ankara), Yeni İstiklâl, Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Mavera ve Yedi İklim dergilerinde yayınlanmıştır.

Şiir: 
*Sebeb Ey , Risaleler , Şiirler (Sebep Ey ve Risaleler iki kitap bir arada)

Gezi: İpek Yolundan Afganistan'a:1981'de İran, Pakistan, Afganistan ve Hindistan'ı içeren iki aylık gezi ile ilgili izlenimlerini kitaplaştırdı (Akabe Yayınları 1982).

Ödüller
Risaleler; Türkiye Yazarlar Birliği 1988 Şiir Ödülü.
İpek Yolundan Afganistan'a; TYB 1983 Gazetecilik Ödülü.

 

7.HİLMİ YAVUZ (1936)

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

Önceki yazıyı okuyun:
1940 SONRASI TÜRK EDEBİYATI

1940 SONRASI EDEBİYATI İkinci Dünya Savaşı sonrasında "insan", "yaşam" ve "dünya" arasında güvenilir olmayı gerektirir;   yeni ortaya çıkan dünya görüşleri;  ...

Kapat