Nesir – Düzyazı Konu Anlatımı

Ana Sayfa » EDEBİYAT TARİHİ » Nesir – Düzyazı Konu Anlatımı
Sitemize 16 Ağustos 2014 tarihinde eklenmiş ve 754 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.
 
DÜZYAZI (NESİR) BİLGİSİ
Şiirden Düzyazıya Geçiş: İnsan düşüncesini biçimlendiren ilk ve en eski yolun “şiir”olduğunu biliyoruz. Yazının bulunuşuna değin geçen binlerce yıl içinde insanoğlu,düşüncesini yaymada, iletmede şiiri kullanmıştır. Yazıyla birlikte var olan “düzyazı(nesir)”, ortaya yeni yeni dil ürünleri çıkarmıştır.
Düzyazı, yaratıcı hayal gücünü ve bu gücün gerektirdiği söyleme biçimini şiirebırakarak akla ve mantığa dayalı bir anlatım yolu seçmiştir. Buradan yola çıkarak, şiiri“duyguların,  hayallerin  dili”,  düzyazıyı  ise  “aklın,  mantığın, düşüncenindili” olarak tanımlayabiliriz.
 
 
Not: Düzyazı, “yazınsal boyutlu  yazılar” ve “öğretici boyutlu yazılar” ya da“anlatı türleri” ve “düşünce yazıları” olmak üzere ikiye ayrılabilir.
 
 
 
A. YAZINSAL BOYUTLU DÜZYAZILAR (ANLATI TÜRLERİ)
 
“Öykü, roman, masal, bilimkurgu, tiyatro” gibi düzyazılar, yazınsal boyutlu (edebi)türlerdir. Bu türlerde, gerçeği öğretme ya da açıklama gibi bir amaç yoktur. Bu türyazı- larda amaç, kurmaca bir dünya yaratmak ve okuru o dünyada yaşatmaktır. Önemli olan,  “düş gücüyle yaratılan kurmaca dünyanın kendi içinde tutarlı olupolmadığı”dır.
 
 
 
ÖYKÜ: Olmuş ya da olması mümkün olayları, yer ve zamana bağlayarak, ayrıntıyagirmeden anlatan türdür.
Öyküde dört önemli öğe vardır: Olay ya da durum, kişi, yer ve zaman.
 
 
Öykü Türleri:
a. Olay Öyküsü: Öyküde ağır basan öğe “olay”dır. Öykücü, gücünü olayın gücünden,etkileyiciliğinden alır. “Klasik öykü” dediğimiz bu türde “serim-düğüm-çözüm” bö- lümleri vardır. Bu türün öncüsü, Fransız yazarı Maupassant’tır. Türk edebiyatında Ö.Seyfettin, R. H. Karay, R. N. Güntekin, Y. K. Karaosmanoğlu bu tür öykünün tem-silcileridir.
 
 
b. Durum-Kesit Öyküsü: Herhangi bir olaya yaslanma- yan, gücünü olayınilginçliğinden almayan, yaşamdan bir kesit sunan ya da bir insanlık durumunu, bellibir ortam içinde sunan öyküdür. “Çağdaş Öykü” de dediğimiz bu türün öncüsü A.Çehov’dur. Türk edebiyatında ise M. Ş. Esendal ve S. Faik, bu türün güzelörneklerini vermişlerdir. Günümüz öykücüleri de bu tür öyküler yazmaktadır.

 
ROMAN: Fransız romancısı Stendhal’ın deyişiyle “roman, bir yol boyunca gezdirilenayna”dır. Bu özelliğiyle romanı, “Yaşamı, olmuş ya da olabilir olayları anlatan uzunsoluklu yazıdır.” diye tanımlayabiliriz.
Romanda dört önemli öğe vardır: Olaylar ve oluşlar dizisi, kişiler (kahramanlar /karakterler, tipler), yer (çevre) ve zaman.
 
 
Roman Türleri: Eleştirmen ve edebiyat kuramcıları, romanları değişik yaklaşımlarladeğişik adlar altında toplamışlardır. Günümüz yaklaşımına göre:
 
 
a. Serüven Romanı: Okuru gerilim içinde tutmayı amaçlayan, üslup kaygısıtaşımayan romanlardır.
 
 
Alexandre Dumas’ın “Üç Silahşörler” romanı, bir serüven romanıdır.
 
 
b. Polisiye Romanlar: Okurun korku, merak, heyecan gibi duygularını kamçılayarakilgi uyandırmayı amaçlayan romanlardır.
 
 
Amerikalı yazar Hubert Coryell, İngiliz yazar Conan Doyle, Fransız yazar MauriceLeblanc, Amerikalı yazar Agatha Christie, günümüz Türk edebiyatında Ahmet Ümit butürde yazan önemli adlardan birkaçıdır.
 
 
c.  Yığın  Romanları:  Okurda  heyecan  yaratmayı,  onun tutkularına,  beklentilerine,   özlemlerine   yanıt   vermeyi amaçlayan romanlardır. “Beyaz dizi,pembe dizi” olarak da adlandırılan bu romanlarda yalın bir olay dizisi vardır. Aşk veduygusal ilişkiler bu tür romanların ana konularıdır. Kerime Nadir, Peride Celal ve EsatMahmut Karakurt bu türün önemli temsilcileridir.
 
 
d. Edebi Romanlar: Roman öğeleri sağlam olan, dil ve anlatım tadı taşıyanromanlardır. Bu tür romanlarda este- tik değerler, ahlaki ve toplumsal değerler birbiriiçinde eritilerek verilir.
Not: Romanların, “tarihsel roman, töre romanı, psikolojik roman, tezli roman…” diyeadlandırılan türleri de vardır.
 
 
MASAL: Tümüyle düş gücü ürünü olan, gerçekle ilgisi bulunmayan, sunduğu evreniinandırıcı kılma çabası gütme- yen anlatıdır.
Not:  Masalın  temel  öğeleri,  “kalıplaşmış  tekerlemeler, olağanüstülükler detaşıyabilen insanlar ve varlıklar, belirgin olmayan yer ve zaman”dır.
 
BİLİMKURGU: Masalın teknolojiyle buluşturulduğu türdür. Bilimkurgu, bugün henüzkullanımda olmayan bilim ve teknoloji öğeleri kullanılarak yakın ya da uzak gelecekleilgili öyküler, serüvenler oluşturulmasıdır. 19. yüzyılın sonuna doğru Jules Verne, H.G. Wels tarafından ilk örnekleri verilmiştir. Sonrakiler arasında Isaac Asımov, AşkınGüngör, Özlem Alpin, Hanife Çıta, M. Emin Arı gibi bilimkurgucuları sayabiliriz.
 
Not: Masal “geçmiş zaman”la, bilimkurgu ise daha çok,
“gelecek zaman”la ilgilidir.
 
 
 
TİYATRO: İnsan yaşamına özgü olay ve olguların, bireyin toplumsal ve bireyselyaşayışından kesitlerin, gerçeğe uygun olarak ve kurmaca bir yapıda sahnedegösterilmesi ilkesine dayanan yazınsal türdür.
 
Not: Tiyatronun temel öğeleri, “betimleme ve açıklama, dramatik örgü, kişiler vesahne”dir. Tiyatro, gerçek kişilerin canlandırdığı (rol) kişilerden, bu kişilerin içindeyer aldığı çevre (dekor)den, bu kişilerin diyaloglarını oluşturan tiyatro yapıtından oluşanuygulamalı sanattır.  Dekor ve kostüm, tiyatroda yer ve zaman fikri vermek üzereönemli bir yer tutar.
 
 
 
 
Tiyatro Türleri:
a. Tragedya:  İzleyicide “korku” ve “merak” uyandırarak ruhu tutkulardantemizlemek amacıyla yazılan ve kendine özgü sıkı kuralları olan bir drama çeşididir.
•  Ağırbaşlı ve ciddidir.
•  Erdeme ve ahlaka önem verir.
•  Seyircinin korku, acıma duygularına seslenir.
•  Konularını mitolojiden ve tarihten alır.
•  Kahramanları sıradan değil,  yüksek kattan kişiler ile tanrı, tanrıça, yarı tanrılardır.
•  Koro ve diyalog bölümleri vardır.
•  Üç birlik kuralına (yer-zaman-olayda birlik) uyulur.
•  Vurma, yaralama, ölme, öldürme gibi acı olaylar seyir- cinin gözü önündecanlandırılmaz, sahneye getirilmez.
•  Dramatik şiire dayalı, soylu bir dil kullanılır.
•  Beş perde uzunluğunda ve manzum olarak yazılır.
 
 
 
b. Komedya: İnsanların, olayların, durumların gülünç yanlarını ortaya koyar.
•  Toplumsal, bireysel bozukluk ve aksaklıklar sergilenerek sanatseveri güldürmek vedüşündürmek amaçlanır.
•  Konular günlük yaşamdan alınır.
•  Kişiler, sıradan ve halktan kimselerdir.

 
•  Diyalog ve koro bölümlerinden oluşur (tragedyayla ortak yanı).
•  Klasik komedyada üç birlik kuralına uyulmuştur  (tragedyayla ortak yanı).
•  Beş perdeden oluşur ve manzumdur (tragedyayla ortak yanı).
 
 
 
c. Dram: 19. yüzyılda, klasik tiyatro anlayışına tepki olarak ortaya çıkan ve günümüzçağdaş tiyatrosunun temelini oluşturan türdür.
Victor Hugo tarafından ilkeleri belirlenen “dram” türü, “romantizm” akımının ürünüdür.
•  Olaylar, yaşamda olduğu gibi, acıklı ve gülünç yanlarıyla ele alınır.
•  Konular, tarihten ve günlük yaşamdan alınır.
•  Kişiler, her düzeyde insanlar arasından seçilir.
•  Üç birlik kuralına uyma zorunluluğu yoktur.
•  Düzyazı ya da nazım biçiminde yazılır.
•  Perde sayısı sınırlı değildir.
•  Dil, halkın dilidir, kişilerde de üslupta da soyluluk aranmaz.
 
 
 
 
GELENEKSEL SEYİRLİK OYUNLARIMIZ
 
 
Karagöz: Gölge tiyatrosu. Oyundaki bütün tipleri aynı kişi (oynatıcı) seslendirir.Güldürü ağırlıklıdır. Güldürü öğelerinin başında Hacivat’la Karagöz’ün birbirlerini yanlışanlamaları gelir. Bu iki ana tip dışında duruma göre: ÇELEBİ, BEBERUHİ, TUZSUZDELİ BEKİR, EFE, MATİZ, ZENNE, KASTAMONULU, BOLULU, KAYSERİLİ,RUMELİLİ, LAZ, KÜRT, ARNAVUT, ACEM, AK ARAP, ZENCİ, YAHUDİ, ERMENİ,FRENK… tipleri de sahneye çıkar.
 
 
Ortaoyunu:  Seyircilerle çevrilmiş bir alanda  (palanga) belli bir konu çevresinde,ama yazılı bir metne bağlı kalınmadan oynanan, tuluata dayalı oyun. Karşılıklıkonuş- malarda söz oyunları, hazırcevaplık, yanlış anlamalar, şive taklitleri güldürüyüsağlayan öğelerdir. Dekor olarak bir paravan ve birkaç alçak iskemle kullanılır. Buoyunlar Karagöz’ün perdeden sahneye taşınmış biçimi gibidir. Başlıca kişiler: KAVUKLU,  PİŞEKÂR,  KASTAMONULU, KAYSERİLİ,  RUMELİLİ…  Oyunlar “muhavere”  ve  “fasıl” bölümlerinden oluşur.
 
 
Meddah: Seyirlik halk oyunlarının kimi ortak öğelerini kullanarak öykü anlatan kişilere“meddah” denir. Bunlar “taklit” ve “temsil” yönü gelişmiş kişilerdir. Anlattıkları öyküyübir bakıma oynayarak canlandırırlar. Öyküde “dedi”, “cevap verdi” gibi sözlerkullanılmaz. Konuşulanların değiştiği, anlatıcının sesinin ve mimiklerinindeğişmesinden anlaşılır. Bir bakıma tek kişilik tiyatrodur.
 
B. YAZINSAL BOYUTLU YAZILAR İÇİNDE YARDIMCI TÜRLER
 
Yazınsal boyutlu türler (roman, öykü…) dışında tek başına da sunulabilen; ancak biröykünün, bir romanın, hatta bir düşünce yazısının içinde yer alan türler şunlardır:
 
 
ANI: Bir kişinin, başından geçen ya da yaşadığı dönemde tanık olduğu, duyduğu, olayya da olguları sonradan kaleme aldığı anlatı türüdür.
 
 
GÜNLÜK (GÜNCE): Bir kişinin, günü gününe tuttuğu, tarih belirterek duygu vedüşüncelerini de kattığı yazılardır.
 
 
GEZİ YAZISI: Gezilip görülen yerlerin özelliklerini, yazarın, kendi izlenimlerini dekatarak anlattığı yazılardır.
 
 
BİYOGRAFİ (YAŞAMÖYKÜSÜ): Ünlü kişilerin yaşamını, yaptıklarını, yaşadıklarıdöneme katkılarını anlatan yazılardır.
 
 
Not: Kişilerin, kendi yaşamlarını anlattığı yazılara “otobiyografi” (özyaşamöyküsü)denir.
 
 
RÖPORTAJ: Bir yazarın, gazetecinin herhangi bir olayı, kişiyi, kuruluşu, yeri, kendianlayışına ve gözlemlerine göre yorumlayarak, değerlendirerek yazdığı yazıdır. Röpor- tajlar, genellikle fotoğraf tanıklığıyla desteklenir.
 
Not: Röportajı, "mülakat" ile karıştırmamak gerekir. Mülakat (görüşme) , kendialanında tanınmış kişilerle, toplu- mu ilgilendiren konularda yapılan sorulu–cevaplıkonuşmalardır.
 
MEKTUP:  Sanat, bilim ve siyaset insanlarının, birbirine düşünce ve duygularını,eleştiri ve yorumlarını aktardıkları yazılardır.
 
Not: Gazete ve dergilerde yayımlanacak biçimde yazılmış
Mektuplara “açık mektup” denir.
 
 
SÖYLEV (NUTUK): Bir topluluk önünde söylenecek güzel, etkili sözler ve bunlarınyazıya geçirilmiş halidir.
 
 
Not: Topluluğa bir gerçeği sunmak, bir düşünceyi aşılamak için hazırlanankonuşmaların oluşturduğu bu türün ilk büyük temsilcisi, eski Yunan’da Demosthenes,bizde M. Kemal Atatürk’tür (Nutuk).
 
 
TARİH:  İnsan topluluklarının,  toplumların geçmişini,  yer ve zaman belirterek,belgeye dayandırarak, neden-sonuç ilişkilerini belirterek anlatan türdür.
 
 
Not: Geçmişte tarih, bir sanatsal anlatım özelliği taşırdı ve bu nedenle yazınsal bir türsayılırdı. Bu türün ilk örneğini Herodotos vermiştir.

 
C. DÜŞÜNCE YAZILARI (ÖĞRETİCİ YAZILAR)
Dilin bilgilendirici amaçla kullanımı sonucu ortaya konan yazılara “öğretici yazı”denir.
 
 
 
MAKALE: Bir gerçeği açıklamak, bir konuda görüş ve düşünceler ileri sürmek ya dabir savı savunmak, desteklemek için yazılan yazılardır.
 
 
Not: Gazete ve dergilerde yayımlanmak için hazırlanan makale, dünyada da bizdede gazeteyle birlikte doğmuş- tur.
•  Her konuda yazılabilen makaleler,  alanında uzman, yetkin kişilerce kalemealınan bilimsel, savlı yazılardır.
•  Anlatım; açık ve yoğundur, nesnel bir tutum takınılır.
•  Üslup kaygısı taşınmaz; dolaylı anlatımlara, söz oyunlarına başvurulmaz.
•  Düşünce ya da sav, düşünceyi geliştirme yollarıyla (örnekleme, tanımlama,karşılaştırma, sayısal verilerden yararlanma,  tanık gösterme…)  inandırıcı birbiçimde geliştirilir ve kanıtlanır.
•  Düşünce, sonuca ulaşacak biçimde verilir ve asıl iletilmek istenen, bir iki cümleylevurgulanır.
 
 
 
FIKRA (KÖŞEYAZISI):  Gazete ve dergilerin belirlenmiş sütunlarında yayımlanan;güncel, siyasal ve toplumsal sorunları ayrıntıya inmeden işleyen kısa yazılardır.
•  Köşe yazısı, makaleye oranla daha kısadır.
•  Ele alınan konunun ayrıntılarına inilmez.
•  Söylenenleri kanıtlama kaygısı taşınmaz.
•  Yazar, kişisel düşüncelerini okuru yormadan aktarır.
•  Amaç, okuru bilgilendirmek ve düşündürmektir.
 
 
 
DENEME:  Bir yazarın bilim,  sanat,  felsefe gibi konular üzerinde kişisel düşünce veduygularını içtenlikle dile getirdiği yazılardır. Ancak, daha çok, sanat, felsefe, hukukgibi göreli konularda yazılır.
•  Konu ve alan sınırlaması yoktur.
•  Yazar, kendisiyle çatışma -iç konuşma- halindedir.
•  Yazar, kendisini anlatırken aslında insanlığı anlatır.
•  Düşünceyi kanıtlama, bir savı inandırıcı kılma çabası yoktur.
•  Yazar, uzman değildir; ancak her alanda kültürel ve dilsel birikim ve bilince sahiptir.
 
Not: Bu türün öncüsü, Fransız yazar ve aydını Montaigne’dir  (1533–1592).  Türkedebiyatında ise Sabahattin Eyuboğlu, Nurullah Ataç, Nermi Uygur, SuutKemal Yetkin önemli denemecilerdir.
 
ELEŞTİRİ: Yazınsal ya da sanatsal bir yapıtı, öz, biçim, yapı gibi değişik yönlerdendeğerlendiren yazılardır.
Türk edebiyatında Suut Kemal Yetkin, Nurullah Ataç, Fethi Naci gibi yazarlar“edebiyat eleştirisi” konusunda öne çıkan isimlerdir.
 
 
 
SÖYLEŞİ (SOHBET): Herhangi bir konuda, okurla konuşur gibi yazılan yazılardır.
 
Not: Kitap haline gelmiş söyleşilerin çoğu, “radyo konuşmaları”nın yazıya aktarılmışbiçimidir.  Bu türün önemli isimleri, S.  Sırrı Tarcan,  Şevket Rado, Nurullah Ataç…sayılabilir.
 
 
 
 
DİVAN EDEBİYATINDA DÜZYAZI
 
 
Divan edebiyatı, daha çok şiire dayalı bir edebiyattır. Bu özelliğiyle Divan edebiyatı,bir “şairler” edebiyatıdır.
“Yazarlık”  kavramının bulunmadığı Divan edebiyatında, “süslü nesir”, “orta nesir”,“öğretici nesir” diye adlandırılagelen düzyazılar, “tarih, tezkire, seyahatname,sefaretname, münşeat” gibi türlere ayrılır.
 
 
 
Tezkire: Dönemin önemli şairleri hakkında bilgi ve şiirlerinden örnekler veren, bir tür“biyografik eser”dir. Bunlar, günümüzdeki edebiyat tarihi kitaplarıyla antolojilerinben- zeri kitaplardır.
 
Not: Şairler dışında, başka mesleklerden kişileri de anla- tan tezkireler yazılmıştır.Şairleri anlatan tezkirelere “tezkiretü’ş-şuara” denir.
 
 
 
Sefaretname: Bazı elçilerin (sefir), gittikleri ülkeleri tanıtmak amacıyla yazdıklarıyazılardır. Bu türde en tanınmış eser, Yirmi sekiz Çelebi Mehmet’in yazdığı “ParisSefaretnamesi”dir.
 
 
 
Münşeat: Değişik konularda yazılmış yazıların, mektupların toplandığı eserlerdir.
 
Not: Süslü, sanatlı düzyazılara “inşa”, bunları yazanlara “münşi”, bu yazılarıntoplandığı kitaplara da “münşeat” denir.
 
 
 
Seyahatname: Gezilip görülen yerlerin anlatıldığı yazılardır. Bu türün bizdeki en ünlüörneği, Evliya Çelebi’nin “Seyahatname”sidir
 
 
Nesir – Düzyazı Çözümlü Sorular
 
 
ÇÖZÜMLÜ TEST
 
1.   Denemenin bilimsel yazıdan farkı,  onun dışsal ve nesnel bir gerçeklik alanınayönelmekten kaçınması değildir. Deneme de böyle alanlara sık sık yönelir. Şu halde denemenin bilimsel yazıdan farkı, hangi ger- çekliği ele aldığında değil,gerçekliği nasıl ele aldığında yatıyor. Deneme, her türlü gerçekliği, en dışsal gerçekliği bile, içsel değer perspektifi içinde ele alan bir yazı türüdür.
 
Yukarıdaki parçada  “deneme”nin hangi özelliği vurgulanmaktadır?
 
A) İnsanın iç dünyasına yönelmesi
B) Gerçeği, öznel olarak ele alması
C) Dış gerçekleri de ele alıp işlemesi
D) Bilimsel kesinlikten yoksun oluşu
E) İlginç bireysel sorunları ele alması
 
 
 
ÇÖZÜM
Denemelerin bilimsel bir doğrulukla yazılmadığını, yazarın alçakgönüllü bir üslupla, kendi kendisiyle konuşur gibi yazdığı yazılar olduğunu biliyoruz. Bu parçada dadene- melerin gerçeğe yönelmekle birlikte onu yazarın süzgecinden geçirerekyansıttığı anlatılıyor.
Yanıt: B
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
2.   Gazete yazarı, Batı'da her gün değişik konuda güncel yazılar yazmaz. Oysaben, bugün "Köprü yanlış yere yapıldı." diye bir yazı yazarım. Ertesi gün sağlıksorunlarını ele alırım, bir sonraki gün dış politika üstüne görüşlerimi söylerim. Türkiye’deki bütün köşe yazarları böyle. Monotonluğa düşmemek için her gündeğişik konuda, ilgi çekici bir anlatımla kalem oynatıyoruz. Bu, artık Türk usulü biryazı olmuştur.
 
Parçada, yazarın “Türk usulü yazı” diye nitelediği yazının türüaşağıdakilerden hangisidir?
 
A) Deneme          B) Makale        C) Fıkra
D) Söyleşi                                             E) Eleştiri
 
 
 
ÇÖZÜM
Parçada köşe yazılarından biri tanıtılıyor. Bu yazı türünün güncel konularda yazılangünübirlik ve bizim gazeteciliğimize özgü yazıları anlattığı söyleniyor. Bu türün adıC’de söylenmiştir.
Yanıt: C
 
3.   Geleneksel seyirlik tiyatromuz, Karagöz ve Ortaoyunudur. Karagöz’ün, birperdeye yansıtılan gölgelerle sahnelenmesine karşılık ortaoyunu, “palanga”denilen ve seyircilerin, çevresinde dizildiği oval bir alanda sahnelenir. Bu oyunlarınortak yanı güldürü ağırlıklı oluşları, kişi kadroları ve tiplemeleriyle toplumun herkesimini temsil etmeleridir. Genellikle yazılı bir metne bağlı olmadan (doğaçtan)oynanan bu oyunların ben- zer kişileri vardır. Örneğin Karagöz oyunundakiKaragöz’ün karşılığı olarak ortaoyununda – – – -, Karagöz’deki Hacivat’ın karşılığıolarak da – – –  adlı tipler  yer alır.
 
Bu parçada boş bırakılan yerlere, aşağıdaki sözcük çiftlerinden hangisigetirilmelidir?
 
A)  Zenne – Bebe Ruhi
B)  Tuzsuz Deli Bekir – Çelebi
C) Kavuklu – Pişekâr
D) Kavuklu – Acem
E)  Rumelili – Kastamonulu
 
ÇÖZÜM
Karagöz oyununun iki önemli kişisi Karagöz ve Hacivat, ortaoyununda bunlarınkarşılığı olan iki önemli kişi ise Kavuklu ve Pişekâr’dır.
Yanıt: C
 
4.   Dünya edebiyatının en eski ve en yaygın türlerinden biridir. Özellikle anlatımı vedüş ürünü olmasıyla öteki türlerden ayrılır. Olayların geçtiği yer ve zaman belir- sizdir; ama anlatıldığı her yerde, her zaman herkese uyar. Çocuk, genç, yaşlı,kadın herkes bu türde kendi duygularını,  düşlerini bulur.  Karamsar değildir.  Birbakıma halkın neyin,  nasıl olmasını istediğinin bir belgesi olan bu tür, insanlığınevrensel özlemlerini de geleceğe taşır.
 
Bu parçada sözü edilen düzyazı türü aşağıdakilerden hangisidir?
 
A) Anı                                                              B) Günlük           C) Masal
D) Öykü                E) Fıkra
 
ÇÖZÜM
Parçada dünya edebiyatının en eski ve yaygın türü diye belirtilen ve “düş ürünü”olduğu söylenen tür “masal”dır.
Yanıt: C
 
5.   Aşağıdakilerden hangisi, Avrupai (batılı anlamda- ki) tiyatronun bir türüdeğildir?
 
A)  Dram         B) Trajedi                         C) Komedi
D) Ortaoyunu     E) Vodvil
 
ÇÖZÜM
Dram, 19. yy.da romantizmle birlikte doğan ve Eski Yunan’dan beri süregelentragedya ve komedyanın ortak özelliklerini taşıyan Avrupai tiyatro türüdür. Vodvil isekomedinin “entrika komedisi” de denilen bir türüdür. Bunlar Avrupai tiyatroya girer.“Ortaoyunu” ise bizim geleneksel seyirlik oyunlarımızdan biridir.
Yanıt: D

 
 
6.   Zevk için, keşif amacıyla ya da görevli gidildiği için gezilen, görülen yerlerianlatan yazı türüne seyahat- name (gezi yazısı) denirdi. Günümüzdeki bir yazı tü- rünün de ilk şeklini oluşturmuştur.
 
Gezi yazısının gelişip değişerek oluşturduğu bu tür, aşağıdakilerdenhangisi olabilir?
 
A) Makale         B) Fıkra          C) Röportaj
D) Sohbet                             E) Deneme
 
 
ÇÖZÜM
Gezi yazılarının fotoğraflar, filmler ve mülakatlarla (çeşitli kimselerle yapılangörüşmeler) desteklenerek geliştirilmiş biçimine “röportaj” denir.
Yanıt: C
 
 
 
7.   Oktay Akbal, bu türü ürkek kuşlara benzetir. “Ne zaman konar pencerenize,bilemezsiniz.” der. “Geçmiş- ten geliverirler. Umulmadık bir anda. Bir çağrışım ge- reklidir, bir küçük olay, bir sözcük, bir gözlem…”
 
Bu parçada sözü edilen yazı türü, aşağıdakiler- den hangisidir?
 
A) Roman         B) Günlük      C) Mektup
D) Gezi                                                         E) Anı
 
ÇÖZÜM
Parçada, “geçmişten umulmadık bir anda geliverip pencereye konan ürkek kuşlar”abenzetilerek anlatılan tür, anı (hatıra) türüdür.
Yanıt: E
 
 
 
 
8.   Bu tür, konularını efsanelerden veya tarihten almaz.
Kendini sıradan insanların basit ve günlük yaşayışlarına adamıştır. Seyirci yagördükleri karşısında suç ortaklığı duyduğu için ya da kendini sözü edilen olay- ların üstünde gördüğü için güler.  Halk,  sahnedeki oyuncunun sergilediğibudalalıklarından korunmuş olduğu duygusuna kapılır. Oyun, mutlu birsonla biter.
 
Bu parçada sözü edilen tür aşağıdakilerden hangisidir?
 
A) Komedya     B) Monografi                  C) Dram
D) Epik oyun       E) Tragedya
 
 
ÇÖZÜM
Klasik tiyatronun, konularını efsanelerden ya da tarihten almayan; basit ve günlükyaşayış çizgisinde kalan, gül- dürmeyi ve bu arada düşündürmeyi amaçlayan türüko- medyadır.
Yanıt: A
 
 
Nesir – Düzyazı Konu Testi
 
 
KONU TESTİ
 
1.   Tıpta hangi konu olursa olsun, bilinmeyenler bilinenlerin yanında astronomikölçülerdedir. Ancak bir konuya yönelmiş sabırlı,  yılmadan,  bıkmadan, usan-madan çalışan; çalıştığını en son bilgi birikimleri ile değerlendirebilen ve eldeettiği sonuçları gecikmeden yayımlayarak bilim dünyasının görüşlerine sunan ve bu uluslararası acımasız savaşta başarı kazanan bir kimse, gerçek araştırıcıdır.
 
Bu parçada tanıtılan araştırmacının yazacağı yazıların türü özellikleaşağıdakilerden hangisi olabilir?
 
A) Deneme        B) Fıkra           C) Eleştiri
D) Söyleşi                         E) Makale
 
2.   Ne denli içten olursak olalım, ne denli gerçekleri olduğu gibi yazmaya çalışırsakçalışalım, – – – – yazarken ne oranda doğruları anlatmış oluruz?  Belleğimiz,
Benliğimizi yüceltmek için,  haberimiz bile olmadan anlatacaklarımızı değiştiriyor.Biz içtenlikle doğruyu anlattığımızı sanırken, belleğimizin uydurduğunu anlatmışoluyoruz. Yine de elimden geldiğince belleğimi denetlemeye çalışarak doğruyuyazmaya özen göstereceğim.
 
Bu parçada sıra noktalarla gösterilen yere, aşağıdakilerden hangisigetirilmelidir?
 
A) makale        B) anı                                                  C) monografi
        D) Söylev        E) deneme
 
3.   Bu türün amacı gerçek yaşama benzemek, yaşamı olduğu gibi göstermektir.Bunun için en küçük şeyleri de anlatmaktan çekinmez, yazar ayrıntıları vermek- ten kaçınmaz. Ancak o sayede gerçek yaşamı andırabilir. Bu türün en iyiörnekleri, bir insanın duygularından,  yaptıklarından hiçbirini seçmeyen, hepsini birden önümüze seren örneklerdir. Tam bir gerçekçiliğe başka nasılerebilir?
 
Bu parçada sözü edilen düzyazı türü,  aşağıdakilerden hangisidir?
 
A)  Söyleşi                                B) Roman         C) Günlük
       D) Öykü            E) Anı
 
 
4.   (I) Tragedya, sadece, başı sonu olan bir hareketin taklidi değildir.  (II) Tragedyanın amacı, uyandırdığı acıma ve korku duygularıyla, ruhu tutkulardantemizlemektir. (III) Zaman bakımından tragedya, güneşin doğuşu ve batışıarasında geçen zamanda tamamlanır.  (IV)  Pek azı 24 saate yayılmıştır.  (V) Sadece alınyazısına boyun eğen insanları, ölümlüleri anlatır.
 
Bu parçanın numaralandırılmış cümlelerinden hangisinde,  “tragedya” ileilgili yanlış bilgi verilmiştir?
 
A) I.                            B) II.                             C) III.                            D) IV.                       E) V.

 
5.                     I. Soylu bir dil ve anlatım kullanılması
II. Sadece manzum biçimde kaleme alınmaları
III. Korkunç, çirkin olayların sahneye yansıtılması
IV. Aklın, sağduyunun ve kamuoyunun koroyla yansıtılması
 
Yukarıdakilerden hangileri, "klasik tragedya ve komedya"nın ortak özelliğiolamaz?
 
A) I. ile II.                                      B) II. ile III.                                     C) I. ile III.
D) II. ile IV.                                   E) III. ile IV.
 
 
 
 
 
 
6.   Divan edebiyatında bir şairin, manzumelerini topladığı kitaba – – – – ; mektup vebenzeri süslü nesirlerini bir araya getirdiği kitaplara —- denirdi.
 
Boş yerlere getirilecek sözcükler, aşağıdakilerin hangisinde bir aradaverilmiştir?
 
A) Divan – münşeat                    B) Cönk – hamse
C) Divan – inşa            D) Mesnevi – tezkire
      E) Divan sefaretname
 
 
 
7.   İnsanoğlunun, büyük bir olasılıkla, ilk kez kullandığı sanat dallarındandır. Hemgöze hem de kulağa seslenebilecek nitelikler taşıyan bir toplumsal etkinlikolarak binlerce yıldır kullanılagelmektedir. İnsan yaşamına özgü olay ve olgular;bir yandan kurmaca bir düzenle, öte yandan da gerçeği andırır bir yapı içinde veinsanlar aracılığıyla sunulur.
 
Bu parçada sözü edilen sanat dalı, aşağıdakiler- den hangisi olabilir?
 
A) Masal                                              B) Tiyatro                                           C) Şiir
      D) Müzik          E) Roman
 
 
 
 
 
 
8.  “Söyleşi” türünün en önemli özelliği, aşağıdakilerden hangisindebelirtilmiştir?
 
A)  Yazarının, kanıtlara, istatistiklere dayanması
B)  Günlük gazete yazısı olması
C) Önemli kişilerin anılarından söz etmesi
D) Karşılıklı konuşma havası içinde yazılması
E)  Bilimsel konular üzerinde durmaması
 
9.   Ahdi Ahmet Çelebi, “Gülşen-i Şuara” adlı (1563) eserine üç yüz yetmiş beş şairi vebu şairlerin kimi şiirlerini almıştır. Birkaçı dışında, şairlerin doğum-ölüm yılları veyerleri belirtilmez. Şairler üzerine genel yargılarla yetinilir. Eser XVI. yüzyıl Türkşiiri ve özellikle Bağdat yöresinde yetişmiş Azeri ve Osmanlı şairleri konusundabilgi vermesi açısından önemlidir.
 
Bu parçada sözü edilen eser,  aşağıdakilerden hangisi için örnekolabilir?
 
A) Tezkire       B) Sefaretname   C) Cönk
        D) Mesnevi                                                                                          E) Divan
 
 
 
 
10. Bu tür, yaşamı olduğu gibi göstermek kaygısında değildir. Bize bazı kimselerinbazı durumlarını anlatmak ister. Romanda bir ailenin içine girer, onunla birlikteyemek yer, çalışır, sever, nefret ederiz; bu türde ise ancak evin önünden geçer,açık bir pencereden bakıp masa başında toplanmış bütüne bir göz gezdiririz. Oaileyi kuran kişilerin durumlarından, yaptıklarından, duyduğumuz kimi sözlerdenher birinin yaşamı, mizacı, huyu üzerine bir fikir ediniriz. Sezebildiğimiz o küçükküçük şeyler, gözlerimizin önüne yeni bir dünya getirir, bizde birtakım düşünceleruyandı- rır.
 
Yukarıdaki parçada kimi özelliklerinden söz edilen düzyazı türü,aşağıdakilerin hangisidir?
 
A) Biyografi                                 B) Öykü           C) Masal
D) Monografi                        E) Deneme
 
 
 
11. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi, otobiyografinin en önemli özelliğidir?
 
A) Anlatıcı kendi yaşamını kaleme alır.
B) Yaşamdaki olaylar günü gününe anlatılır. C) Tezler, kanıtlanmakzorundadır.
D) Karşılıklı konuşma biçiminde yazılır. E) Olay örgüsü sağlamkurulmalıdır.
 
 
 
 
12. Ağustosun otuzuncu günü Dr. Murat beni Afyon’dan Dumlupınar’a götürdü. Yollar,  cephane yüklü kamyonlar ve yorgun düşmüş atlarla doluydu. Köylüler bizim otomobili durdurarak gözleri ışık içinde konuşuyorlardı. Bir tanesiboynuma sarılarak elimin içine sıcak bir somun bıraktı.
 
Bu parça, aşağıdaki yazı türlerinin hangisinden alınmış olabilir?
 
A) Yaşamöyküsü (biyografi)   B) Deneme
C) Söyleşi (sohbet)                 D) Anı
E) Fıkra

 
13. Bir topluluk önünde belirli bir konuda yapılan konuşmadır. Sanatçı, etkilemek veinandırmak yoluyla bireyleri kendi düşüncesinden yana çekmek amacını güder.Siyasal, dinsel, akademik, hukuksal olanları vardır.
 
Önemli özellikleri yukarıda verilen tür, aşağıda- kilerin hangisidir?
 
A) Söyleşi                                 B) Biyografi                  C) Fıkra
D) Söylev      E) Otobiyografi
 
 
 
 
14. Aşağıdakilerin   hangisi,   “makale”nin   özellikleri arasında yer almaz?
 
A)  Güncel konuları, kamuoyu yaratma amacıyla kul- lanır.
B)  Nesnel anlatıma dayanır; iddia ve ispat yazıları- dır.
C) Gazete ve dergi yazılarıdır.
D) Uzman kişiler tarafından kaleme alınır.
E)  Düşünce yazısıdır; ağırbaşlı bir anlatımı vardır.
 
 
 
 
15. Sana geçen hafta yazdıklarımı sonradan okuyunca beğenmedim.  “Bu değildi, başka söyleyeceklerim vardı benim ona.” dedim, bir – – – – yazmayı daha dü-
şündüm. Neydi o söylemek isteyip de söyleyemediklerim? O gün bulamadım,bugün bulup söyleyebilecek miyim?.. Sanmıyorum. Daha doğrusu, biliyorum kidüşündüklerimin, şöyle ta içimden duyup düşün- düklerimin gene de ancakçevresinde dolaşmaktan, yarın bana dahi yabancı gelecek birtakım sözler sıra-lamaktan başka bir şeye varamayacağım.
 
Bu parçada sıra noktalarla gösterilen yere, aşağıdakilerden hangisigetirilmelidir?
 
A) Söyleşi                                               B) Anı                                                    C) Söylev
      D) Mektup                     E) Deneme
 
 
 
 
16. Aşağıdakilerin hangisinde bilgi yanlışı vardır?
 
A)  Eleştiri yazıları, sanat ürünlerini olumlu ve olumsuz yönleriyle değerlendirir.
B)  Otobiyografilerde yazar bir başka insanın yaşamını anlatır.
C) Denemelerde, özgürce seçilen konularda özgün görüşler dile getirilir.
D) Makalelerde yazar, ileri sürdüğü düşünceyi kanıtlamak zorundadır.
E)  Söyleşilerde, düşünceler konuşma havası içinde aktarılır.
 
 
 
 
 
17. 19. yüzyılda, Türk edebiyatı, batılılaşma hareketine bağlı olarak yeni türlerindenenmesiyle çağdaş bir çizgiye girdi.
 
Sözü edilen bu yeni türler aşağıdakilerden hangi- sidir?
 
A) Tiyatro, eleştiri, şiir B) Söylev, karagöz, anı C) Öykü,fıkra, ortaoyunu D) Öykü, roman, tiyatro
E) Makale, deneme, özdeyiş
 
 
 
 
 
 
 
 
18. Ahmet Rasim,  bugünden geçmişe uzandığı bu tür yapıtlarında “zamanın elindenbir şeyler kurtarma”yı amaçlamıştır. Gerçekten o, bu tür yapıtlarıyla, geride kalmışbir edebiyat dönemini, bütün kişileri ve dekorlarıyla, taze ve canlı bir şekildeyaşatır. Edebiyat ve basın dünyamızın dününü öğrenmek isteyenler, bunlarda çokilginç öykücüklere rastlayacaklar; bir dönemin iç hayatını ve tarihsel oluşumunuaydınlatacak bilgiler bulacaklardır.
 
Bu parçaya göre, “zamanın elinden bir şeyler kurtarmak” amacıyla kalemealınan yazının türü, aşağıdakilerden hangisidir?
 
A) Günlük       B) Otobiyografi              C) Fıkra
D) Anı                                                                 E) Eleştiri
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
19. “Fıkra” türüyle ilgili olarak, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
 
A)  Konusunu güncel olaylardan alan kısa yazılardır. B)  Gazete ve dergilerdeyayımlanır.
C) Yazar yargılarını kanıtlamak zorundadır.
      D) Çoğunlukla yazarın kişisel görüşlerini içerir. E)  Bu yazılara “köşeyazısı” dadenir.
 
 
20. Uçağımız bundan sonra, Hind’in büyük cangıllarından biri üstüne vardı. Issızçölün hemen yanında ya- bani orman, göz alabildiği kadar sarp iniş ve çıkışlar, selyarıkları ve yatakları ile engin bir ormanlık… Geçtiğimiz  bölge  eski  Racputların yurdu  idi.  Şimdi  bir avuç nüfusa inen Racputlar Hint tarihinde, gözü ve yüreğipek, savaşçı ve iyi binici bir halk olarak tanınmıştır.
 
Bu parça, aşağıdaki yazı türlerinin hangisinden alınmış olabilir?
 
A) Deneme     B) Gezi yazısı                   C) Günlük
D) Anı                                                          E) Sohbet
 
 
 
 
21. Yeni şiir başka, yeni şair başka… Yeni şiir dıştadır, yani bugün yeni şiir denilenşey, dış bakımında eski şiire benzemeyen şeydir, değişiklik kalıpta, ama özdeğişmemiş olabilir. Yeni şair ise şiire, kendisinden önce gelenlerin eserlerindebulunmayan bir öz getirmiş olan adamdır. Onun şiiri dıştan bakılınca eski şii- reçok benzeyebilir. Nedim de Baki gibi gazeller, kasideler yazar, hem de o konularüzerinde yazar. Ama içten bakınca onun şiirinin Baki’nin şiirinden apayrıolduğunu görürsünüz.
 
Bu parçada yazar, bir şiirin yeni olabilmesi için onda bulunması gerekenözellikleri belirtmektedir.  Yazar bu konuyla ilgili çeşitli görüşler ileri sürmüş vebunları kesin hükümlere bağlamadan, kendi kendine tartışmıştır.
 
Buna göre yukarıdaki parça, aşağıdaki yazı türlerinin hangisindenalınmış olabilir?
 
A) Fıkra            B) Eleştiri        C) Deneme
D) Makale           E) Söyleşi
 
 
 
 
 
22. Roman,  insan gerçeğini,  hayatın ne olduğunu bir olay içinde anlatan türdür. Romanlar,  konuyu ele alışlarına göre türlere ayrılır: Yabancı, sır dolu ülkelerianlatan romanlar; kişilerin ruhsal davranışlarını verenler; belli bir dünya görüşünüsavunan ve ortaya koyanlar; tarihi bir olaya dayananlar…
 
Bu parçada, aşağıdaki roman türlerinden hangi- sine değinilmemiştir?
 
A) Psikolojik romana
B) Egzotik romana 
C) Tarihi romana 
D) Tezli romana
         E) Töre romanına
 
1.E  2.B  3.B  4.E  5.C  6.A  7.B  8.D  9.A 10.B  11.A  12.D
13.D  14.A  15.D  16.B  17.D  18.D  19.C 20.B  21.C  22.E
 
 
Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

Önceki yazıyı okuyun:
Edebi Sanatlar – Söz Sanatları Konu Anlatımı

Edebi Sanatlar - Söz Sanatları Konu Anlatımı                          ...

Kapat