DİĞER İÇERİKLER

İKİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATININ SANATÇILARI

Ana Sayfa » 11.SINIF » TÜRK EDEBİYATI » 11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI » İKİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATININ SANATÇILARI
Sitemize 16 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 317 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

 

İKİNCİ-DÖNEM-TANZİMAT-EDEBİYATININ-SANATÇILARI

RECÂİZADE MAHMUT EKREM (1847-1914)

Tanzimat edebiyatının ikinci dönemi Recaizade Mahmut Ekrem ile başlar. O, Hariciye Nezareti'ndeki (Dışişleri Bakanlığı) memurluğu sırasında Namık Kemal ile tanışmış, yakın dostluk kurmuştur. Değişik görevlerde bulunmuş, Galatasaray Sultanisi'nde edebiyat öğretmenliği de yap­mıştır.

Recaizâde Mahmut Ekrem edebiyatın hemen her dalında eser vermiştir. Devrinde "üstat"olarak tanınır. Servet-i Fünûncular da onun etrafında toplanmışlardır.

Ona göre şiirin tek gayesi güzelliktir. Şiirin gayesi olan güzellik tabiatta ve insandadır. "Güzel olan her şey şiirin konusudur." Şiirde dil ve üsluba büyük özen gösterir. Süslü bir üslubu vardır. Dili yalın değildir. Onun şiirlerindeki başlıca temalar "aşk" ve "tabiat'tır. Yaşamındaki üzücü olaylar nedeniyle şiirlerinde acı ve kedere sıkça rastlanır. Ölümü konu edinen şiirleri vardır. Bunda genç yaşta ölen oğlu Nijad Ekrem etkili olmuştur. Hüzünlü duygular, ölümü hatırlatan doğa manzaraları, romantik güzellikler onun şiir­lerinde sık rastlanan ayrıntılardır. Şiirlerinde romantizmin etkisi vardır.

Şiir kitapları: Nağme-i Seher, Yadigâr-ı Şebab, Zemzeme (I, II, III), Pejmürde, Nefrin

Şiirle ilgili görüşlerini Talim-i Edebiyat'ta, III. Zemzeme'nin önsözünde, Takdir-i Elhan'da, Pejmürde'de ayrıntılı biçimde açıklar.

Recaizâde'nin Muhsin Bey ve Şemsa adlı hikâye kitapları vardır; ancak bunlar pek başarılı değildir. Bu hikâyeler teknik bakımdan çok zayıftır, şairane tasvirlerle doludur.

Yazarın Araba Sevdası adlı romanı edebiyatımızda roman­tizmden realizme geçişin başarılı bir örneğidir. Romanda hem olaylar, hem karakterler bütünüyle doğal ve yerlidir. Yazar Batılılaşma uğruna katlanılan komiklikleri, kahra­manın düştüğü zavallı durumu anlatır. Romanın kahramanı Bihruz Bey mirasyedi bir paşazadedir. Bütün işi gücü, me­rakı alafranga giyinmek, alafranga yaşam tarzını yarım yamalak uygulamak, berberlerle, garsonlarla Fransızca konuşmaktır. Yerli ve milli olan hiçbir şeyi beğenmez. Adını bile bilmediği birine âşık olmuştur. Ona, içinde Fransızca sözcükler geçen mektuplar yazar; yazdığını beğenmez yır­tar, yenisini yazar.

Recaizade Mahmut Ekrem'in tiyatro eserleri de vardır. Onun ilk eseri Afife Anjelik'tir. Komedi türünde bir oyunu olan Çok Bilen Çok Yanılır oldukça başarılı bir eserdir. Vuslat adlı oyununda Namık Kemal'in Zavallı Çocuk adlı eserinin etkisi çok açıktır. Yazar Chateaubhand'ın Atala adlı romanını Türkçeye çevirerek oyun haline getirmiştir.

Yazar bu dönemdeki önemli tiyatro yazarlarımızdandır.

Recaizâde eski edebiyat taraftarları ile uzun süren tartış­malara girmiştir. Özellikle, Divan edebiyatını savunan Muallim Naci ile aralarında kafiye konusunda çıkan tartış­malar olmuştur. Kafiyenin kulak için olduğu görüşünü ileri sürmüştür. Şiirle ilgili eleştiri ve düşüncelerini Zem­zeme'nin önsözünde açıklamıştır. Takdir-i Elhan da eleştiri türündeki bir eseridir.

Recaizâde; roman, hikâye, tiyatro, eleştiri, edebiyat bilgi­leri, mensur şiir türlerinde eserleri olan bir sanatçıdır.

 

SAMİ PAŞAZADE SEZAİ  (1860-1936)

İstanbul'da doğan yazar, devrin ileri gelen devlet adam­larından Sami Paşa'nın oğlu olduğu için "Sami Paşazade" olarak tanınır.

Roman, hikâye, tiyatro türünde eserleri vardır.

Yazarın önemli eseri "Sergüzeşt" adlı romanıdır. Romanda kölelik teması işlenir. Dilber adlı cariye kızın bir konağa satıldıktan sonra konağın sahibi paşanın oğlu ile arasında­ki aşk macerası anlatılır. Dilber iyi yetiştirilmiş, piyano çal­mayı ve Fransızcayı öğrenmiştir. Daha sonra başka yerlere satılan kız Nil Nehri'ne atlayıp intihar eder.

Yazar, romanda esir ticaretinin sosyal hayattaki yerini rea­list biçimde anlatır. Karakter ve mekân tasvirlerinde genel­likle realisttir.

"Küçük Şeyler", yazarın küçük hikâyelerinin toplandığı kitabıdır. Bu hikâyeler Batı tekniğinde yazılmış ilk Türkçe denemelerdir.

"İclal" adlı eserinde yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur mersiye, bazı düzyazıları ve hikâyeleri vardır. Rümûzül-Edeb de de yine bazı küçük hikâyeleri ve makaleleri vardır.

Yazarın ayrıca "Şir" adlı bir tiyatro eseri vardır.

 

ABDÜLHAK HAMİT TARHAN (1852-1931)

"Şair-i Azam" (büyük şair) olarak bilinen Abdülhak Hâmit İstanbul'da, Paris'te, Tahran'da öğrenim görmüştür. Deği­şik ülkelerdeki elçiliklerde birçok görevlerde bulunmuştur. Paris, Bombay, Londra gibi büyük merkezlerde bulunmuş­tur. Fransızcayı, Farsçayı ve Arapçayı bu dillerin konuşul­duğu ülkelerde öğrenmiş, geliştirmiştir.

Şiir ve tiyatro türünde eserleri vardır.

Tanzimat şiirinin en renkli şairidir.

Tanzimat şiirindeki Batılılaşma hareketinin asıl büyük devrimcisi Hâmit'tir.

Divan edebiyatını bitiren isim olmuştur. Kurallarla pek ilgisi olmayan şair, Batı şiirinde görüp beğendiği Türk şiirinde olmayan her özelliği hiç çekinmeden alıp uygulamaya koy­muştur. Kullandığı biçimler arasında hem Doğu'ya hem Fransız şiirine ait olanlar olduğu gibi hiçbir kurala bağlı olmayanlar da vardır.

Onun belirli bir dil anlayışı yoktur. Bazı şiirlerinde yalın bir Türkçe kullanır, bazılarında ise Arapça, Farsça sözcükleri yoğun biçimde kullanır.

Şiirlerinde çok ince duygu ve düşüncelerin yanında basit duygu ve düşüncelere rastlamak da mümkündür. O, tam bir tezatlar şairidir. Düzensizlik ve karışıklık şeklindeki değişiklik onun kişiliğinin ve şiirlerinin belirgin özelliğidir.

Şiirlerinde taşkınlık, yücelik ve söyleyişteki tezat dikkat çeker.

Onun şiirlerinde kullandığı asıl temalar "aşk" ve "tabiattır. "Ölüm, yokluk, hiçlik, umut, insanlık, yurt sevgisi" şiirlerin­de sık işlediği temalardır.

İlk şiir kitabı olan "Sahra"da pastoral nitelikteki şiirleri var­dır. Bu şiirlerde gözleme dayanmayan bir kır ve köy hayatı­nın övgüsü vardır. "Belde"de ise şehir hayatını (Paris'teki sanat ve eğlence hayatını) anlatır.

İlk eşi Fatma Hanım'ı kaybetmesi üzerine şiirde "ölüm" temasına yönelir, "Makber'ı yazar.Ölü, Hacle bu konuyu işleyen şiirleri içerir. Bu şiirlerinde metafizik düşünceye yönelir.

Garam'da hüzünlü bir aşk hikâyesi konu edilir. İlham-ı Vatan ve Yadigâr-ı Harp adlı eserlerinde yurt sevgisini dile getirir. Tayflar Geçidi, Ruhlar ve Arziler'de bazı kişilerin ruhlarını karşılıklı konuşturur.

Hamit'in 21 tiyatro eseri vardır. Bu oyunların bazıları şiir, bazıları düzyazı biçiminde, bazılarında ise şiirle düzyazı karışık biçimdedir. Şiir şeklinde yazdığı oyunların bir kısmında aruz ölçüsünü, bazılarında da hece ölçüsünü kul­lanmıştır. Tiyatrolarında olaylar genellikle uzak ülkelerde geçer. Konularını eski Doğu ve İslam tarihinden almıştır.

Hamit'in oyunları sahnelenmeye uygun değildir, çoğu okunmak amacıyla yazılmıştır.

Oyunlarının tümü dramdır. Romantik dramın etkisiyle yazdığı oyunlarında Shakespeare'den gelme bir etki söz konusudur. Konusu 19. yüzyıl İngiltere'sinde geçen Finten adlı oyununda Macbeth'in tesiri çok açıktır. Bu oyun onun en başarılı tiyatrosudur. Nesteren ve Eşber adlı oyunların­da ise klasik yazar Cornaille'in etkisi vardır.

Macera-yı Aşk, Sabr u Sebat ve İçli Kız adlı oyunlarında yerli konuları işlemiştir. Duhter-i Hindu, Tarık, Zeynep ve Finten'de konular, uzak ülkelerden ya da tarihten alın­mıştır.

Diğer tiyatro eserleri arasında yer alan "Tezer, İlhan, Turhan, Hakan, Sardanapal" tarihi konuları işlediği oyun­lardır.

 

NABİZADE NAZIM (1862-1893)

Askeri Mühendis Mektebi'ni yüzbaşı rütbesiyle bitiren yazar, şiirler yazmış olsa da asıl olarak roman ve hikâye yazarı olarak tanınmıştır.

Genç yaşta ölmüş olmasına rağmen yazdığı roman ve hikâyeler adını unutulmaktan kurtarmıştır. Tanzimat döne­minin son yıllarında ortaya çıkmaya başlayan realist ve natüralist eğilimin temsilcilerindendir.

Karabibik ve Zehra adlı eserleri ile tanınmıştır.

Karabibik tam olarak realist sayılabilecek bir uzun hikâyedir. Kahramanı bir köylü olan ve olayların Antalya'nın bir köyünde geçtiği bu hikâye, köy yaşantısını realist biçimde yansıtır. Yazar, köylülerin şivelerini de aynen ver­miştir, eserde pek çok mahalli sözcük geçer. Bu eser, köy romanı tarzının ilk örneği sayılır.

Yazarın asıl başarılı yapıtı "Zehra" adlı romanıdır. Romanda olay kıskançlık teması üzerine kurgulanmıştır. Yazar, olayı ve olayın geçtiği çevreleri realist bir çizgide tasvir eder. Romandaki psikolojik çözümlemeler oldukça başarılıdır. Bu bakımdan Türkçedeki ilk psikolojik roman denemesi sayılır.

"Yadigârlarım, Zavallı Kız, Bir Hatıra, Sevda, Haspa, Seyyie-i Tesamüh" yazarın büyük hikâyeleridir. Ayrıca Yunan ve Latin mitolojisinden söz eden "Esatir" adlı bir eseri vardır.

 

MUALLİM NACİ (1850-1893)

Asıl adı Ömer'dir. Kendi kendini yetiştirmiştir. Hukuk Mektebi'nde ve Galatasaray Sultanisi'nde edebiyat öğret­menliği yapmıştır.

Eski şiirin temsilcisi olarak tanınmasına rağmen, Batılı şiir tarzında başarılı örnekler yazmıştır.

Şairin şiir, eleştiri, anı, edebiyat bilgileri ve sözlük alanında eserleri vardır.

Edebiyattaki eski-yeni kavgasında eski edebiyat taraftar­larının lideri olarak kabul edilmiştir. Eski şiiri çok iyi bilen biridir. Fransız edebiyatını tanıdıktan sonra Batılı tarzda şiir­ler yazmıştır, bunlar başarılı örneklerdir. Batı şiirini tanıdık­tan sonra da eski şiirden tümüyle vazgeçememiştir. Şiirlerinde yalın bir Türkçeyi başarıyla kullanmıştır. Şiirin biçiminde ve özünde yenilikler yaptı. Halk edebiyatı nazım biçimlerinden yararlandı. Yabancılaşmaya karşı Türk kültürünü savunmuştur.

Şiirleri Ateşpare, Şerare, Füruzan adlı kitaplarda toplan­mıştır.

Ahmet Mithat Efendi'nin çıkardığı Tercüman-ı Hakikat gazetesinin edebiyat sayfasını yönetti. Bu sırada Recaizâde ile eski-yeni (eski edebiyat-yeni edebiyat) tartışmasını sürdürdü. Recaizâde'nin Zemzeme ve Takdir-i Elhan'daki eleştirilerine Demdeme'de cevap verdi.

Yazarın, Ömer'in Çocukluğu adlı yapıtında anıları yer almaktadır.

Istılah-ı Edebiye adlı yapıtı edebiyat terimleri ile ilgilidir. Ayrıca Lügat-ı Naci adlı bir sözlüğü vardır.

 

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

İlgili Terimler :
Önceki yazıyı okuyun:
II. Dönem Tanzimat Edebiyatının Özellikleri

Recaizade Mahmut Ekrem, Sami Paşazade Sezai ve Nabizade Nazım edebiyatımızda realizmin ilk temsilcileridir. o    Muallim Naci dışındakiler Batı ve Batı...

Kapat