DİĞER İÇERİKLER

Hasta Bir Telde Hasta Bir Nağme – Tahsin Nahit

Ana Sayfa » 11.SINIF » TÜRK EDEBİYATI » 11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI » Hasta Bir Telde Hasta Bir Nağme – Tahsin Nahit
Sitemize 16 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 5.680 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Âh ben, ben, ne hastayım bilsen:

Kalbimin ızdırâb-ı mâlûlü,

Rûhumun ihtisâs-ı meçhûlü

Ne kadar başka herkesinkinden

 

Sen ki feyfâ-yı bînasîbimde,

Bir küçük nûr-ı rahm ü şefkatsin,

Dinle, rûhumdan akseden bu tanîn

Hasta bir telde hasta bir nağme.

 

Bu bütün kış devam eden kahhâr

İhtisasat içinde hırpalanan

Dâimâ hasta, daîmâ sehhâr

Bir ümîdin peyinde şefkat uman

 

Fikr-i me'yûs u gam-penâhımı ben

Saf denizlerde belki bir mahzûn

Hiss-i şefkat bulur mehâsinden

Hissedâr-ı şifâ olur diye dün

 

Akşamüstü deniz kenârında

Hayli gezmiş ve çok düşünmüştüm.

Bu semâ-yı mükedder altında

Acı bir hande mürtesem gördüm.

 

Âşıkından muvakkaten mahrum

Hasta bir genç kadındı sanki deniz.

Şüphesiz bahtiyâr, fakat mahrum,

Besliyor bir ümîd-i şefkat-rîz.

 

Güneş artık çekildi eşyadan.

Sular artık menekşe olmuştu.

Gölgelenmiş semâ-yı rüyâdan

Bir hayâl-i baîd ü mevhûmu

 

Bekleyen gözlerim yorulmuştu.

Sonra birden semâya baktım ben:

Semt-i re'simde bir hayâl-i semen

Bana senden neşîdeler okudu.

 

Tahsin Nahit

 

Şiirin başında iki dörtlük sonunda üç dörtlük var; dörtlüklerin arasında ise 12 dizeden oluşan bir bent yer alıyor.

 

Şiirin ilk iki dörtlüğü sarma kafiye düzenine göre kafiyelenmiştir: abba

 

Ortadaki bent ve son üç dörtlükte çarpraz kafiye vardır.

 

Genellikle tam ya da zengin kafiyeye kullanılmıştır. Tam ve ve zengin kafiyeler ahengin oluşmasına katkı sağlıyor. İlk iki dörtlükteki sarma kafiye ritmin oluşmasına yardımcı oluyor. İlk dörtlüğün birinci ve dördüncü dizelerinde geçen "en" sesleri aliterasyon oluşturuyor.

 

İlk dörtlükte geçen "ıztırab-ı malul" (sakat ıstırap) alışılmıştan farklı bir kullanım biçimidir.

 

İkinci dörtlükte geçen "feyfa-yı binasip" (nasipsiz çöl) alışılmıştan çok farklı, özgün bir tamlamadır. Şair bu sözü kal­bi, gönlü yerine kullanıyor; bir açık istiare yapıyor.

 

İkinci dörtlüğün son iki dizesinde teşbih sanatı var: İnleme (tanin) hasta bir sese benzetilmiş "Hasta bir tel, hasta bir ses" sözlerinde kapalı istiare vardır.

 

Ortadaki bentte,

Fikr-i meyus u gam-penah (ümitsiz ve gamlı fikir) sözünde de kapalı istiare vardır.

"Daima hasta, daima sehhar

Bir ümit" sözünde de kapalı istiare vardır.

Sema-yı mükedder (kederli sema) sözünde de kapalı istiare vardır.

"Acı bir hande" (acı bir gülüş) sözünde tezat sanatı vardır.

"Hasta bir genç kadındı sanki deniz" dizesinde teşbih (benzetme) sanatı vardır. Aynı dörtlüğün son iki dizesinde teşhis sanatı görülmektedir.

"Sular artık menekşe olmuştu" dizesinde teşbih (benzetme) sanatı vardır.

"Bekleyen gözlerim yorulmuştu." dizesinde mecaz-ı mürsel vardır.

"taze bir hayal" sözünde kapalı istiare vardır.

"… bir hayal-i semen

Bana senden neşideler okudu."

Taze bir hayalin şarkılar okuması sözünde teşhis sanatı vardır.

Şiirde geçen "ıztırab-ı malûl (sakat ıstırap), "fikr-i meyus u gam-penah" (ümitsiz ve gamlı düşünce), mahzun hiss-i şefkat (hüzünlü şefkat hissi), "sema-yı mükedder" (kederli gökyüzü), "ümid-i şefkatsiz" (şefkat dağıtan ümit), "se­ma-yı rüya" (rüyanın seması), "bir hayal-i semen" (taze bir hayal) bu şiirde karşılaşılan özgün imgelerdir.

 

Şair, şiirin başında kendi psikolojik durumunu ortaya koyuyor. Karamsar, umutsuz bir ruh hali içerisindedir, hastadır. Bir ümidin peşindedir, denizlerden, göklerden bir şefkat arar; fakat aradığını denizde de, gökyüzünde de bulamaz. Hasta olan yalnız kendi değildir, deniz de hastadır. Şair doğayı hasta bir ruh haline uygun biçimde tasvir etmekte­dir. Denize de baksa, semaya da baksa hep acı, üzüntü, elem manzaraları, sesleri görmekte ve duymaktadır.

 

Şiir aruz vezni ile yazılmıştır.

Kalıbı, şu şekildedir:

fâilâtün / mefâilün / fa'lün (feilâtün)

Şiirin nazım birimi dörtlük ve benttir.

 

Şiirin teması mutsuzluk ve umutsuzluktur.

 

Şair önce kendi durumunu üzüntü ve kederini anlatıyor. Sonra doğayı bu ruh hali ile tasvir ediyor. Doğaya hasta bir ruh halinin penceresinden bakıyor. Gökyüzünden, denizden şefkat bekliyor; ancak onlar da hasta, elemli, kederli ol­dukları için bir şey yapamıyor.

 

Sembolizmde açıklıktan, görünürlükten kaçınma söz konusudur. Bu şiirde de şair açık, berrak, görünür manza­ra ve varlıkları tasvir etmiyor.

 

Bu şiirde olduğu gibi sembolizmde eşya ve varlıkları karanlık bir ortamda gölgede görmek esastır.

Sembolizmde anlamda kapalılık esastır. Tahsin Nahifin bu şiirinin de açık, net olarak anlaşılır bir anlamı yoktur.

Bir duyu ile ilgili bir özellik başka bir duyu için kullanılır. Şiirde şu örnekler geçmektedir:

kalbimin ızdırab-ı mâlûlu (kalbimin sakat ıstırabı)

acı bir hande (acı bir gülüş)

bir hayal-i semen (taze bir hayal)

hasta bir tel, hasta nağme

 

Böyle bir şiir, insanda karamsarlık, umutsuzluk uyandırır; insanı üzüntüye sevk eder. İnsanın içindeki yaşama se­vincini yaralar. Hayattaki, doğadaki her varlığı ve canlıyı acı çekiyormuş gibi görmek sağlıklı bir bakış açısı de­ğildir.

 

Fecr-i Aticiler edebiyat ve sanat dünyasına nefes aldırmak, yeni bir dünyanın kapılarını açmak için bir araya top­lanmışlardı. Edebiyat dünyasındaki tıkanıklığı açmak hedefleriydi. Kendilerini yeni bir edebiyatın müjdecisi ola­rak görmektedirler. Bu yüzden kendilerine "geleceğin, yarının şafağı" anlamına gelen "Fecr-i Âti" adını seçmiş­lerdir. Ancak şiirlerinde sürekli elemi, kederi, umutsuzluğu işlemişlerdir.

 

Tahsin Nahit "Hasta Bir Telde Hasta Bir Nağme" şiirinde, Tevfik Fikret de "Mai Deniz" şiirinde doğayı, denizi, gök­yüzünü son derece öznel biçimde, içinde bulundukları ruh haline göre tasvir edip anlatmışlardır. İki şiirde şair­lerin bakış açısı birbirine çok yakındır.

 

Her iki şiirde de umutsuzluk, üzüntü, keder teması vardır.

 

İki şiirin dili arasında önemli bir fark yok; her ikisinde de Arapça, Farsça kelime ve tamlamalara yer verilmiştir.

 

Fecr-i Aticiler, Servet-i Fünunculara cephe almış, onları eleştirmişlerdi. Edebiyatta yeni bir ses olacaklardı. Ancak ge­rek sanat anlayışları gerek işledikleri konular Servet-i Fünuncularla aynıdır. Yazdıkları şiirler Servet-i Fünun'un takli­di gibidir. Servet-i Fünun'u eleştirmişler ancak kesinlikle Servet-i Fünun'u aşamamışlardır. Ahmet Haşim dışında şiir alanında çok başarılı olan sanatçı yoktur. Servet-i Fünun'un devamı niteliğinde olan Fecr-i Âti bağımsız bir dönem olarak sayılamaz.

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

Önceki yazıyı okuyun:
“BİRAZ DAHA HAKİKAT” – Hüseyin Cahit

Yukarıdaki metnin devamında ise Servet-i Fünûn edebiyatını değerlendirmektedir. Bu edebiyata yöneltilen diğer tenkitleri cevaplamaktadır. Ayrıca bu yeni edebiyatın olumlu ve...

Kapat