Gelenek, Şiir, Müzik

Ana Sayfa » GÜZEL YAZILAR » Gelenek, Şiir, Müzik
Sitemize 20 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 225 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Şiirde Gelenekten yararlanma ve Gelenek'i yeniden-üretme arasındaki ayrıma dikkati çektiğim bir yazımda, Gelenek'ten yararlanmayı ‘Metinler arasılık'la ilişkilendirmiş; Gelenek'i yeniden-üretmeyi ise bir Dünyagörüşü'nün geleneğe ait konvansiyonel metaforlarını dönüştürmek ve bu Dünyagörüşü'nü verili olmayan şiirsel işaretlerle yeniden yazmak biçiminde tanımlamıştım. 

Gelenek'ten yararlanma, geçmişte yazılmış olan bir metinle, onu olumlayarak, olumsuzlayarak, kısmen alıntılayarak ya da anıştırma yoluyla atıfta bulunarak kurulabilecek ‘metinlerarası ilişkiler'dir. Gelenek'in yeniden-üretilmesine, hatırlayanlarınız olabilir, Yahya Kemal'i örnek vermiştim. Ahmet Hamdi Tanpınar, ‘19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi'nin ikinci basımına yazdığı önsözde, Klasik Divan Şiirimizin ‘Saray' istiaresi (metaforu) ile temellendirilebileceğini belirtir. ‘Saray' metaforu, aslında, Klasik Divan şiirimiz dolayımında Osmanlı Dünyagörüşünün (deyiş yerindeyse), yoğunlaştırılmış bir şiirsel işaretle dilegetirilmesidir. Yahya Kemal, Gelenek'i yeniden-üretirken bu Dünyagörüşünü, ‘Saray' metaforunun yerine, onunla metonimik bir ilişki içinde olan ‘Saltanat' metaforunu koyar;- ama, çok önemli bir farkla: ‘Saltanat', Yahya Kemal'in şiirinde, artık, sadece Osmanlı'nın bürokratik Dünyagörüşü'nü işaretlemez; fakat onu da içine alan çok daha kuşatıcı bir Medeniyet'i işaret eder: İslam Medeniyeti'ni! ‘Saltanat' Yahya Kemal'de, Divan Şiirimizde olduğu gibi, siyasal ve dinsel bir İktidar'ı değil, ‘Güzellik' konseptine gönderme yapan bir Estetik'i temellendirir. 

Daha önce de yazmıştım, ama tekrarda yarar var: Mesela, Yahya Kemal ‘Erenköyü'nde Bahar' şiirinde, sevgilinin güzelliğini, ‘bir saltanatın güzelliği'ne benzetir; ‘Itri'de Itri'nin ‘Tekbir'ini ‘saltanatlı' diye niteler; ‘Hayal Şehir'de günbatımında Üsküdar'ı "az sürer gerçi fakir Üsküdar'ın saltanatı" dizesiyle tasvir eder; ‘Deniz Türküsü'nde ise bu defa gün doğarkenki denizi ve gökyüzünü "Ve nihayet görünür gök ve deniz saltanatı" diye dilegetirir. Kısaca, Yahya Kemal'in ‘saltanat' metaforu ile temellendirdiği Estetik, İslam Medeniyeti'nin Estetiği'dir. Yahya Kemal bu Estetik'in kuşatıcılığını, sadece Osmanlı Dünyagörüşünü değil, ama Tabiat'ı da içerecek biçimde genişletir;- Tabiat'a biçim veren İlahi Estetik'in ‘Güzellik' konsepti de, İslam Estetiği'nin ‘Güzellik' konsepti ile bütünleşir. 

Gelenekten yararlanma ve Gelenek'i yeniden-üretme iliikilerinin Müzik alanında da tıpkı şiirde olduğu gibi gerçekleştiği söylenebilir. Müzikte de Gelenek'ten yararlanmayı, bir tür metinler arası ilişki kurmak biçiminde konumlandırmak, bana göre elbet, yanlış olmayacaktır. Bakınız, mesela, Mikis Teodorakis, Sanatsal İnancım'da ‘geleneğe dayan[manın] iki olanağı' olduğunu söyler: "Birincisi, herhangi bir geleneksel ezgiyi olduğu gibi alarak ritmini değiştirmek ve onu armonize etmektir. Bir başka deyişle "yüz'ünü devralmaktır." der. Bizim Klasik Batı müzikçilerimizin yaptıkları gibi! Zira, ‘Türk Beşleri'nin yaptığı, tastamam budur: Şiirde nasıl geçmişte yazılmış bir dizeyi olumlayarak, olumsuzlayarak ya da kısmen alıntılayarak dönüştürme yoluyla metinler arası ilişki kuruluyorsa, işte tıpkı bunun gibi, ‘Türk Beşleri' de, Gelenekten yararlanma adına bir geleneksel halk ezgisini, ritmini değiştirip armonize ederek alıntılamışlardır. Galiba, hepsi bu kadar! 

Teodorakis, müziği geleneğe dayandırmanın ikinci yolunu ise şöyle dilegetiriyor: "Diğer bir olanak da temel yapısal ögelerini ve karakteristik değişimlerini, bir başka deyişle [geleneğin] karakterini devralmaktır." Bu da tastamam, Gelenek'in yeniden-üretimidir ve şiirde bu anlamda Yahya Kemal'in yaptığını, bu defa Klasik Batı müzikçileri değil, bazı klasik Türk musıkisi bestecileri yapmışlardır. Özetle söylersem, Batı müziği bestecilerimiz Gelenek'ten yararlanmayı tercih etmişlerdir;-, Klasik Türk musıkisi bestecilerimiz ise, Geleneği yeniden-üretme'yi! 

Geleneği yeniden-üretme, ancak, klasik musıkimizin dilini (Teodorakis gibi söylersem, ‘karakterini') bilmekten geçer. Klasik musikimizin dili ya da ‘karakter'i, onun, Batı müziğine asla benzemeyen ses perdeleri ve aralıklarının inşa ettiği yapıdır. Geleneği yeniden-üretme, şiirde Dünyagörüşünü yoğunlukla işaretleyen metaforun, müzikteki karşılığı olan bu yapının ürettiği değişik melodilerdir. 

Yeniden-üretmede aslolan, melodi üretimidir. 

Zaman gazetesi, 19.05.2004

Hilmi Yavuz

 

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

İlgili Terimler : , ,
Önceki yazıyı okuyun:
İthal Kelimeler ve Kavramlar

Kapitalizm, sosyalizm, faşizm, komünizm, gol, aut, tuş, psişe, neoplazm, metastaz, pike çekmek, santra... Yüzlerce hatta binlerce böyle kelime var diğer...

Kapat