Sevgi Mektupla Sürer

Ana Sayfa » GÜZEL YAZILAR » Sevgi Mektupla Sürer
Sitemize 20 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 127 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Çünkü mektuplar içten olduğu kadar, söylenmemiş sözlerin de sezdiricisidir. Başlığı ben bu cümleyle tamamladım, siz farklı bir cümleye bağlayabilirsiniz. Nereden aklıma geldi? Ben postacıların getirdiği, içine gerçek özlemlerin karıştığı, yol gözlemelerin eklendiği geçmiş zaman mektuplarından söz ediyorum. Bir defasında Anadolu şehirlerinden birine giderken o kış günü yolda devrilmiş bir posta aracından ortalığa ve bir dereye dökülmüş sayısız mektup görmüş ve yazıklanmıştım. O mektuplardan kaçı sahibine ulaştı acaba? Ya yola bakanların hali nasıl bir haldi?
Geçmiş zaman deyince çok uzağa gitmeden bu geleneğin belki on onbeş yıl öncesine kadar gelip dayandığını söyleyebiliriz. Sadece mektup mu, tebrik kartları da o özenli desenleri, renkleri, şiirleri, elle çizilmişleri, hazırları, insan fotoğrafları, manzara resimleriyle galiba tarihe karıştı. 

Yetmişli yıllardan bu yana daha çok yazarlığımla ilgili olarak gelen mektupları kalın dosyalarda saklıyorum. Annem de mektuplarını, tebrikleri saklar, hatta defterlere yapıştırıp, altlarına not düşerdi. Annem en çok menekşeli kartları severdi, menekşe kokusunu sevdiği gibi. 

Mektup kağıtlarında tükenmezin, kurşun kalemin ayıp sayıldığını, ille de mürekkep kokusunun var olması gerektiğini, mürekkep dağılışının genellikle gözyaşı demek olduğunu eski kuşaklar iyi biliyorlar. O kokulu öpücük yollayan sarı saçlı hanımın bu önemli (!) buluşundan önce kokulu mektuplar vardı. Pembe mavi siyah astarlı zarflar…

Hala saklıyorum

Edebiyata girişimden sonra uzun zaman mektuplaştığım yazar arkadaşlarım oldu. Benimkiler onlarda durur mu bilmiyorum ama onlarınkileri hala saklıyorum. Mürekkepleri sanki hala taze. O günlerin olayları, duygular, derinlikler… Eleştiriler, uyarılar, dostça öğütler… O mektupların benim için nasıl güç veren şeyler olduğunu biliyorum… Postacı da pek neşeli olurdu mektupları getirdiğinde. Artık ezbere bildiği adımla coşkulu coşkulu seslenirdi. 

İçim sızlamıştı

Afet Öğretmen, Hayat Bilgisi dizisinde, 'Biz mektuplarla selamlaşan bir kuşağız' demişti de içimi sızılandırmıştı o söz. Bir dosta verilecek selamın dışında söylenesi çok cümle vardır elbette ama bugünün şartlarında esirgeniyor. Yazık ki telefonla ayak üstü konuşmalara sığdırılıyor her şey… İçinde ne mevsimin çiçekleri renkleri var, ne hayatın sesi…

Evet şimdi renksiz, kokusuz, belgegeçer ve İnternet mektupları var… İnternet adreslerinin ilk verildiği yıllarda bir gazete yazarının imzası altındaki Mail sözcüğünü gören ve bilgisayardan anlamayan biri şunu düşünebilirdi, 'Aaa bizim köşe yazarı Mehmet Bey'in göbek adı Mail'miş'

Oysa bu mail, başka maildi. İngilizce posta anlamına gelen sözcük. Bizdeki kırk yıllık fakat artık kullanılmaz olan mail, meyilli olan anlamında hala türkülerde, şarkılarda yaşamaktaydı. Şimdi ise meyil ile meil arasındaki farkı bilmese de insanlar bu yabancı sözcüğü yine, her yabancı misafire kucak açışı gibi 'Aldım kabul ettim!' misali kabullendiler. 

Bir de cep telefonlarına mesaj bırakma modası var epeydir. İki üç dört cümleyle karınca hesabı kocaman denizleri, duyuşları anlatmak mümkün mü? Sevginin duyguların çoraklaşmasının, bütünüyle maddeye dönüşmesinin yaraşığı da işte bu kısır cümleler. Ne diyelim, 'Çok çiğ çağ' diyordu ya Behçet Necatigil, doğruymuş. 

Halka ve Olaylara Tercüman, 18.04.2004

Sevinç Çokum

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

İlgili Terimler :
Önceki yazıyı okuyun:
Necatigil`i Hatırlamak

Kimi şair vardır ki sağa sola bağlayamazsınız onu, bütün bir toplumun hoşgörüyle yoğrulmuş sesidir o. Behçet Necatigil bunlardan biriydi. Vefat...

Kapat