DİĞER İÇERİKLER

SERVET-İ FÜNUN VE EDEBİYÂT-I CEDÎDE AKIMI

Ana Sayfa » 11.SINIF » TÜRK EDEBİYATI » 11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI » SERVET-İ FÜNUN VE EDEBİYÂT-I CEDÎDE AKIMI
Sitemize 12 Nisan 2015 tarihinde eklenmiş ve 101 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

SERVET-İ FÜNUN VE EDEBİYÂT-I CEDÎDE AKIMI

Servet-i Fünun yahut Edebiyât-ı Cedîde devri, Türk edebiyatında 1860’tan beri devam eden Doğu-Batı mücadelesinin kesin sonucunu -Batı edebiyatının lehine olarak- tayin eden sonuncu safhadır. Bu süreç sonrasında Türk edebiyatı, gerek mahiyet, gerek zihniyet ve gerekse tekniksel bakımdan tamamıyla Avrupaî bir görünüm kazanmıştır.

Türk edebiyatında bu dönemin Servet-i Fünun olarak adlandırılmasının nedeni, bu yeni hareketin aynı adlı dergi etrafında gerçekleşmesi ilgilidir ve Tevfik Fikret’in bu yazı işleri müdürlüğüne alınmasıyla başlar. Bu yeni hareketi meydana getirenler arasında, şair olarak Tevfik Fikret, Cenab Şahabeddin, Hüseyin Siyret, Ali Ekrem, Faik Ali gibi isimler vardır. Servet-i Fünun edebiyatının kurulup geliştiği dönem, II. Abdülhamid istibdadının en yoğun olduğu dönemdir.

Çağdaşlaşmanın hareketli taraftarları ve Tanzimat devri yazarlarının hürriyetçi düşünceleri ile beslenmiş olan bu gençler, elbette devrin bu ağır havasında bunalıyorlardı. Her türlü yayın büyük bir kontrol ve basın sıkı bir sansür altında idi. Bu durum karşısında sıkıntılarını dışa vuramayan yazar ve şairler, ister istemez her şeyi içlerine attılar ve çoğunlukla kendi iç dünyalarında yaşayan, karamsar ve bunalımlı hale geldiler. Bu kötü psikolojiyi ayrıca, Namık Kemal’in romantizmini şiir ve tiyatro türlerinde alabildiğince sürdüren Ekrem ve Hâmid de beslediler. Böylece şiire marazî aşk duygularından sonra, aile hayatına bağlı acıklı olaylar da karışmış oldu.

Ayrıca, Türk şiirine Fransız şiirinden birçok yeni hayaller getirildi. Bunları ifade için yeni tamlamalar kullanıldı. Sözlüklerden yeni Farsça ve Arapça kelimeler bulup çıkarıldı. Böyle konuşma dilinen uzak ve samimi olmayan bir kelime hazinesi ve üslup meydana getirildi. Bu durum, birçok itirazlara yol açtı ve Servet-i Fünuncular dağınık ve plansız çalışmalarına rağmen henüz ayakta olan eski edebiyat taraftarlarınca ağır hücuma uğradılar.

Servet-i Fünunculara yöneltilen başlıca suçlar şu şekildeydi:

1. Fransız edebiyatına aşırı bağlılıkları ile Servet-i Fünuncular, orijinal olmayan tamamen taklitçi bir edebiyat meydana getiriyorlar.

2. Bu edebiyat, ayrıca memleketin kendi yaşayışı ile ilgisiz, gayr-i millî, kozmopolit bir edebiyattır.

3. Üslup bakımından tutulan yol halktan uzak ve dilde tamamıyla yapma bir dildir.

4. Gerek bu dil ve gerekse Fransız şiirinden taşıdıkları hayallerin acayipliği Türk şiirini anlaşılmaz hale getirmiştir.

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

Önceki yazıyı okuyun:
Aşk-ı Memnu / Madam Bovary Karşılaştırması

Aşk-ı Memnu / Madam Bovary Karşılaştırması 1. Halit Ziya’nın “yasak aşk” anlamına gelen Aşk-ı Memnu’su ve Gustave Flaubert’in Madam Bovary’si,...

Kapat