DİĞER İÇERİKLER

Tanzimat Romanıyla Servet-i Fünun Romanının Karşılaştırılması

Ana Sayfa » 11.SINIF » TÜRK EDEBİYATI » 11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI » Tanzimat Romanıyla Servet-i Fünun Romanının Karşılaştırılması
Sitemize 16 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 458 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Cezmi'den Alıntı (Tanzimat romanı)

Ferhat Ağa, gerçekten zamanın şehsüvarı (usta binicisi) idi. Birkaç kere meydanın bir başından bir başına gitti geldi. Cezmi'nin birkaç kere ciridini savuşturdu. Fakat, kendi Cezmi'ye bir değnek vuramadı. Nihayet melekesi (yeteneği) cihetiyle (nedeniyle) Cezmi'yi Ahmet Paşa konağının önünde sıkıştır­dı. Cezmi, eğer boşaltmak istedi. Arkaya dönüp de değnek tutma ümidine düştü. Ferhat Ağa'nın atı tamamıyla terbiyeli, kendi bindiği hayvan ise bütün bütün harun (huysuz, inatçı) olduğundan bir türlü atının başını istediği yönde idareye (yönetmeye) muktedir olamadı (gücü yetmedi).

(Namık Kemai, Cezmi)

 

Mai ve Siyah'tan Alıntı (Servet-i Fünun romanı)

Ahmet Cemil şimdi kendisini unutmuş, yalnız göğsünü şişi­ren, dimağında darabât-ı gayr-ı munkata ile uran bir fikr-i sabitle müteharrik sânidârân-ı dehâ şeklinde kimseye bak­mayarak hattâ söylediğine vâkıf olmayarak devam ediyor, bü­tün etrafında bulunanlar, gûyâ bu genç natuktan nefes-i mıknatisiyet ile bir nokta-yı fevkattabiyeye müncezap olmuş bir hâlde, hareket etmeyerek, gözleri dalarak, nefeslerini zapt et­mek isteyerek bir vaizin karşısında mebhût-ı teessür duranlar gibi dinliyorlardı.

(Halit Ziya Uşaklıgil, Mai ve Siyah)

 

Günümüz Türkçesiyle

Ahmet Cemil, kendisini unutmuş, yalnız göğsünü şişiren, dimağında kesintisiz darbelerle vuran bir sa­bit fikirle hareketlenmiş ikincil bir bilinç şeklinde kimseye bakmaya­rak, hatta söylediğine vakıf olmaya­rak devam ediyor; bütün etrafında bulunanlar, güya bu genç kişiyi çekici bir nefesle doğaüstü bir noktaya kapılmış bir hâlde, hare­ket etmeyerek, gözleri dalarak, ne­feslerini tutmak isteyerek, bir vai­zin karşısında kendini kaptırmış bir meczup gibi dinliyorlardı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Birinci metin, Namık Kemal'in "Cezmi" adlı romanından alın­mıştır. Bu roman, Türk edebiyatındaki ilk tarihî roman sayı­lır. Yazar bu romanda Osmanlı tarihinden aldığı bir konuyu an­latmaktadır. Yazar konuyu, bugün bile anlaşılan bir dille ortaya koymuştur. Romanı romantizm akımına bağlı kalarak yazmıştır. Romanda topluma tarih bilinci aşılamaya çalışmaktadır. Toplu­mun duygularını harekete geçirmeyi amaçlamaktadır. Bütün bunlar bize romanın "Sanat, toplum içindir." anlayışıyla yazıl­dığını göstermektedir. Dilinin anlaşılır olmasını da bu bağlamda değerlendirmek gerekir.

 

Oysa Halit Ziya Uşaklıgil'in "Mai ve Siyah" adlı romanından alınan ikinci metnin dili oldukça ağırdır. Yazar, bu romanında anlaşılması çok zor bir dil kullanmıştır. Çünkü yazar, romanın toplumsallık işlevini ihmal etmiş, sanat amacıyla romanlar kale­me almıştır. Yazar "eski-yeni" tartışmasını yansıttığı bu roma­nında uzun cümlelere yer vermiştir. Bu cümleleri, noktalama işaretleri ve bağlaçlarla birbirine bağlamıştır. Metni, Arapça ve Farsça sözcüklerden oluşan tamlamalarla süslemiştir. Öyleyse bu romanın "Sanat, sanat içindir." anlayışına göre yazıldığı söylenebilir.

 

İki metin arasındaki gerek konu gerekse içerik farkı, Tanzimat nesri ile Servet-i Fünûn nesri arasındaki farkları açıkça yansıt­maktadır.

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

Önceki yazıyı okuyun:
TANZİMAT ŞİİRİ ve SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİ ŞİİRİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

TERKÎB-İBEND (Tanzimat Şiiri) Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde İnşâna sadakat yakışır görse de ikrah Yardımcısıdır doğruların...

Kapat