III.-ÜNİTE-SÖZLÜ-ANLATIM

Röportaj

Mülakat (Görüşme)

Söylev (Hitabet, Nutuk)

 

1. RÖPORTAJ

1. Tanımı

Herhangi bir konu ya da sorunun değişik boyutlarıyla ele alınıp işlendiği gazete ve dergi yazılarına röportaj denir.

Röportaj, gazete haberlerinin daha genişletilmiş ve yazarın kişisel görüşleriyle zenginleştirilmiş yazılardır.

 

2. Özellikleri

Röportaj yapan kişi, röportajında elde ettiği bilgilerle kendi görüş ve düşüncelerine de yer verir.

Genellikle bu yazılar çeşitli ses kayıtları, belge ve fotoğraflarla tamamlanır. Röportaj yazarı, gördüklerinin fotoğraflarını da çekerek yazısına ekler.

Röportajda önemli olan, birçok kişinin gördüğü ve bildiği şeyleri ustaca dile getirmektir.

Röportajcı, yalnızca gördükleriyle, izlenimleriyle yetinmez. Konuyla ilgili derinlemesine araştırma ve inceleme yapar, ilgililerin bilgisine başvurur.

Röportajcının amacı, konuyu çarpıtmadan belgesel olarak okuyucuya sunmak, okuyucuyu konunun içinde yaşatmak, kamuoyunu aydınlatmaktır.

Röportajlar, okuyucunun dikkatini çekecek ve onları bazı konularda düşündürecek biçimde düzenlenir.

Röportaj, tek bir yazı olabileceği gibi, aynı konuda dizi yazı da olabilir.

Röportajlarda öğretici, açıklayıcı, kanıtlayıcı, betimleyici vb. anlatım türlerinden yararlanılır.

 

 

Konularına göre röportajlar

 

Bir yeri konu alan röportajlar (Röportajı yapılan yerin bütün özellikleri bilinmeli. Bu nedenle ilginç yönlerin film, ses kayıt ve fotoğraflarla belgelenmesi gerekir.

İnsanı konu alan röportajlar (Belli bir alanda üne kavuşmuş kişilerin özellikleri belirtilir.)

Eşyayı konu alan röportajlar (Haber konusu olan eşya, her yönüyle bilinmeli; dikkat çekecek ve okuyanları düşündürecek yönleriyle anlatılmalıdır.)

 

Dil Bilgisi

 

Yapı Bakımından Sözcükler

 

Basit Sözcük

Kök hâlindeki sözcüklerdir. Herhangi bir yapım eki almamış sözcüklere basit sözcükler denildiğini hatırlayınız.

 

Örnekler:

kapı, geldi, güzel, yarın, okulda vb. Basit sözcükler çekim ekleri alır.

 

Türemiş Sözcük

Kök sözcüklerin, yapım eki alarak yeni anlam kazanmasıyla oluşan sözcüklere türemiş sözcük denildiğini hatırlayınız.

Örnekler

Bil – gi                                     Bilgi

Bil – inç                                   Bilinç

Say – gı                                    Saygı

Son – suz-luk                           Sonsuzluk

Sınır – sız – ca                         Sınırsızca

 

Yapım ekleriyle birlikte çekim ekleri de kullanılabilir. Örnekler

Bil – im – in         Bilimin

Say – gı – da       Saygıda

 

Birleşik Sözcük

Birden çok sözcüğün birleşerek yeni bir kavram oluşturduğu sözcüklere birleşil sözcük denildiğini hatırlayınız.

 

Örnekler

Bilgi    –            sayar                              Bilgisayar

Kahraman –    Maraş                             Kahramanmaraş

Hanım     –       eli                                    Hanımeli

İmam      –       bayıldı                             İmambayıldı

Gül      –           veren                              Gülveren

 

Siz de herhangi bir konuda ön hazırlık yaparak bir röportaj gerçekleştiriniz (Röportaj yapmadan önce neler bilmeniz gerektiğini ve nasıl hazırlanacağınız konusunda bir plan yapınız.

 

2. MÜLAKAT (GÖRÜŞME)

1.Tanımı

Mülakat buluşma, görüşme, konuşma anlamına da gelmektedir.

Zamanın ünlü kişilerini herhangi bir gazetecinin ziyaret etmesi ve ona alanıyla ilgili sorular sorarak sorularına cevap almasıdır.

 

2.Özellikleri

Mülakat metinleri öğretici ve ufuk açıcıdır.

Alanında tanınmış kişilerle mülakat yapılır.

Alınan cevaplar, aynen ve yorumlanmadan yayımlanır.

Mülakat yazılarında; görüşülen kimsenin adı, ne işle uğraştığı, hangi amaç için kendisiyle konuşulduğu, buluşma yeri; sorular ve cevaplar; mülakat yapılan kimsenin o konu üzerindeki temel görüşü belirtilmelidir.

Cümleler açık,  yalın olmalı;  diyalog çizgisinden ve tırnak işaretinden faydalanılmalıdır.

Genelde söyleşmeye bağlı anlatım türü kullanılır.

 

Mülakat yapan kişi;

Mülakat yapacağı kişiden görüşme zamanını belirlemesini istemeli,

Konuşacağı kişi ve konu hakkında bilge edinmeli, ön hazırlık yapmalı,

Sabırlı, dikkatli ve nazik olmalı,

Söz başka bir konuya atlarsa, tekrar konuyu toparlamalı ve konuya dönmeli,

Kültürü ve becerisiyle karşısındakini konuşmaya ikna edebilecek beceriye sahip olmalı,

Hep kendi konuşarak karşısındaki kişiyi sıkmamalıdır.

 

11. SÖYLEV (NUTUK, HİTABET)

1.Tanımı

Bir topluluk önünde belirli bir konuda yapılan etkili ve inandırıcı konuşmalara söylev (nutuk) denir.

Söylev kavramı eskiden nutuk terimiyle karşılanır; topluluk önünde konuşma sanatına hitabet, söylevciye de hatip denirdi.

Söylev söz ve sesle birleşen bir sanattır. Söylevde amaç nedir?

 

Söylevde amaç, dinleyenleri kendi düşüncesinden yana çekmektir. Bu nedenle söylenen sözler ve söyleyiş biçimi inandırıcı, etkileyici, coşturucu nitelikler taşımalıdır.

İnsanları heyecanlandırmak, bir fikri, bir kanaati insanlara aşılamak ve benimsetmek önemlidir.

 

 

2.Özellikleri

Söylevci söylevin çeşidine ve konuya bağlı olarak anlaşılır sözcükler seçmeli; cümleler kısa, yalın, akıcı, içten ve etkili olmalıdır.

Söylevcinin, konuştuğu konuyu çeşitli yönleriyle iyice bilmesi ve söyleyeceklerine inanması gerekir.

Söylev veren kişi konuşmasını duruş, jest ve hareketleriyle desteklemelidir.

Söylevcilerin en önemli yeteneği toplulukları inandırmadaki güçleridir. Ayrıca iddiaları kanıtlaması ve dinleyicide oluşacak kuşkuları ortadan kaldırması gerekir.

Söylev tiyatro ile birlikte gelişmiştir.

Hemen her yazı türü yeri gelince söylevden yararlanır.

Sesi topluluğun sesine dönüştürme, coşturma, toplulukta duygusal doruklar ve insanda tartışma atmosferi yaratmak söylevin önemli özelliklerindendir.

Söyleyişte yersiz ve gereksiz vurgular, anlaşılmaz ve abartılı sözler, aşırı ses yükseltmelerinden kaçınılır.

Dilin alıcıyı harekete geçirme işlevi ile heyecana bağlı işlevi birlikte kullanılır.

Dinleyicilerin zevk, kültür düzeyleri ve gereksinimleri konuşmacı tarafından dikkate alınır.

Etkili, heyecanlı ve açık cümlelerle söylev bitirilir.

Konularına göre kaç tür söylev vardır?

 

Konularına göre söylevler

a.Siyasi söylev: Genellikle parlamentolarda, diplomatik toplantılarda, mitinglerde

Söylenen siyasî amaçlı söylevlerdir.

b.Dinsel söylev: Tapınaklarda bireysel ve toplumsal sorunları dinsel açıdan yorum-

layan söylevdir. İslâmî toplumlarda bu tür söylevlere hutbe denir.

c.Hukuksal söylev: Mahkemelerde, yargılama sırasında suçlamak ya da savunmak

amacıyla söylenen söylevdir.

d.Akademik söylev: Akademilerde, bilim toplantılarında söylenen söylevdir.

Akademik kabullerde, açılış, kapanış ve ödül törenlerinde yapılan bilimsel içerikli

söylevler de vardır.

e.Askerî söylev: Ordunun moral gücünü yükseltmek ve güven duygusunu artırmak için askerlere yönelik verilen söylevdir.

 

 

Söylev türünün tarihsel gelişimi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

 

Söylev türünün ilk örneklerini Eski Yunan ve Roma dönemlerinde görüyoruz. Eski Yunan edebiyatında Demosthenes (Demostenes), Lâtin edebiyatında Cicero (Çiçero), Fransız edebiyatında Bossuet (Bosse), Mirabeau (Mirabu) ve Robespiere (Robespiyer) ilk akla gelen tanınmış söylevcilerdendir.

Ülkemizde toplanma ve söz özgürlüğünün sağlandığı II. Meşrutiyette yetişen en tanınmış söylevciler Ömer Naci ile Hamdullah Suphi Tanrıöver'dir.

Cumhuriyet Döneminin en büyük konuşmacısı ise Mustafa Kemal Atatürk'tür. Mustafa Kemal Atatürk "Söylev"de bir tarih belgesi örneği vererek Türk ulusu ile yaşadığı tarih dilimini bu belgede ayrıntılarıyla yorumlar.

www.dersimizedebiyat.net

 

 

DENEME TÜRÜ

  • Cumartesi, 23 Şub 2013

23:55

0

 

 

TANIMI:

Deneme, bir yazarın belli bir konuya ilişkin kişisel duygu ve düşüncelerini anlattığı eserlerdir.

Bu türün oluşumunda Yunan ve Latin Edebiyatı yazarlarının etkisinin olmasıyla birlikte bu tür ,16. yy'da Fransız yazarı Montaigne tarafından geliştirilmiştir. Daha sonra Bacon bu türün gelişimine hizmet etmiştir.

ÖZELLİKLERİ:

1)                       Deneme her konuda yazılabilir, belli bir konuda olması gerekmez ve belli bir biçimi de yoktur.

2)                       Söylem, çok yönlü olmakla birlikte düşünce ağırlıklıdır. Türün en büyük özelliği ise herhangi bir şeyi kanıtlama zorunluluğunun olmayışıdır.

3)                        Deneme yazarı, görüşlerini aktarırken samimi bir dil kullanır. Kendi kendine konuşuyormuş gibi, sohbet ediyormuş gibi bir hava içindedir.

4)                       Bu türde yazılan eserlerin değerli olması için yazarının sağlam bir kültür birikimine sahip olması, iyi bir düşünür ve sanatçı nitelikleri taşıması gerekir.

Deneme insanı ilgilendiren her şeyi konu alabilir. Bizim edebiyatımızda da en çok eleştirel deneme türü gelişmiştir. Bu türün Cumhuriyet döneminde öne çıkması kayda değerdir. Denemenin özelliğini Nurullah Ataç'ın şu sözleriyle özetleyebiliriz:www.edebiyol.com

"Deneme, ben'in ülkesidir. ‘Ben' demekten çekinen, her görgüsüne, her görevine ister istemez -kendisinden- bir parça kattığını kabul etmeyen kişi denemeciliğe özenmesin."

Montaigne bu türü dünya yazınına sokmuş ve bu türün Batıda yaygınlaşmasını sağlamıştır. Onun içe bakışı önemlidir. Yazdığı yazıları "Essais" Denemeler' adlı eserinde toplamıştır.

Theophile Gautier, Anatole France, Hiyolyte Taine, Alain Andre Gide , Albert Camus da Fransız Edebiyatı'nın önemli denemecileridir. Alain , insanca yaşama sanatının en iyi örneklerini verir. Gide , toplumu boşlayan denemeleriyle dikkat çeker. Albert Camus'un yazma notları içinde ise en önemlisi varoluşçuluk üzerine olanlardır.

Başlıca İngiliz denemecileri şunlardır: Francis Bacon, Joseph Addison, İrlandalı Richard Steele. www.edebiyol.com

ABD deneme yazarları arasında Ralph Waldo Emerson ve Henry David Thoreau, Edgar Allan Poe dikkati çeker.

Deneme türünün diğer bir öncüsü de John Locke'tur. İnsan Anlağı Üzerine Bir Deneme ve Tabiat Kanunu Üzerine Bir Deneme adlı eserleri vardır.

Ortega Y. Gasset ise İspanya'nın önemli denemecilerindendir. İnsanın tarih ve toplum içindeki yeri üzerine denemeler yazmakla birlikte yalnızlık ve bunalım denemelerinin ana temalarıdır.

Deneme Batı edebiyatında hızla gelişmiş ve dünya edebiyatının önde gelen deneme yazarlarını yetiştirmiştir.

Bizde bu türün ilk örneklerini Şinasi , Ziya Paşa ve Namık Kemal vermiştir. Ahmet Mithat Efendi'nin gazetelerindeki yazıları , Abdülhak Hamit Tarhan'ın  ‘Makber Mukaddimesi' de deneme niteliklidir.

Tanzimat'ın ikinci kuşağı , mizaç itibariyle denemeye daha eğilimlidir. Servet-i Fünun Döneminden Tevfik Fikret ve Cenap Şehabettin'in deneme nitelikli eserleri vardır. 20. yy. edebiyatımızda Ahmet Haşim ve Yahya Kemal deneme türüne yeni bir nitelik kazandırmıştır.Yakup Kadri'nin başarılı birer deneme sayılacak yazıları vardır.  Cemil Meriç de denemeleri ile dikkati çeker. Bu dönemde Nurullah Ataç'ın öncülük ettiği eleştirel deneme türü birçok yazar tarafından örnek alınır ve devam ettirilir. 1960 sonrasında Özdemir İnce ve Hilmi Yavuzgibi yazarlarımız tarafından tekrar yükseliş gösterir. www.edebiyol.com

Modern Türk Edebiyatı içerisinde şekillenen deneme türünü; Sanat, Edebiyat ve Dil konulu , Din , Felsefe , Psikoloji konulu , Sosyal ve Siyasi konulu denemeler ve diğer konularda yazılmış denemler diye sınıflandırabiliriz.

Türk edebiyatında ilk deneme kitapları:

Ahmet Haşim'in Bize Göre (1928) ,Gurabahane-i Laklakan (1928) ;

Ahmet Rasim'in bir çok yazısı ; Mahmut Sadık'ın Takvimden Yapraklar (1912) ; www.edebiyol.com

Refik Halit Karay'ın Bir Avuç Saçma (1939) , Bir İçim Su (1931) , İlk Adım (1941) , Üç Nesil Üç Hayat (1943 ) , Makyajlı Kadın (1943) , Tanrıya Şikayet (1944) ;

Falih Rıfkı Atay'ın Eski Saat (1933) , Niçin Kurtulmak (1953) , Çile (1955) , İnanç (1965) , Pazar Konuşmaları (1966) , Kurtuluş (1966) , Bayrak (1970) gibi kitaplarını saymak mümkündür.

 

Sanat , Edebiyat ve Dil konulu Denemeler

 

Bizim edebiyatımızda denemecilerin üzerinde en çok yazdıkları alandır. Yahya Kemal deneme türünün sağladığı imkan konusunda ‘Edebiyata Dair' adlı önemli bir eser verir. Bu eser eski cemiyetin ruhu üzerine yapılmıştır.

Cumhuriyet Döneminin başlıca deneme yazarları, Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar, Suut Kemal Yetkin, Vedat Günyol, Melih Cevdet Anday, Mehmet Fuat, Salah Birsel, Mermi Uygur, Fethi Naci, Cemal Süreyya, Selim İleri'dir.www.edebiyol.com

Denemeleriyle en çok dikkati çeken yazarımız Nurullah Ataç'tır. Eleştirerek yeni düşüncelere ulaşmak yöntemini edebiyatımıza getirmiştir. Denemelerini dil, yenilik,  mutluluk, değişim, sanat, öznellik ve nesnellik temalarıyla biçimlendirir. Günlerin Getirdiği, Karalama Defteri, Sözden Söze, Ararken, Diyelim, Söz Arasında, Okuruma Mektuplar, Söyleşiler, Prospero ile Caliban, Güncelerinde denemeleri yayınlanmıştır.

Yazılı kültürümüzün 1925 kuşağı da deneme yazmaya çok önem verir. Suut Kemal Yetkin'in denemeleri, bilimsel ciddiyetten uzak, hiçbir yadırgamanın görülmediği rahat bir söyleme sahiptir. www.edebiyol.com

Orhan Veli'nin ‘ Denize Doğru ‘ kitabı şiirin düzyazıyla buluştuğu bir eserdir. Oktay Rıfat'ın Şiir Konuşması dergi ve gazetelerdeki şiir üzerine yaptığı denemelerinden oluşmuştur.

Mehmet Kaplan ise bu sahada üç önemli kitabi Edebiyatımızın İçinden, Kültür ve Dil, Nesillerin Ruhu ile karşımıza çıkar.

İlhan Berk, Şairin Toprağı ve Şairin Kanı eserlerinde söylem düzeylerini denemeden alır. Uzun Bir Adam ve El Yazılarına Vuruyor Güneş bu alandaki diğer eserleridir. www.edebiyol.com

1960 sonrası deneme artık bilginin denendiği ve yazar tarafından yeniden yaratılan yeni bir biçimleniş şeklidir. Ahmet Okay bu dönemin önemli yazarıdır. Yaşam ve Şiir üzerine birçok denemeye girişir. Mehmet Fuat ise bu türde edebiyata sürekli gönderme yapar. Ona göre çağını anlayan, görebilen insan iyi bir denemecidir. Mehmet Doğan ise şairin ve şiirin yalnızlığından denemeye ulaşır. İsmet Özel şiir okuma kılavuzuyla poetik anlamda bir deneme yazar.

Yorum Yap

Önceki yazıyı okuyun:
II. ÜNİTE ÖĞRETİCİ METİNLER

  1.Mektup 2.Günlük (Günce) 3.Anı (Hatıra) 4.Biyografi (Hayat Hikâyesi), Otobiyografi 5.Gezi Yazısı (Seyahatname) 6.Sohbet (Söyleşi) […]

Kapat