DİĞER İÇERİKLER

Servet-i Fünun Edebiyatının Özellikleri

Ana Sayfa » 11.SINIF » TÜRK EDEBİYATI » 11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI » Servet-i Fünun Edebiyatının Özellikleri
Sitemize 16 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 827 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Servet-i-Fünun-Edebiyatının-Özellikleri

Servet-i Fünun Edebiyatının Özellikleri

o    Servet-i Fünûn dergisi etrafında toplanan gençlerin oluştur­duğu bir edebi dönemdir.

o    1891 yılında Ahmet İhsan tarafından çıkarılan ve bir bilim-fen dergisi olarak düşünülen Servet-i Fünûn, Tevfik Fikret'in yazı işleri müdürlüğüne getirilmesi ile bir edebiyat ve sanat dergisi oldu. Derginin bu hale gelmesinde Recaizâde Mahmut Ekrem etkili olmuştur. Tevfik Fikret'ten sonra Halit Ziya, Cenap Sahabettin, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit dergide toplandılar.

o    Servet-i Fünûn dergisi etrafında toplanan genç sanatçılar Fransız edebiyatını örnek almışlar; o edebiyatı yakından izlemişlerdir.

o    Bu dönem "baskı, istibdat dönemi" olarak nitelendirilen yıl­ları kapsar. Servet-i Fünûn sanatçıları siyasi şartların ağır­lığını da gerekçe göstererek toplumsal ve siyasal konular­dan uzak kalmışlardır. Toplumdan kopukturlar. Türkiye'den kaçıp Yeni Zelanda'ya gitmeyi düşünmüşler; buna fırsat bulamayınca Manisa'nın bir köyünde Hüseyin Cahitlere ait çiftlikte yaşamayı planlamışlardır.

o    Şiirlerinde bireysel duyguları, acıları, üzüntüleri, melankoliyi işlemişlerdir. Böyle içli, duygulu konuları işlemelerinde üstat­ları Recaizâde Mahmut Ekrem'in de büyük etkisi vardır.

o    Servet-i Fünûncuların oluşturdukları edebiyat "salon ede­biyatı" olarak nitelendirilir. Bir yüksek zümre, aydın ede­biyatı oluşturmuşlardır. Tanzimat şiirinde çok önemli olan kanun, hak, adalet, vatan gibi kavramlar bu dönemde hiç işlenmemiştir.

o    İşledikleri başlıca konular aşk, üzüntü, karamsarlık, doğa güzellikleri, hayal kırıklıkları, kişisel hayallerdir.

o    Servet-i Fünûn'da dil ağırdır. Süslü, sanatlı bir üslup vardır. Sanatçılarda anlaşılma kaygısı yoktur. Kimsenin kullan­madığı Arapça, Farsça kelimeleri, sözcüklerden bulup şiir­lerinde kullanmışlardır. Bu yönden çok eleştiriye uğramış­lardır. Kendilerine özgü, hiç duyulmamış tamlamalar geliştirmişlerdir: "saat-ı semen fam" (yasemen renkli saat) "lerziş-i barid"(soğuk titreme) gibi. Fransızcadan kimi deyimleri çevirerek kullanmışlardır.

o    Bu dönemde, romanda realizm ve natüralizm, şiirde par-nasizm ve sembolizm akımlarının etkisi vardır.

o    Şiirde aruz vezni başarıyla kullanılmıştır. Aruzun Türkçeye uygulanmasında başarı sağlanmıştır.

o    Fransız şiirinden alınan sone, terza-rima gibi nazım biçim­leri kullanılmıştır. Müstezatın kalıplarını kırıp serbest müs-tezatı geliştirerek bu biçimi çok sık kullanmışlardır.

o    Şiirde birtakım yenilikler yapmışlardır. Nazmı (şiiri) nesre (düzyazıya) yaklaştırmışlardır. Cümlenin bir beyitte tamam­lanması kuralını kırmışlardır. Şiirde konu bütünlüğü oluştur­muşlardır.

o    Kafiyenin kulak için olduğu görüşünü benimsemişler ve uygulamışlardır. Şiirin konusunu genişletmişlerdir.

o    Servet-i Fünûn döneminde roman ve hikâye türünde Batılı anlamda başarılı örnekler yazılmıştır.

o    Romanlarda aydın kesimin yaşamı konu edilmiştir. Hikâye­lerde belli ölçüde de olsa halkın yaşantısına yer verilmiştir. Yapıtlarında koyu bir karamsarlık hâkimdir.

o    Romanlarda işlenen olaylar genellikle İstanbul'da geçer. Gözlemci ve gerçekçi bir anlatım söz konusudur.

o    Cümle yapısında değişikliklere gitmişlerdir. Anlatımı tekdüzelikten kurtarmak için cümlelerin sonunda değişik zamanlı fiiller kullandılar. Eksiltin cümleler kullandılar.

o    Şiirde olduğu gibi romanlarda da dil ağır, süslü ve sanatlıdır.

o    Yazar, anlatımda kendi kişiliğini gizlemiştir.

o    Servet-i Fünûn döneminde gazetecilik yoktur; edebiyat ve sanat dergileri vardır. Servet-i Fünûn, Malumat, Mektep, Mütalaa, Musavver Malumat, Hazine-i Fünûn, Resimli Gazete gibi dergiler yayımlanıyordu.

o    Servet-i Fünûn sanatçıları siyasi şartların ağırlığı nedeniyle bu dönemde tiyatroya ilgi göstermemişlerdir. Daha sonra tiyatro türünde eser verenler olmuştur.

o    Servet-i Fünûn'da tiyatro alanında önemli bir gelişme yok­tur, tiyatro gerilemiştir.

o    Servet-i Fünûn dönemi, 1901 yılında Hüseyin Cahit'in Ser­vet-i Fünûn dergisinde çıkan"Edebiyat ve Hukuk" adlı yazı­sı gerekçe gösterilerek derginin kapatılmasıyla sona ermiştir.

o    Bu dönemin şiir ve düzyazı alanlarındaki temsilcileri üzerinde durmak gerekir.

 

 

Servet-i Fünun topluluğunu oluşturan sanatçılar aşağı yukarı 1870 kuşağıdır. Onların dünyaya geldikleri dönemde Batılılaşma hareketleri bir hayli ilerlemiş, yenilik meselesi yoluna girmişti.

 

Tanzimat'ın ilk dönem sanatçıları 1879'dan sonra ölmüş, hayatta olanlar ise susmuş ya da susturulmuştu. Dolayı¬sıyla yeni bir edebi topluluğun ortaya çıkması için ortam çok uygundu. 1890'dan sonra birtakım yeni dergiler ya¬yımlanmaya başladı.

 

1891'de yayın hayatına başlayan Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanmaya başlayan genç sanatçılar, o döne¬me kadar ülkeye büyük bir yenilik diye giren edebi örnekleri bir çırpıda okudular. Servet-i Fünun sanatçıları yetiş¬tikleri okullarda yabancı dil -özellikle Fransızca- öğrenmişlerdi. O döneme kadar çok önemli görülen Arapça ve Farsçayı ihmal ettiler.

 

Servet-i Fünuncuların yabancı dil bildikleri için Batı'ya yönelmeleri, Batıyla karşılaşmaları çok kolay oldu. Tanzimat¬çılar sadece romantik ve klasiklerden haberdar idiler; Servet-i Fünuncular ise parnasyenleri ve sembolistleri biliyor¬lardı. Fransızcanın yardımıyla Alman, İngiliz, Rus, İtalyan edebiyatları hakkında da az çok fikir sahibi olmuşlardı.

 

Büyük bir sanat aşkı taşıyan Servet-i Fünuncular Fransız edebiyatını yakından izliyorlar, onu örnek alarak Türk ede¬biyatını Batılılaştırmaya çabalıyorlardı. Türk şiirine Fransız şiirinden birçok yeni hayaller getirdiler, bunları ifade ede¬bilmek için o güne kadar hiç görülmemiş tamlamalar oluşturdular. Sözlüklerden yeni yeni Arapça, Farsça kelime¬ler bulup çıkardılar. Böylece konuşma dilinden uzak bir söz dağarcığı oluşturdular. Fransız edebiyatına aşırı bağlı¬lıkları, halkın konuşmasından farklı bir söz dağarcığı oluşturmaları itirazlara ve eleştirilmelerine yol açtı.

 

Servet-i Fünun edebiyatının edebi faaliyetini sürdürdüğü dönemde İstanbul'un özellikle zengin kesimlerinde Batılı yaşam tarzı, her yönüyle benimsenmişti. Zengin aileler çocuklarına Fransız mürebbiyeler tutuyor, küçük yaşlarda Fransızca öğretiyorlardı. Batı mimarisine uygun büyük konaklar, deniz kıyısında yalılar yaptırılıyor, bu binaların iç¬leri Batı zevkine ve hayat tarzına uygun biçimde düzenleniyordu.

 

Tanzimat döneminde söz hakkı olmayan, geri planda kalan kadın öne çıkıyor; dışa dönük, aydın, yabancı dil bilen, piyano çalan bir kimliğe bürünüyordu. Buna karşılık özellikle romanlarda zayıf karakterli, silik bir kişiliği olan erkek portreleri dikkat çekiyordu.

 

Servet-i Fünun dönemi 1896'da başlayıp 1901'de sona ermiştir. Bu dönemde devletin başında II. Abdülhamit var¬dır. Sanatçılar siyasi baskıyı üzerlerinde hissetmektedir. Baskı, istibdat dönemi olarak bilinen yıllardır. Duygu ve dü¬şüncelerin özgür biçimde açıklanması mümkün değildir; sansür vardır. Düşüncelerini özgürce ifade edemeyen sa¬natçılar, karamsar bir ruh hali ile kendi içlerine kapanmışlardı.

 

Baskıdan bunaldıkları için Türkiye'den kaçmayı bile düşünmüşlerdi. Bu mümkün olmayınca iyice kendi kabukları¬na çekilmişlerdir. Sıkıntılı, karamsar, hayattan beklentisi olmayan bir ruh halini eserlerine yansıtmışlardır. Onların bu durumlarında öncüleri durumundaki Recaizade Mahmut Ekrem'in hayat felsefesi ve fikirleri de etkili olmuştur.

 

Servet-i Fünuncular toplum meselelerinden uzak, bireysel bir edebiyat oluşturdular. Onların oluşturdukları bu ede¬biyata "salon edebiyatı" ve "yüksek zümre edebiyatı" gibi adlar verilmiştir. Eserlerinde toplumcu bir yön kesinlikle yoktur. Hedefledikleri Batılı yaşam tarzına uygun ortamları, aileleri, tipleri, olayları anlatmışlardır.

 

Aşırı bireycilikten kaynaklanan konu darlığı, sürekli kişisel hayallerin ve duyguların -özellikle aşk duygusunun- iş¬lenmesi, Servet-i Fünuncuların aynı çatı altında durmalarını güçleştirdi. Siyasi şartların baskısından kaynaklanan cansızlık, toplumdan kopukluk, dildeki sunilik, bundan kaynaklanan anlam kapalılığı Servet-i Fünun'un sonunu ha¬zırlayan önemli faktörlerdir.

 

 

 

Genel Özellikler

o    Servet-i Fünun döneminde Türk edebiyatı, tam anlamıyla Batılı bir kimlik kazanmıştır. Sanatçılar hem şiir hem düz yazı alanında edebiyatın gelişmesine büyük katkı sağlamışlardır. Servet-i Fünun, Tanzimat'ın çok ilerisinde ve ondan çok başarılı bir edebiyat oluşturmuştur.

o    Servet-i Fünuncular hem biçim hem içerik açısından önemli yenilikler gerçekleştirdiler.

o    Şiirde ağırlıklı olarak aruz ölçüsünü kullandılar, aruzu Türkçeye başarıyla uyguladılar.

o    Şiiri düz yazıya yaklaştırdılar. Bazı şiirleri konuşma doğallığındadır.

o    Kulak için kafiye anlayışını benimsemişlerdir.

o    Şiirde ahenge önem verdiler. Ahenk oluşturmak için kelime seçimine, vezne ve kafiyeye önem verdiler.

o    Ahenk için bazı şiirlerde birden çok aruz kalıbını denediler.

o    Şiirde beyit bütünlüğünü kırıp konu bütünlüğüne önem verdiler. Cümlenin dizede ya da beyitte tamamlanması kuralını aşıp sık sık anjanbmana başvurdular.

o    Divan şiiri nazım biçimlerinden sadece müstezattan yararlandılar; müstezadı geliştirip "serbest müstezat" na¬zım biçimini sık sık kullandılar.

o    Batı edebiyatından alınan sone ve terza-rima gibi nazım biçimlerini kullandılar.

o    Servet-i Fünuncuların şiirlerinde kullandıkları dil sade değildir. Şiirde, Divan şiirini aratmayacak ölçüde süslü, sanatlı, anlaşılması zor bir dil kullandılar.

o    Sanat için sanat anlayışına bağlı olan Servet-i Fünuncuların şiirlerinde en çok işledikleri konular aşk, tabiat ve bireysel duygulardır. Karamsarlık, yalnızlık, üzüntü şiirlerinde sık karşılaşılan kavramlardır.

o    Servet-i Fünun edebiyatında şiirde, sembolizm ve parnasizm akımlarının etkisi görülür.

o    Cenap Şahabettin'in şiirlerinde sembolizmin etkisi vardır. Parnasizm akımının etkisi ise hem Cenap Şahabettin'in hem de Tevfik Fikret'in şiirlerinde vardır.

o    Tevfik Fikret ve Cenap Sahabettin, Servet-i Fünun şiirinin en önemli iki şairidir.

o    Servet-i Fünun sanatçıları roman ve hikâye türlerinde de oldukça başarılıdırlar: Batılı roman ve hikâye tekniği¬ne uygun ilk örnekler bu dönemde yazılmıştır.

o    Romanlarda mekân İstanbul'la sınırlıdır. Genellikle toplumun yüksek kesiminden insanların yaşadığı semtlerde, büyük yalı ve konaklarda geçen olaylar işlenmiş; sıradan insanların yaşantısına yer verilmemiştir.

o    Romanlarda aşk, umutsuzluk, karamsarlık gibi bireysel konular, yasak aşklar, gerçek-hayal çatışması gibi ko¬nular işlenmiştir.

o    Hikâyelerde sınırlı da olsa halktan insanların hayatlarına ve Anadolu'da geçen olaylara yer verilmiştir. Hikâye¬lerde yerel ve millî nitelikler az da olsa yansıtılmıştır. Hikâyelerde kullanılan dil romanlara göre sadedir.

o    Romanlardaki dil de şiir dili gibi süslü ve sanatlıdır. Özellikle Halit Ziya'nın romanlarında alışılmıştan farklı bir cümle yapısı vardır. Halit Ziya, yeknesaklığı kırmak için cümlelerdeki fiilleri farklı kiplerle kullanmıştır. Cümlede yüklemin yerini değiştirip, devrik cümleler kullanmıştır. Eksiltili cümlelere yer vermiştir.

o    Servet-i Fünun döneminde yazılan roman ve hikâyelerde realizm ve natüralizm akımlarının etkileri vardır. Halit Ziya'nın Aşk-ı Memnu adlı romanında hem realizm hem natüralizm akımının etkisi görülür.

o    Halit Ziya, Servet-i Fünun'un roman ve hikâye alanındaki en önemli yazarıdır. Halit Ziya'dan sonraki isim ise Mehmet Rauf'tur. Hüseyin Cahit Yalçın roman ve hikâye türlerinde eserleri olan bir başka Servet-i Fünun yaza¬rıdır.

o    Roman ve hikâyenin dışında gezi yazısı, edebi tenkit, makale türlerinde de eserler verilmiştir.

o    Servet-i Fünun'da gazetecilik yoktur; gazetenin yerini dergi almıştır. Dergiler edebiyatçıların bir araya toplanıp grup oluşturmalarını sağlamıştır. Bu dönemde Servet-i Fünun'dan başka Hazine-i Fünun, Mütalaa, Resimli Ga¬zete, Malumat, Mirsat, Musavver Fen, Mektep gibi birçok dergi yayımlanmıştır.

o    Tiyatro alanında önemli bir faaliyet yoktur. Bazı sanatçılar tiyatro oyunları yazmış olsa da çok başarılı eserler yoktur. Cenap Sahabettin, Mehmet Rauf ve Hüseyin Suad'ın tiyatro türünde çalışmaları olmuştur.

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

İlgili Terimler :
Önceki yazıyı okuyun:
SERVET-İ FÜNUN KRONOLOJİSİ

SERVET-İ FÜNUN KRONOLOJİSİ 17 Mart 1891'de yayın hayatına atıldı. Basıldığı Ahmed İhsan Matbaası, Abdülhamit'in verdiği destek ile döneminin en modern...

Kapat