DİĞER İÇERİKLER

DEKADANLIK TARTIŞMASI

Sitemize 16 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 6.148 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

DEKADANLIK  TARTIŞMASI

 

Servet-i Fünûn döneminin en uzun ve önemli tartışması "Dekadanlık" tartışmasıdır.

 

Cenap'ın, Mektep dergisinde çıkan "Terâne-i Mehtap" adlı şiirinde geçen "saat-i seman-fâm" (yasemin renkli saatler) tamlaması çok tepki uyandırır. Ahmet Mithat Efendi de Sabah gazetesinde yayımladığı 'Dekadanlar' adlı makalesinde, Fransa'da ortaya çıkan yeni edebiyat akımlarının, anlatacak açık seçik bir şeyleri olmadığından kapalılığı tercih ettikleri ve mânâsızlığa düştükleri görüşünü öne sürer ve Cenap Şahabettin'i de dekadanlıkla suçlar. Servet-i Fünûncuların dillerinin edebiyat ve dille haşır neşir olanlarca bile anlaşılmadığını ileri sürer. Burada bir karşılaştırma yaparak Servet-i Fünûncuların dilinin Veysilere, Nergisilere rahmet okuttuğunu söyler.

 

İşte Ahmet Mithat'ın bu makalesi ve özellikle burada kullandığı "dekadan" sözcüğü, o günden sonra Servet-i Fünûncuları eleştirmekte kullanılan bir sözcük olur. Bu sözcük anılan dönemde kimi zaman bir ad, kimi zaman bir sıfat olarak kullanılır. Özellikle sıfat olarak kullanıldığında alay, hakaret, küçümseme ve hatta küfür niteliklerinden birini kazanır. Bundan sonra sadece Ahmet Mithat tarafından değil, Servet-i Fünûn Edebiyatı ve temsilcilerini beğenmeyen herkes tarafından olur olmaz, bilinir bilinmez kullanılır.

 

Bu eleştirirlere Servet-i Fünûncular önceleri önem vermezler. Bu nedenle eleştirileri dikkate alıp cevaplandırma gereği duymazlar. Ama polemik yapanların gözünde, susmak ve sessiz kalmak yenilmek anlamına gelmektedir. Bunu gören Servet-i Fünûncular yavaş yavaş kendilerini savunmaya başlarlar. Bu savunma gayet olgun bir üslûpla yapılır. Usul erkân dahilinde hareket ederler. Eleştirilere, dil ve edebiyat açısından yapmak istediklerini anlatmayı amaçlayan karşılıklar verirler. Ama ağır hücumlar karşısında onların da sabrı taşar ve zaman zaman sert karşılıklarda bulunurlar.

 

Bu tartışmaya Şemsettin Sami, Samih Rifat, Süleyman Nesip, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Hüseyin Cahit Yalçın, İsmail Safa katıldı. Tartışmanın yararı, Servet-i Fünûn çevresinde toplananlar arasında bir dayanışmaya yol açması oldu. Bu tartışmada en ilgi çeken yazılardan biri, Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun eski şairlerimizde, özellikle Şeyh Galip'te dekadan tavsifine uygun sembolik ifadeleri tespit etmesidir.

 

Cenap da, 'Dekadanizm Nedir?' başlıklı bir yazı yayımlayarak, Fransızların son devir eserlerine dekadan dediklerini, bu kelimenin "geriye gider" anlamına geldiğini, fakat bu ifadedeki geriye gitmek tabiriyle anlatılmak istenenin, eski büyük yazarların üsluplarını taklit ve ihya ederek yenilik meydana getirmek olduğunu anlattı. Ayrıca yeni şairlerde görülen kötümser bakış açısı ve manevi bir boşluk duygusu içinde kalarak duygularını anlatmaya çalışmaları dolayısıyla kendilerine dekadan denildiğini, bu açıdan ilk dekadanın Kötülük Çiçekleri (Fleurs de Mal) şâiri Charles Baudelaire olduğunu ifade etti. Cenap ayrıca eski büyük yazarları taklit ve ihya etmenin bir geriye dönüş hareketi olmadığını, bunun bir yeniliğe sebep olabileceğini savundu.

 

Dekadanlık tartışmasında üç ad öne çıkar: Ahmet Mithat, Şemsettin Sami ve Hüseyin Cahit. Bilindiği gibi Ahmet Mithat tartışmanın başlatıcısı, bir yerde sorunun kaynağıdır. Şemsettin Sami ise sorunun çözümünde payı olan kişidir. Hüseyin Cahit ise bu tartışmalarda Servet-i Fünûn'un en ateşli savunucusudur.

 

Servet-i Fünûn edebiyatı taklitçi bir edebiyattır. Fransız edebiyatını taklit eden Servet-i Fünûncular kopya sayılacak eserler ortaya koymuşlardır. Taklit içerikle sınırlı kalmamıştır. Dil alanında da Fransızeanın etkisinde kalınmış, Fransızca cümle yapısından kimi özellikler Türkçeye taşınmıştır. Servet-i Fünûncular söz varlığı açısından da büyük eleştirilerle karşı karşıya kalmışlardır. Fransızcada karşılaştıkları imgeleri dilimize Arapça ve Farsça sözcükler aracılığıyla ve tamlamalar biçiminde aktarmışlardır. Ayrıca bu tamlamalar, kullanımı yaygın ve tanınan sözcüklerle değil, sözlüklerden çıkartılan az tanınan sözcüklerle yapılmıştır. Dil konusunda Servet-i Fünûn'a yöneltilen başka bir eleştiri de, dili havas (seçkin) ve avam (halk) dili olarak ayırmaları noktasında olur.

 

Özetlemek gerekirse; Ahmet Midhat Efendi, Servet-i Fünuncuları Dekadanlıkla suçluyor, onların yabancı kelimeleri gereğinden fazla kullanıp Osmanlıcanın yapısını bozduklarını öne sürüyordu. Cenab Şahabettin gibi Servet-i Fünuncular ise yeni bir edebiyatın ancak yeni sözcükler ve terkiplerle inşa edilebileceği görüşündeydi.

 

Bu tartışmanın, Servet-i Fünuncuların zaferiyle sona erdiği açıktır. Ahmet Mithat Servet-i Fünunculara hak verdiğini söylediği yazısı "Teslîm-i Hakîkat"i Tarîk'te yayımlayarak tartışmanın bitmesini sağlamıştır. Hace-i Evvel Ahmet Midhat Efendi ise bu tartışmada tek başına dimdik durmayı, Dekadan dediği akımın ölçüsüz Batılılaşmasının hiç değilse hızını kesmeyi bir ölçüde başarabilmiştir.

Tartışma yaklaşık 3 yıl sürmüştür.

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

İlgili Terimler :
Önceki yazıyı okuyun:
ABES-MUKTEBES TARTIŞMASI

ABES-MUKTEBES TARTIŞMASI   Abes-muktebes tartışması, ses ve yazım yönünden hangi sözcüklerin uyaklı sayılacağı konusunda Türk yazarları arasında çıkan ve yeni bir...

Kapat