Necatigil`i Hatırlamak

Ana Sayfa » GÜZEL YAZILAR » Necatigil`i Hatırlamak
Sitemize 20 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 120 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Kimi şair vardır ki sağa sola bağlayamazsınız onu, bütün bir toplumun hoşgörüyle yoğrulmuş sesidir o. Behçet Necatigil bunlardan biriydi. Vefat tarihine bakıyorum; daha önce kendisinin hazırladığı 'Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü' adlı önemli kaynak kitapta daha sonraki hazırlayıcılar not düşmüşler. 13 Aralık 1979…

Şurası bilinmeli ki Behçet Necatigil sadece bir şair değildi, o aynı zamanda bir edebiyat tarihçisi, radyo oyunları yazarı ve çevirmendi. Tabii öncelikle de öğretmendi. 'Kapalıçarşı', 'Çevre', 'Evler', 'Eski Toprak', 'Arada', 'Dar Çağ', 'Yaz Dönemi', 'Divançe', 'İki Başına Yürümek' 'En/Cam', 'Zebra', 'Beyler', 'Sevgilerde' gibi şiir kitaplarının şairi, her yıl adına düzenlenen Necatigil Şiir Ödülü ile hatırlanmış oluyor. Böylece şiirde açmış olduğu mektepten yeni yeni öğrenciler çıkıyor. Behçet Necatigil'in şiirleri, içe işleyen ve bir onun kadar da düşündüren şiirlerdir. Edebiyatımızda bu kadar şiirinde kendisi olabilen şair kaç kişidir bilemiyorum. ama herhalde sayıları fazla değildir. Necatigil neye bakmışsa onu yazmış, neyin hüznünü duduysa onu dökmüştür kağıtlara.

Ben ilk defa 33 yıl önce fikrini öğrenmek için kendisine birkaç şiirimi göndermiştim. Çünkü Behçet Necatigil bizim semtin şairiydi. Beşiktaş'ta bizim alt sokağımızda (Camgöz Sokağı) güzel, bahçeli bir evde oturuyordu. Şair o zamanki şiirlerim için o kadar şevklendirici şeyler söylemedi ama hikayelerimi tuttu. Benim ikinci kitabım Bölüşmek'i (1974) kendisinin seçici kurulunda bulunduğu Sait Faik Hikaye Armağanı'na aday göstermiş. O yıl, herkesin pek çekindiği edebiyat tarihçisi, yazar Rauf Mutluay Cumhuriyet'teki bir yazısında bu kitabın Sait Faik Armağanı'na aday gösterilebileceğini belirtmiş, kısacası yarışmaya katılmayan bir kitap ilk kez böyle bir değerlendirme içine girmişti.

Behçet Necatigil ile zaman zaman yazışmalarımız olur, gönderdiğim her kitapla ilgili düşüncelerini, beğenilerini bir mektuba döker, yollardı. Sonra o soğuk çatışmalı yılların en kötüsü, 1979 yılı gelip çattı. O sıralarda eşim Cerrahpaşa Hastanesi'nde kontrolden geçiyordu. Behçet Necatigil'le orada karşılaştım. Rahatsızdı. Tevazu içinde başını bir yana eğip konuşan bir insan… Yatağında, elinde bir kitap hayatın o dev dalgasını göğüslemeğe çalışıyordu. Tekrar ziyaretine gittiğimde Necati Cumalı ve başka dostları da vardı çevresinde. O gülümsemeli, umutluydu. Saygı ve rahmetle anıyorum onu. En sevdiğim şiirlerinden biri benim kendimi, çocukluğumu bulduğum ve ayrı bir yere koyduğum 'Yıldızlar' şiiridir.

Yıldızlar

Seni karanlıkta yatırıyorlar
Korkuyorsun geceden
Bakıp bakıp pencereden
Yatağına sokuluyorsun.

Ben hep eski yerimdeyim, biliyorsun
Hava açık olduğu zamanlar
Beni seyrediyor, seviniyorsun.

Ne olurdu ben de
Sana göründüğüm şekilde
Odana gelseydim
Ateş böcekleri gibi
Küçücük avucunda
Yanıp yanıp sönseydim.

Seneler geçip gider, büyürsün
Bir gün olur, hepsi biter
Endişeler, o çocuk üzüntün
Hepsi biter
Aydınlanır senin için geceler
Güneş gibi görünürsün.

Biraz sabır, küçük çocuk biraz sabır
Ama Allah'ın koyduğu yerde
Yıldızlar daima yalnızdır. 

(Halka ve Olaylara Tercüman, 10.12.2003)

Sevinç Çokum

 

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

İlgili Terimler :
Önceki yazıyı okuyun:
Gelenek, Şiir, Müzik

Şiirde Gelenekten yararlanma ve Gelenek'i yeniden-üretme arasındaki ayrıma dikkati çektiğim bir yazımda, Gelenek'ten yararlanmayı ‘Metinler arasılık'la ilişkilendirmiş; Gelenek'i yeniden-üretmeyi ise...

Kapat