Cümle ( Tümce ) Bilgisi

Ana Sayfa » YGS TÜRKÇE » Cümle ( Tümce ) Bilgisi
Sitemize 21 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 235 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

CÜMLE  ( TÜMCE )

 

Cümle; sözcüklerin, sözcük gruplarının bir araya gelmesiyle oluşan düşünceyi, duyguyu belli kurallar çerçevesinde aktaran dil birliğine denir.

  Cümle birden çok sözcükle oluşabileceği gibi tek sözcükle de oluşabilir.

Örnek:

Her gün  bu loş ışıklar altında dünyanın hızlı hızlı dönüşüne akıl erdirmeye çalışıyor masum beyinler.

Düşünüyorum.

 

CÜMLE ANLAMI:

A – Cümle anlamı ile ilgili kavramlar

B – Cümlelerde anlatım

C – Cümlelerde anlam ilişkileri

 

A – CÜMLE ANLAMIYLA İLGİLİ KAVRAMLAR :

 

Nesnellik:

Kişiden kişiye değişmeyen yargıya nesnel yargı denir. Nesnel bir yargının doğru ya da yanlış olduğu kolayca kanıtlanabilir. Nesnel yargılar içeren cümlelerde söyleyenin duygusu, kişisel görüşü, yorumu yer almaz.

“Merdiven, Ahmet Haşim’in yazdığı bir şiirdir.”

Karadeniz en çok yağış alan bölgemizdir.

Bu tiyatro eseri yedi bölümden oluşur.

 

Öznellik:

Kişiden kişiye değişen yargılara öznel yargı denir. Kişiden kişiye değiştiği için, bu yargıların kanıtlanması çok zordur. Öznel yargılarda söyleyenin kişisel görüşü, duygusu, yorumu vardır.

Türkiye’nin en güzel şehri İstanbul’dur.

En çok macera filmleri beğenilir.

Bu tepeden denizi seyretmeye doyum olmaz.

 

Üslup:

Sanatçının, konuyu anlatış,  işleyiş tarzıdır üslup. Bir sanatçının, dili kullanışı, sözcük seçimi, cümlelerin uzunluğu kısalığı, anlatımdaki kuruluk, şiirsellik, yalınlık üslupla ilgilidir. Bir cümlede sanatçının eserini nasıl oluşturduğuyla ilgili ipuçları varsa o cümle üslupla, yani anlatımla ilgilidir. “Sanatçı eserini nasıl yazmış?” sorusuna cevap veren cümleler üslup cümlesidir.

Yazar, tüm eserlerinde yalın ve pürüzsüz bir dil kullanmış.

Yahya Kemal, şiirlerine, özenle seçtiği kelimeleri, titizce yerleştirir.

Öykülerinde tarihi olayları masalsı bir şekilde işler.

Ahmet Hamdi, makalelerinde uzun cümleler kullanmış.

Bu romanda ayrıntılı bir anlatış tarzı yeğlenmiştir.

Onun düz yazılarında şiirsel bir hava göze çarpar.

 

İçerik:

Bir eserde ele alınan, anlatılan konudur. Bir düşünce, duygu, kavram, varlık ya da olay olay eserin içeriği olabilir. “Eserde ne anlatılıyor?” sorusuna cevap veren cümleler içerikle ilgilidir.

Dokuzuncu Hariciye Koğuş’unda hasta bir gencin yaşadıkları dile getiriliyor.

Son yapıtında çocukları ve onların hayal dünyasını işler.

Yaban’da aydın – halk çatışmasına değinilmiştir.

 

Tanımlama:

Bir kavramın ya da varlığın özelliklerini belirten, ne olduğunu anlatan  cümlelere tanım cümlesi denir. Ancak cümlede bir kavramın özelliklerinini belirtmesi o cümlenin tanım cümlesi olması için yeterli değildir. Bu türden cümlelerin “Bu nedir?” sorusuna da cevap vermesi gerekir.

Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir araçtır.

Betimleme, sözcüklerle resim yapma sanatıdır.

Dizelerin sonundaki ses uyumudur kafiye.

 

 

Karşılaştırma:

Aralarında  ilgi bulunan en az iki kavram,  düşünce veya varlığı çeşitli yönlerden ele almaktır. Bunlar benzer ya da farklı yönlerden karşılaştırılabilir. Karşılaştırma cümlelerinde karşılaştırmanın hangi yönden yapıldığı belirtilir. Ayrıca “daha, göre, en, çok, ise, oysaki” gibi sözcüklerin bulunduğu cümlelerde çoğu zaman karşılaştırma vardır.

Yazarın öykülerindeki anlatım en az romanlarındaki kadar etkileyici.

Yazar eserine düşüncelerini, şairse duygularını aktarır.

Kuzey kutbu, Güney kutbuna göre daha soğuk.

O, yaşça bizim ailenin en büyüğüydü.

 

Eleştiri:

Bir eser, sanatçı veya durumla ilgili belirtilen olumlu ya da olumsuz düşüncelere eleştiri denir. Eleştiride çoğunlukla olumsuz, yani eksik, kusurlu, yanlış yönler aktarılır.

Okuduğum bu öyküde sıradan bir anlatım kullanılmış.

Usta ressamın son tablolarında hiçbir yenilik yoktu.

Serveti Fünuncular halktan kopuk, anlaşılmaz bir dil kullandılar.

İnsanların sorunlarını eserine başarıyla aktarmıştır.

 

Özeleştiri:

Kişinin kendisi veya kendisiyle ilgili konuları eleştirmesine özeleştiri denir.

Gençlik yıllarımda yazdığım ve güzel bulduğum şiirlerin bir sanat değeri taşımadığını şimdi anlıyorum.

Son romanımın sıkıcı bir söyleşi olduğunu söyleyebilirim.

 

Değerlendirme:

Bir sanatçı, eser veya durum incelendikten sonra bunlarla ilgili ortaya konan düşüncelere değerlendirme denir. Değerlendirmede somut bir şeyin    ( sanatçı, eser… ) değerlendiriliyor olması gerekir.

Bu yapıtında söz sanatlarına sıkça başvurması anlatımın akıcılığına gölge düşürüyor.

Yazar, son yapıtında sokak çocuklarının dramını başarılı gözlemlerle anlatıyor.

Not: Değerlendirmeler öznel ya da nesnel olabilir.

Sanatçı, bu öyküsünde köy insanının yaşamını çok güzel bir şekilde aktarmış.

Roman, Osmanlı’nın çöküş dönemini anlatıyor.

 

Not: Öznel değerlendirmelerde yorum söz konusudur. Çünkü öznel değerlendirmeler, değerlendirmeyi yapan kişinin kişisel görüşlerini içerir.

Filmdeki oyuncuların hepsi, rollerini en iyi şekilde oynadı.

 

Not: Genel anlamlar taşıyan cümleler değerlendirme cümlesi değildir.

“Türk Edebiyatında ölüm konusunda yazılmış birçok şiir vardır.”

 

Not: Bir eser ya da sanatçının olumsuz yönlerinin belirtildiği değerlendirmelerde aynı zamanda eleştiri de bulunur.

“Makalesini sıradan bir konu hakkında yazması okuru sıkıyor.”

 

Önyargı:

Bir olay ya da konu hakkında, onların gelecekteki durumu bilmeden, önceden benimsenmiş olumsuz düşüncelerdir. Önyargı cümlelerinde bir şartlanmışlık vardır.

“Ressamın bu tablolarını kesinlikle kimse beğenmeyecek.”

“Bu filmin ödül alması imkansız.”

 

Varsayım:

Gerçekleşmemiş bir olayın,durumun veya eylemin, bir an gerçekleştiğini kabul etmektir. Kısacası olmayan bir şeyi varmış gibi kabul etmektir. Bunun tam teside olabilir.

“Farz et ki sen şimdi şöminenin karşısında çayını yudumluyorsun.”

“Tut ki sen bu şehre hiç gelmedin.”

 

Not: “Tut ki, farz edelim, diyelim ki,  varsayalım” gibi sözcüklerin bulunduğu cümlelerde çoğunlukla varsayım söz konusudur.

 

Tahmin:

Bir olayın, durumun veya eylemin nasıl gerçekleşeceği hakkında fikir yürütmek, sezgide bulunmaktır. Bir olayla ilgili tahminde bulunan kişi, o olayın nasıl gerçekleşeceğini bilmez. O olayın ileride nasıl gerçekleşeceğiyle ilgili sezgisini belirtir. Bu yüzden tahmin cümlelerinde kesinlik anlamı yoktur.

“Yarın yağmur yağabilir.”

“Sanırım bu şarkıyı herke ilgiyle dinleyecek.”

İhtimal ( Olasılık ):

Bir eylemin, durumun veya olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin tam belli olmamasıdır. İhtimal cümleleri kesinlik bildirmez.

“bu akşam seninle belki sinemaya gidebiliriz.”

“Herhalde odasında müzik dinliyor.”

“Masanın üzerindeki bardaklar kırılabilir.”

 

Not: “Belki, herhalde, sanırım, -ebilmek”  gibi sözcüklerin bulunduğu cümlelerde genellikle ihtimal anlamı vardır.

 

Öneri:

Bir sorunu çözmek, bir eksikliği gidermek için öne sürülen görüşe. Teklife öneri denir.

“Kitaptaki ayrıntılı bölümleri çıkarırsanız, daha iyi olur.”

“Televizyoncuların, çocuklara yönelik güzel programlar yapması gerekiyor.”

 

Tasarı:

Yapılması düşünülen şeylere, geleceğe yönelik planlaratasarı denir. Bir kişi gelecekte yapacağı işleri öncelikle zihninde canlandırır, onun hayalini kurar. İşte tasarı, kişinin o işleri nasıl yapacağıyla ilgili zihninde canlandırdığı şeylerdir.

“Önümüzdeki yıl tatilimi Karadeniz’de geçireceğim.”

“İkinci baskıda kitabıma bazı bölümler ekleyeceğim.”

 

Uyarı: Öneri ile tasarı karıştırılmamalıdır.  Öneri, kişinin kendisiyle ilgili olmayan bir eksikliğin, yanlışlığın düzeltilmesi noktasında yaptığı tekliftir. Tasarı ise kişinin kendisiyle ilgili gelecekte yapmayı planladığı şeylerdir.

“Şiir okurken duraklara dikkat etmelisin.” ( öneri cümlesi )

“Şiir okurken bundan sonra duraklara dikkat edeceğim.”  ( tasarı cümlesi )

 

Amaç: Ulaşılmak istenen sonuç, bir işin yapılış gayesidir. Bir iş hangi düşünceyle yapılıyorsa, işte o düşünce amaçtır.

“Bu konuda yazılmış tüm kitapları okumak istiyorum.”

“Bu sınava uzman doktor olmak için hazırlanıyorum.”

“Yaşadıklarımı bir romana dönüştürmek istiyorum.”

Uyarı: Uyarı ile öneri kavramları karıştırılmamalıdır. Uyarı olumsuz durumlarda, öneri ise bir işin daha iyi yapılması gibi olumlu durumlarla ilgilidir.

“Hayal dünyanızın gelişmesi için çok kitap okuyun.”  ( bir öneri söz konusudur. )

 

Yakınma: Kişinin yaşam koşullarından, ortamdan, olaydan ya da bir durumdan şikayet etmesidir.

“Günümüzde ne yazık ki gerçek sanatçıya değer verilmiyor.”

“Onun doğru düzgün ders çalıştığını hiç görmedim ki…”

“Günlerdir kapımı kimse çalmıyor.”

 

Kaygı: Bir olayın, yapılacak olan bir işin olumsuz sonuçlanacağı yönünde duyulan endişe, tasadır. Kişinin bir işi yaparken içinde taşıdığı “Acaba başarısız olur muyum?” düşüncesindedir kaygı.

“Çeviri eserleri, dilimizi ya anlaşılmaz bir hale getirirse…”

“Bu çok değerli eşyalar bir gün kaybolacak diye çok korkuyorum.”

 

Özlem: Bir kimseyi, bir yeri yeniden görme, geçmişte yaşanan olayları yeniden yaşama isteğidir. Geçmişteki güzelliklere duyulan hasrettir.

“Nerede o günler, o şevk, o heyecan.”

“Ne eski bayramlar ne elini öpeceğim büyüklerim var artık.”

 

Uyarı: Olumsuz bir durum, kötüye gidiş ya da sorunla ilgili yapılan ikazlara, hatırlatmalara uyarı denir.

“Böyle davranırsan, arkadaşlarının kalbini kırarsın.1”

“Sakın gürültü yapmayın.”

 

Beğenme: Bir kişiyi, olayı, varlığı ya da durumu güzel bulma, taktir etmedir. Beğenme anlamının olduğu cümlelerde beğeniyi gösteren öznel ifadeler bulunur.

“Şehrin dışında çok güzel bir evde oturuyorlar.”

“yaptığı yağlı boya tablolar sanki bir sanat harikasıydı.”

“Sıra dışı şiirler yazıyor bu şair.”

 

 

B – CÜMLELERDE ANLATIM:

Doğrudan anlatım:

Bir kişinin sözünü, herhangi bir değişiklik yapmadan aktarmaya doğrudan anlatım denir. Söz, doğrudan anlatımda söyleyen kişinin ağzından çıktığı gibi aktarılır. Ayrıca aktarılan söz genellikle tırnak işareti ( “…” ) içinde gösterilir.

Öğretmen: “Her şey çok güzel olacak.” Dedi.

Konuşmacı: “Günümüzde insanlar çok az kitap okuyor.” diyerek sözünü tamamladı.

Sporcu: “Başarılarım bundan sonra da devam edecek.” diyordu.

“Sunucu: “Yarın yağmur yağacak.” dedi.

 

Dolaylı anlatım:

Bir kinin sözünü, değişiklikler yaparak aktarmaktır. Aktarıcı kişi, aktaracağı sözde kendine göre bir takım söyleyiş değişiklikleri yapar.

“Sunucu yarın yağmur yağacağını söyledi.”

“Öğretmen, Faruk Nafiz’in şiirlerinin çok etkileyici olduğunu belirtti.”

“Arkadaşım, dedesinin çok güzel masallar anlattığını söyledi.”

 

Not: Rivayet anlamı taşıyan cümlelerle doğrudan anlatımlı cümleler karıştırılmamalıdır.

“Sınav bir ay sonra yapılacakmış.”

“Babam bizi tiyatroya götürecekmiş.

 

Uyarı: Doğrudan ya da dolaylı anlatımda aktarılan cümlenin anlamında herhangi bir değişiklik olmaz.

 

Kinayeli söyleyiş:

Bir sözle anlatılmak istenenin , tam tersini kastetmektir. Kinayeli söyleyişte iğneleyici alaycı bir tutum vardır.

“O kadar zeki ki, beyninden zeka fışkırıyor.” ( kafası çalışmayan biri için )

“ Çok az yer iki dakikada beş ekmek bitirir.”

 

 

 

 

C – CÜMLELERDE ANLAM İLİŞKİLERİ:

 

Neden – Sonuç ilgisi:

Bir eylemi ya da yargıyı gerçekleştirmenin sebebinin, gerekçesinin verildiği cümlelerde neden – sonuç ilgisi vardır. Yükleme sorulan “Niçin?” sorusu bize eylemin ya da yargının nedenini verir. O halde bu soruya cevap veren cümlelerde neden – sonuç ilgisi vardır.

“Çocuklar yorgun oldukları için hemen uymuş.”

“Film seyretmeyi çok sevdiğimden sık sık sinemaya giderim.”

“Bunları unutmayayım diye defterime not ediyorum.”

 

“Halka değer verdiği için bu kadar çok seviliyor.”

“Susuzluktan dudakları çatlamış.”

 

Koşula Bağlılık:

Bir eylemin gerçekleşmesinin, öncelikle başka bir eylemin gerçekleşmesine bağlı olduğu cümlelerde koşula bağlılık veya şart anlamı vardır.

“Yağmur yağarsa ekinler çabuk büyür.”

“Tırtıl iki diş bulsa bütün ormanı yer.”

“ Hava düzelirse denize açılırız.”

 

Not: Koşula bağlılık ilgisinin bulunduğu cümlelerde yan cümlenin çoğunlukla “ –se, -sa” ekleriyle çekimlenir.

“Düzenli çalışırsan başarılı olursun.”

 

Not: “Ama, fakat,lakin” gibi bağlaçlar cümleye koşul anlamı katabilir.

“Parka gidebilirsin, ama üzerini kirletmeyeceksin.”

“Televizyon izleyebilirsin, fakat derslerini bitirdikten sonra.”

 

Not: Zaman anlamı taşıyan bazı cümlelerde, koşula bağlılık anlamı vardır.

“Dikkatli incelediğinizde, yazıdaki anlatım bozukluklarını görebilirsiniz.”

“Olanları öğretmene anlatınca rahatlarsın.”

“O tarihi binayı gördüğünüzde çok şaşıracaksınız.”

 

Cümlelerin Anlamca Yakın Olması:

Her cümlenin içerdiği bir anlam vardır. Cümleler birbirinden çok farklı anlamlar içerebileceği gibi, birbirine yakın anlamlar da içerebilir. Çoğunlukla örnek bir cümle verilmekte ve bu cümlenin yakın anlamlısı sorulmaktadır. Bu tür sorularda örnek cümlenin anlamını saptamak ve onu oluşturan sözcüklere dikkat etmek gerekir. Kullanılan sözcüklerin anlamını karşılayabilecek başka sözcükleri düşünüp bulmak gerekecektir.

“Müzik evrensel bir dildir.”

“Müzik, tüm insanlara seslenen bir anlatım aracıdır.”

“Yalnız özgün yapıtlar, sesini geleceğe duyurur.”

“Sadece sıra dışı esreler kalıcılığı yakalayabilir.”

“Eserin uzun ömürlü olabilmesi için  farklı bir anlatımın olması gerekir.”

“Ancak yazarın mührünü taşıyan eserler çağlar boyu okunur.”

“Sanatçı, çevresiyle tutsaktır.”

“Sanatçının eserlerine yaşadığı çevre mutlaka yansır.”

 

Cümlelerin Anlamca Çelişmesi:

Bir cümlenin içerdiği anlam  yönüyle başka bir cümleyle uyuşmamasıdır. Cümleler, anlamca birbirini destekliyorsa aynı doğrultuda demektir, fakat birbirinin karşıtı anlamlar taşıyorsa çelişiyor demektir.

“Sanatçının başarılı olması için geçmişiyle bağını koparmaması gerekir.”

“başarılı olmak isteyen sanatçılar geçmişe değil geleceğe yönelmelidir.”

 

Karşıtlık İlgisi:

Birbirine karşıt olan durumların aynı cümlede verilmesidir.

“Onun yapıtlarında bir bakarsınız dost, bir bakarsınız kanlı bıçaklı kahramanlar çıkar karşınıza.”

“Daha önce ürkütücü bulduğum ölüm , 17 Ağustos’tan sonra sıcak gelmeye başladı bana.

 

Genel ve Özel Anlamlı Cümleler:

İçerdiği anlam yönüyle kapsamı geniş olan cümleler genel anlamlı, kapsamı dar olan cümleler ise  özel anlamlıdır.

“Edebiyatımızda aşk konusunda yazılmış birçok şiir var.” ( Genel anlamlı)

“Edebiyatımızda aşk konusunda yazılmış en güzel şiir Leyla ve Mecnundur.” ( özel anlamlı  )

 

Cümle Tamamlama:

Bir konuyla ilgili gelen sorularda çoğunlukla örnek cümlenin sonu boş bırakılır ve bu cümlenin sonuna getirilebilecek ya da getirilemeyecek cümle sorulur. Bu tür sorularda örnek cümlenin anlamını iyi yorumlamamız gerekmektedir. Çünkü sona getireceğimiz ya da getiremeyeceğimiz cümle örnek cümlenin anlamına göre şekillenecektir. Boş bırakılan yere getireceğimiz cümlenin örnek cümleyle anlamca uyuşması gerektiğini de unutmamalıyız.

“Karadeniz yaylalarını çok seviyorum, bu yüzden…”

“Karadeniz yaylalarını çok seviyorum, bu yüzden oraya her yaz giderim.”

“Bir eseri değerli kılan konusu değil…”

“Bir eseri değerli kılan konusu değil anlatımıdır.”

 

Not: Cümle tamamlamayla ilgili sorularda örnek cümlenin sonunda “ama, fakat,  oysaki” gibi bağlayıcı unsurların olup olmadığına dikkat edilmelidir. Bu sözcüklerin, karşıt anlamlar taşıyan cümleleri birbirine bağladığı hatırda tutulmalıdır.

“Sanatçı çok başarılı eserler vermiş, oysaki…”

“Sanatçı çok başarılı eserler vermiş, oysaki son eseri için aynı şeyi söyleyemiyoruz.”

 

 

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

İlgili Terimler :
Önceki yazıyı okuyun:
Cümlenin ( Tümcenin ) Öğeleri

Cümlenin ( Tümcenin ) Öğeleri   Sözcüklerin veya söz öbeklerinin cümlede taşıdıkları göreve öğe denir. Öğeler temel ve yardımcı öğeler...

Kapat