DİĞER İÇERİKLER

Fecr-i Âtî Döneminde Şiir

Sitemize 12 Nisan 2015 tarihinde eklenmiş ve 111 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Fecr-i Âtî Döneminde Şiir

Edebiyat-ı Cedîde Topluluğu’nun dağılma tarihi olarak kabul edilebilecek olan 5 Aralık 1901’den1908 yılı ortalarına kadar, bu topluluktaki yazarlardan hiçbirisinin yazısı Servet-i Fünun’da çıkmadığı gibi, dergi edebî çalışmalardan ziyade fenni konulardan ve aktüaliteden bahseden yazıların yayımlandığı bir hale geldi. Bu, Servet-i Fünuncuların edebi çalışmalarına son verdikleri anlamına gelmez; zira topluluğa mensup yazarlar, II. Abdülhamid aleyhinde gizliden gizliye yazılar kaleme alırlar ve II. Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra yayın hayatına kaldıkları yerden devam ederler.

1901 ile 1908 yılları arasındaki bu durgunluk döneminde, faaliyetler durmuş gibi görünse de, aslında yeni ve genç bir edebî nesil yetişmiştir. Bu genç nesil, Edebiyat-ı Cedîdecilerin karşısına dikilip onları reddeder ve onların boş bıraktığı yeri doldurmaya karar verir. Önceleri çeşitli yayın organlarında yazılar kaleme alan bu nesil, bir araya gelip çalışmalarını düzene koymak ister. 1909yılında Hilâl gazetesinin matbaasında bir araya gelen bu gençler, başlatmış oldukları harekete birisim bulma arayışına girerler ve Faik Ali’nin teklif ettiği “Fecr-i Âti” adını benimserler. Başkanlığa da Faik Ali getirilir. Daha sonrasında “Encümen”1, 24Şubat 1910 tarihli Servet-i Fünun dergisinde yayımladığı bir beyanname ile kendisini resmen kamuoyuna tanıtır.

Yayımlanan bu beyannamede “edebiyatın ciddi bir iş olduğu, onun, sadece hoş vakit geçirmek için kullanılamayacağı” belirtiliyordu. Yine bu beyannameden anlaşıldığına göre, o sırada başkanlıkta Celal Sahir vardır. Beyannamede, gerçekleştirilmesi düşünülen hususlar göz önüne alındığında, Fecr-i Âti topluluğunun o günkü Türk edebiyatına önemli bir yenilik getirmekten çok Batı edebiyatı ile daha sıkı bir temas kurmak istediği anlaşılır.

Şiir Servet-i Fünun şiiri ile Fecr-i Âti şiirini birleştiren en önemli nokta kullanılan malzemedir. Gerçekten hem Servet-i Fünun edebiyatında hem de Fecr-i Âti döneminde yer alan başlıca konular aşk ve tabiattan öteye geçememiştir. İstibdadın etkisi halen devam etmiş ve şairler toplumsal meselelere yönelememiştir. Şiirlerde yer alan aşk, bazen hissî ve bazen romantik olduğu gibi; tabiat tasvirleri de sübjektiftir.

Dil ise, Servet-i Fünun’da olduğu gibi “halk dili”nden çok daha yukarılarda ve anlaşılmazdır. Yine, daha önce hiç kullanılmayan Arapça ve Farsça kelimeler sözlüklerden bulunup çıkartılmış ve konuşma dilinden uzaklaşılmıştır. Vezin ise yine aruzdur.

Nazım şekillerinde ise, Fransız sembolistlerinde olduğu gibi serbest nazma yaklaşılmış ve müstezad geliştirilmiştir.

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir