DİĞER İÇERİKLER

TANZİMAT ŞİİRİ ve SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİ ŞİİRİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

Ana Sayfa » 11.SINIF » TÜRK EDEBİYATI » 11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI » TANZİMAT ŞİİRİ ve SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİ ŞİİRİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
Sitemize 16 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 4.532 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

TERKÎB-İBEND (Tanzimat Şiiri)

Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz

Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

İnşâna sadakat yakışır görse de ikrah

Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah

(Ziya Paşa)

 

Kelimeler:

Rütbe-i akıl: Aklın derecesi

İkrah: Tiksinme, nefret, küçük görme, zorla bir işe yaptırma

 

 

 

TEMÂŞÂ-Yİ LEYAL (Servet-i Fünun Şiiri)

 

Gel bu akşam da ser-be-ser güzelim

Levha-i kâinatı seyredelim:

Gölge, hep gölge, her taraf gölge,

Gölgelerle bütün zemîn mestur

Asman yalnızca riim manzûr

Görülen başlıyor görülmemeğe;

Bir dumandan kefenle cism-i cihan

Kalıyor ka'r-ı leyi içinde nihan…

(Cenap Sahabettin)

 

Günümüz Türkçesiyle

 

GECE İZLENİMLERİ

 

Gel bu akşam da baş başa güzelim

Evrenin levhasını seyredelim

Gölge, hep gölge, her taraf gölge

Bütün yer gölgelerle örtülü

Yalnız gök yarı görünüyor

Görülen görülmemeye başlıyor

Dumandan bir kefenle, cihanın vücudu

Kalıyor gecenin derinliğinde gizli

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

"Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün" kalıbıyla yazılan birinci me­tin, Ziya Paşa'nın en ünlü şiirlerinden biridir. Tamamı on iki be­yittir. Bu şiir, Bağdatlı Ruhi'nin "Terkîb-i Bend"ine benzetilerek (nazire olarak) yazılmıştır.

 

Ziya Paşa, yukarıda bir parçası verilen şiirin bütününde kişisel dav­ranışlarla toplumsal gerçeklere değinmektedir. Hiciv (yergi) özel­likleri taşıyan şiirde şair, öğüt niteliğinde olan yargılara varmakta­dır. Yani bu şiir "Sanat, toplum içindir." anlayışına uygundur.

 

Bu şiiriyle Ziya Paşa, Tanzimat döneminde, devlet yönetimine getirilen yetersiz kişilerden, yolsuzluk ve ahlaksızlıklardan, ha­in ve haksız davranışlardan, altüst olan toplum düzeninden söz etmektedir.

 

Şair, bu şiirini klasik edebiyatın (Divan edebiyatı) nazım şekille­rinden olan "terkibi bend" ile yazmıştır. Şekil ve konu bakımın­dan Bağdatlı Ruhi'yi izlemiştir. Bunlar, Ziya Paşa'nın şekil ve içerik bakımında eski şiire bağlı olduğunu ortaya koyar. "Rütbe-i akıl", "ikrah" gibi sözcükler Ziya Paşa'nın dil bakımından da eskiye bağlı olduğunu gösterir. Beyitlerdeki özdeyiş niteliği, Ziya Paşa'nın güçlü üslubunun yansıması olarak değerlendiri­lebilir. Şiirdeki beyitlerde anlam bütünlüğü sağlanmıştır. Bu da Tanzimat döneminde beyitlerin anlam bütünlüğünün, Divan edebiyatındaki şekliyle korunduğunu gösterir.

 

Cenap Şahabettin'in "feilâtün (fâilâtün) mefâilün feilün (fa'lün)" kalıbıyla yazdığı ikinci metnin bütününde, vezin nede­niyle bazı sözcüklerin doğal söylenişleri bozulmuştur. Şair, bu şiirin bütününde daha önce hiç kullanılmamış "dumandan ke­fen", "hıyabân-ı târ-ı nâim"(uyuyan karanlık hıyabanı), "ge­cenin tûde-i buharı" (gecenin buhar yığını), "bir hilâlin nigâh-ı tannâzı (bir gecenin alaycı bakışı)" gibi tamlamalar kullanmıştır. İkinci metin, beyitlerden oluşmamaktadır. Şiirdeki dizelerde anlam bütünlüğü yoktur. Dizelerin anlam bütünlüğü diğer dizelere sarkmaktadır. Dil oldukça ağır ve süslüdür. Biçim olarak eski edebiyata uymayan bir yapı kullanılmıştır. Şiirde ta­biat anlatılmaktadır. Bu da kişisel bir bakış açısıyla sembolik bi­çimde yapılmaktadır. Öyleyse bu şiir "Sanat, sanat içindir." görüşüne uygun olarak kaleme alınmıştır. Şair dış dünyayı bir resim gibi sunmamış, onu kendi üzerinde bıraktığı izlenimler­den hareketle yansıtmıştır. Bunu da bol mecazlarla yapmıştır.

 

Bütün bunlar, şairin Fransız edebiyatının etkisinde kaldığını göstermektedir.

 

İki metni karşılaştırdığımızda Tanzimat birinci dönem şiiri ile Servet-i Fünûn şiirinin farkı bütünüyle anlaşılacaktır. İlk şiir Ba­tıya yönelmenin ilk aşaması olan Tanzimat edebiyatını yansıt­maktadır. İkinci şiir ise Batı tarzında tam bir değişimi yakalamış olan Servet-i Fünûn şiirini temsil etmektedir, iki şiir biçim, içe­rik, sanat anlayışı, sözcük seçimi, kalıp, kafiye örgüsü gibi ba­kımlardan birbirinden tamamen farklıdır. İlk şiirde şair toplum­sal sorunları işlerken, ikinci şiirde şair bireysel bir konuyu ele almıştır. İlk şiir beyitlerden oluşurken, ikinci şiirde yeni bir biçim kullanılmıştır. İlk şiir "Sanat, toplum içindir." anlayışını yansıtır­ken ikinci şiire "Sanat, sanat içindir." anlayışı egemendir. Birin­ci şiirin şairi siyasal konulara değinirken, ikinci şiirin şairi tama­men bireysel bir konuyu işlemiştir. İlk şiir didaktik bir niteliğe sahipken, ikinci şiirde estetik bir amaç güdülmüştür. Bütün bunlar Tanzimat şiirinin eski edebiyatın etkisinden tam olarak kurtulamadığını, ikinci şiirin ise Servet-i Fünûn anlayışına göre yazıldığından tamamıyla yeni şiir anlayışını yansıttığını söyleye­biliriz, ilk şiirde Divan edebiyatının, ikinci şiirde ise Fransız ede­biyatının açık etkisi vardır. İlk şiir konu bakımından eski şiirden ayrılırken, ikinci şiir bütünüyle eski şiirden farklıdır.

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

Önceki yazıyı okuyun:
Tanzimat ve Servet-i Fünûn Hikâyeciliğinin Karşılaştırılması

Tanzimat yazarları hikâyelerde sosyal yarar amaçlamıştır. Bu açıdan hikâyelerde evlilik sorunları, gelenek ve töre, batıl inançlar, esaret, yanlış Batılılaşma işlenmiş,...

Kapat