“Acele bir ağaçtır, meyvesi pişmanlık” ATASÖZÜ İÇİN KOMPOZİSYON ÖRNEĞİ

ACELE Mİ, ECELE Mİ?

Atasözleri; atalarımızın uzun gözlem ve tecrübeleri sonunda vardıkları değerlendirmeleri, hikmetli düşünce ve öğütleri örneklemeler yoluyla veren değerli sözlerdir. Bu sözler; tarihimizin, inancımızın, kültür ve medeniyetimizin değerlerini yansıtır. Atasözlerinin birçoğu mecazî anlam taşımaktadırlar. Halkımızın ortak, anonim sözlü ürünleri olan atasözlerimizin birçoğu, manzum, yani ölçülü-kafiyeli bir özellikler de gösterirler.

“Atalar sözünü tutmayan, yabana atılır.” diye, bizden önce yaşamış atalarımızın, tecrübeleri ve bilgilerinden yararlanmamızı tavsiye eden büyüklerimiz, bu sözleri dinlemeyenlerin zararlı çıkacaklarını belirtirler.

Atasözlerimiz; bizler için bir rehber, bir öğüttür aynı zamanda.Doğumla başlayan ve ölümle noktalanan bu dünya hayatımızı nasıl yaşayalım? Nasıl davranalım? Olayları nasıl değerlendirelim? Hayata nasıl bakalım? Biliyoruz ki hayat, bizim ona bakışımızla şekillenir çoklukla. Hayata umutla bakan bir insanla, hayatını olumsuz bir dönem olarak gören bir insanın hayatı nasıl bir olur? Her birimiz, benzer olaylar karşısında bile farklı tepkiler ortaya koyarız. Bu tepkilerimiz, duygu, düşünce, kültürel değerlerimiz, inancımız, aile ve çevremiz vb. etkisinde davranışlarımıza dönüşmüştür.

Kimimiz, içe dönük bir ruh hâli içinde yaşamayı, kimilerimiz hayatı sosyal etkinlerle dolu dolu yaşamak isteriz. Kimimiz, atalarımız deyimiyle çık canlıyızdır. Çevremizde ağırkanlı insanlar bize nasıl da sıkıntı verir. İnsan, işlerinin bir an önce bitmesini ister çoklukla. Öyle ama; çoğu zaman da aceleyle yaptığımız işin sonunun hiç de iyi bitmediğini ve bizi üzdüğünü görmüşüzdür.

Atalarımız, aceleyle yapılan işin sonunun pişmanlıkla sonlanacağını öğütler bize: “Acele bir ağaçtır, meyvesi pişmanlık.” Düşünerek, sağlıklı değerlendirmeler yapılarak gerçekleştirilen işlerin olumlu olarak biteceği söylenir: “Acelede nedamet (pişmanlık), teennide selâmet vardır.” Atalarımız, “Acele işe şeytan karışır.” sözüyle, aceleci tavrın olumsuzluğunu belirterek,

“Aceleyle menzil (yol) alınmaz”, hükmünü ortaya koymuşlardır. Alelacele yapılan işin aslında biz de sağlıklı olamayacağını biliriz. Acele verilen kararlardan çokça dönüldüğü, düşünülmeden ağza gelen her sözü söylemenin de yine çoğu zaman amacına ulaşmadığı, yanlış anlaşılabildiği, ardından yapılan düzeltmelerin de bir işe yaramadığı bir gerçek. Söz ağızdan çıkmıştır bir kere. Belki de kalp kırılmış, dost incitilmiştir.

Her işin belirli bir gerçekleştirilme süresi vardır. Bir yemek, şu kadar dakikada pişer. Bir sanat eserinin tamamlanması aylarca sürebilir. Duygular, bir şiir hâline belirli sürede gelebilir. Bir sanat, yıllarca ustadan alınan derslerle öğrenilebilir. Çıraklıktan kalfalığa, sonradan ustalığa ulaşma elbette kolay değil. Sabırla, tecrübeyle kazanılan bir beceridir sanat.

Mimar Sinan, Selimiye Camiini acaba kaç yılda bitirdi? Mevlâna 52 bin dizelik Mesnevi’sini kaçyılda tamamladı? Bir el dokuması halının kaç bin ilmiği, ne kadar zamanda atılabildi? Bütün bu sanat ve edebiyat eserlerinin, kalıcı olmasında; sabrın, azmin, zamanın, tecrübenin damgası vardır.

Temeli alelacele bir tavırla atılan bir temel üzerine, kalıcı bir eser inşa etmek mümkün mü? Aceleyle ancak bir gecekondu ortaya konulabilir. İşler, sakin, bilinçli, plânlı bir biçimde yapılmalı ki kalıcı, olumlu, yararlı olabilsin. Programsız, plânsız, azıksız, ilerisini düşünmeden, alelacele verilen bir kararla yola çıkılırsa, istenilen yere elbette varılamaz. Çünkü atalarımızın sözüyle: “Ağır giden yol alır; hızlı giden yolda kalır.”

Davranışlarını düzenleyemeyen, nerede oturup, nasıl konuşacağını bilemeyenlere atalarımızın öğüdü: “Ağır ol batman gelesin!”, “Ağır otur ki bey desinler!” Bu atasözlerinden çıkarılacak öğütleri özetlemek mümkün: Telâşla hareket edenler, çabuk heyecan ve öfke gösterenler, hafif meşrep davrananlar sevilmezler. Ağır olsa bile, güvenli ve plânlı bir çalışma daha verimlidir. Ağırbaşlı olanlar; sevilir, sayılırlar. Davranışları, sözleri temkinli olanlar, her işte başarı gösterirler. Davranış ve sözlerinde aşırılığa sapanlar, her işe burnunu sokanlar, yerli yersiz konuşarak huzuru bozulanlar sevilmezler. Atasözlerimizin kılavuzluğunda her zaman şu soruyu soralım; kendimize, çevremize, dostlarımıza:

Acele mi, ecele mi?

 

Yorum Yap

Önceki yazıyı okuyun:
Ağaca dayanma kurur, İnsana dayanma ölür. Konulu Kompozisyon örneği

AĞACA DAYANMA KURUR İNSANA DAYANMA ÖLÜR ATASÖZÜ İÇİN KOMPOZİSYON ÖRNEĞİ İnsan toplum halinde yaşayan bir varlık. Doğumla […]

Kapat