BATI EDEBİYATI
 
BATI EDEBİYATI 
"Batı Edebiyatı ve Sanat Akımları"  sözü;  Eski Yunan (Grek)  ve Latin Edebiyatı ile Hümanizm,  Klasisizm, Romantizm, Realizm, Natüralizm, Parnasizm, Sembolizm,   Empresyonizm,   Sürrealizm,   Egzistansiyalizm akımlarını karşılamaktadır.
 
Sanat akımları; belli bir çağda ortak güzellik anlayışı, düşünce ve sanat amacı çerçevesinde toplanan sanatçıların düşünce, duygu ve söyleyiş bakımından birbirine benzer yapıtlar vermesiyle ortaya çıkar. Çoğu kez bir sanat akımını başlatanlar, bir ya da birkaç sanatçıdır. Ancak, onlar bütün bir kuşağı arkalarından sürükler ve çağlarının sanat anlayışını temsil ederler.
 
Sanat akımları kendiliğinden ortaya çıkmadığı gibi, yine bir moda ya da beğeni değişikliğiyle de yerini başka bir akıma bırakmaz. Her sanat yapıtı, içinden çıktığı toplumun yaşam biçimini,  siyasal özelliklerini ve dünya görüşünü yansıtır. Başta ekonomik, toplumsal ve siyasal değişiklikler olmak üzere, bilim ve felsefe alanındaki gelişmeler, güzel sanatlar alanında da değişme ve yenileşmeyi zorunlu kılar. Bu nedenle, akımlar konusu işlenirken her akımın ortaya çıkmasına yol açan toplumsal, siyasal ve düşünsel gelişmelere özellikle yer vermemiz gerekiyor.
 
 
ESKİ YUNAN (GREK) EDEBİYATI
 
Batı edebiyatının kaynağı Eski Yunan (Grek) edebiyatıdır. Özellikle İlkçağ Yunan uygarlığı, bilim, sanat ve felsefe alanındaki gelişmişlik düzeyiyle Batı kültür ve uygarlığının temeli olmuştur.
 
Eski Yunan edebiyatı, MÖ IX. ve MS II. yüzyıllar arasında, Batı Anadolu’da,  Ege adalarında ve bugünkü Yunanis- tan'da görülmüştür. Bu edebiyatta; epik, lirik, didaktik, pastoral ve satirik şiirin ilk örnekleri yazılmış; tragedya ve komedya türünde yapıtlar oluşturulmuş ve oynanmış; tarih, yaşamöyküsü, söylev ve fabl türünde yapıtlar verilmiştir. Eski Yunan tiyatrosunun temeli,   Bağbozumu Tanrısı Dionysos adına düzenlenen törenlerdir.  Bu törenlerdeki sanatsal etkinlikler bugünkü tiyatronun temelini oluşturur. Eski Yunan tiyatrosunda, önce tragedyalar, sonra da komedyalar oynanmıştır.
 
Sanatçının "akıl yoluyla güzellikler yaratma uğraşı", eski
Yunan edebiyatının temel sanat anlayışıdır.
 
 
Bu dönemin başlıca temsilcileri şunlardır:
 
HOMEROS (MÖ VIII. yüzyıl)
İzmir'de doğan ve yaşamını Sakız'da sürdüren Homeros, "şairlerin babası"  diye anılır.  Batı edebiyatı Homeros’la başlar. İlyada ve Odysseia destanlarını yazıya geçiren şair, bu destanlarla evrensel insan özelliklerini ölümsüzleştirmiştir. İlyada, Troya Savaşı'nı ve bu savaş sırasında- ki olayları; Odysseia ise Troya Savaşı'ndan dönen bir kralın başından geçenleri anlatır.
 
 
ÖRNEK 1
 
Dünya edebiyatının büyük destanlarının başında İsa’dan aşağı yukarı bin yıl kadar önce yazılmış İlyada ve Odysseia gelir. Bu iki yapıt, üzerinden yüzyıllar geçmiş olmasına karşın, bugün de tazeliğini, yaşarlığını korumak- tadır. Bu iki yapıtın zamana dayanmasının asıl nedeni de insanoğlunun iç dünyasını aydınlatmaları, insanı insana tanıtmalarıdır.
 
Bu parçada, hakkında bilgi verilen yapıtın yazarı, aşağıdakilerden hangisidir?
 
A) Sophokles     B) Aristophanes  C) Homeros
D) Hesiodos       E) Vergilius
 
 
 
ÇÖZÜM
Dünya edebiyatının en eski destanlarından sayılan İlyada ve Odysseia’nın şairi Homeros’tur.  Sophokles tragedya şairi (Kral Oidipus, Elektra…); Aristophanes komedya şairi (Eşekarıları, Kuşlar, Kurbağalar); Hesiodos didaktik şiirler yazan Grek şairi (İşler ve Günler); Vergilius ise epik, pastoral şiirler yazan Romalı şairdir.
 
Yanıt: C
 
 
 
 
HESİODOS (MÖ VIII. yüzyıl)
 
Didaktik şiirin kurucusudur. Yurttaşlarını adaletli ve çalışkan olmaya çağıran şiirler yazmış, köylü yaşamını anlatmıştır.
 
Yapıtları: İşler ve Günler, Tanrıların Yaratılışı.
 
 
SAPPHO (MÖ VI. yüzyıl)
 
Grek edebiyatının en büyük lirik şairi sayılır. Genç kızları hayata hazırlayan bir okulda çalışmıştır.
 
Yapıtları: Dokuz cilt tutan şiirlerinden ancak 170'i günü-müze ulaşmıştır.
 
 
AİSOPOS (MÖ VI. yüzyıl)
 
Fabl türünün kurucusudur. Uzun süre tutsak olarak yaşamıştır. Apollon'a saygı göstermediği için bir uçurumdan atılarak öldürülmüştür.
 
Ölümünden sonra derlenen “fabl”ları Ezop'tan Masallar adıyla Türkçeye çevrilmiştir.
 
 
 
ÖRNEK 2
 
Asya’yı, Mısır’ı, Yunanistan’ı gezen ve konularını gezileri sırasında uğradığı memleketlerden toplayan – – – -, yalnız fabl türünde yazmış,  bu türün kurucusu olmuştur.  Batı edebiyatında fabl türünde yazan şairler üzerinde derin etkisi görülür. Özellikle Fransız şairi – – – -, ondan çok yararlanmıştır.
 
Bu parçada boş bırakılan yerlere,  aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi uygundur?
 
A) La Fontainen – Aisopos
B) Aristofernes – La Fontaine
C) Aisopos – Vergilius
D) Aisopos – La Fontaine
E) La Fontaine – Aristofanes
 
 
 
ÇÖZÜM
 
Eski Yunan’daki fabl şairi Aisopos’tur.  Klasisizm akımı, Eski Yunan ve Latin sanatını örnek almıştı. Fabl’ın Fransız klasikleri arasındaki temsilcisi La Fontaine’dir.
 
Yanıt: D
 
 
 
 
AİSKHYLOS (MÖ 525–456)
 
Bir aktör ve koro ile oynanan tragedyaya ikinci aktörü katarak tiyatroda "diyalog"u ön plana çıkarmıştır. Yapıtların- da gelenekleri ve ahlakı savunur.
 
Yapıtları: Doksan tragedyasından yedi tanesi günümüze ulaşabilmiştir: Persler, Thebai'ye Karşı Yediler, Yalvaran    Kızlar, Oresteia, Trilogi (Trilogia: üçleme: Agamemnon,  Khaephoroi,  Eeumenides),  Zincire Vurulmuş Prometheus.
 
 
 
 
SOPHOKLES (MÖ 495-406)
 
Tragedyaya üçüncü aktörü de katarak tiyatroya üçlü konuşmayı  (trialog)  getirmiştir.  Yapıtlarında,  alınyazılarına boyun eğmeyen, bununla savaşan kahramanlara yer ver- miştir.
 
Yapıtları: 123 tragedyasından 7'si günümüze ulaşabilmiş- tir: Kral Oidipus, Oidipus Kolonos'ta, Antigone, Aias, Elektra, Trakhisli Kadın, Philoktetes.
 
 
 
 
EURİPİDES (MÖ 480–406)
 
Tragedyada koronun rolünü azaltmış, konuşmalara daha çok yer vermiş; insanın iç çatışmalarını, kendi iç dünyasıyla mücadelelerini ön plana çıkarmıştır.
 
Yapıtları: Medeia, İphigeneia Aulis'te, İphigeneia Tauris'te,  Orestes,  Elektra,  Andromakhe,  Hekabe,  Hippolytos…
 
ÖRNEK 3
 
Tarih, söylev, lirik, epik, pastoral şiir gibi türlerin ilk örneklerinin Eski Yunan (Grek) edebiyatında verildiği bilinir. Tiyatronun da yine Eski Yunan’da ve bereket tanrısı Dionysos adına düzenlenen “bağbozumu” şenliklerinden doğduğu söylenir. Tiyatroda önce tek aktörlü sonra da iki, üç ve daha çok aktörlü oyunlar yazılmış, “tragedya” ve “komedya” türleri oluşmuştur.
 
Aşağıdaki dizilerin hangisinde, sadece trajedi türünde yapıt vermiş şairler sıralanmıştır?
 
A) Sophokles – Aristophanes – Aiskhylos
B) Euripides – Seneca – Sophokles             
C) Aiskhylos – Sophokles – Euripides
D) Aristophanes – Euripides – Vergilius       
E) Cicero – Sophokles – Aiskhylos
 
ÇÖZÜM
 
Grek edebiyatının tragedya şairleri C’de belirtilenlerdir.
 
Yanıt: C
 
 
 
 
ÖRNEK 4
 
Tragedya türü ile ilgili olarak aşağıda verilen bilgiler- den hangisi yanlıştır?
 
A) Acıklı yönü ağır basan bir tiyatro türüdür.
B) Ana karakterlerin halktan olması en önemli özelliğidir. C) Konuları, mitolojiden ve tarihten alınır.
D) Zaman, yer ve olay birliği kuralına uyulur. E) Klasik bir dil ve üslup anlayışıyla yazılır.
(1996 ÖYS)
 
ÇÖZÜM
 
Tragedya’da tipler soylulardan seçilir.  Ana karakterlerin halktan seçilmiş olduğu söylenerek yanlış bilgi verilmiştir.
 
Yanıt: B
 
 
ARİSTOPHANES (MÖ 445–385)
 
Komedya türünü başlatan ilk sanatçıdır. Yaratıcı gücü ve mizah yeteneğiyle gelenekleri, bazı düşünürleri, aydınları yerden yere vurur.
 
Yapıtları: Atlılar, Eşekarıları, Kuşlar, Kurbağalar, Bu- lutlar, Barış, Lysistrata…
 
 
HEREDOTOS (MÖ 482–425)
 
Tarih türünün kurucusudur.  Halikarnasos’ta doğmuştur. Gezdiği yerlerdeki halkların din, gelenek ve uygarlıklarını incelemiş, bunlarla ilgili bilgileri olduğu gibi yansıtmaya çal- mışmıştır.
 
Yapıtları: Tarih (9 cilt).
 
 
 
 
ÖRNEK 5
 
“Tarih” türünün kurucusu olarak bilinen ve Halikarnasos doğumlu olan Grek yazarıdır.  Gezdiği yerlerdeki halkın din, töre ve uygarlıklarını incelemiş, bunlara ilişkin bilgileri doğru ve tarafsız olarak yazmaya çalışmıştır. Dokuz ciltlik “Tarih”i vardır.
 
Bu parçada anlatılan, aşağıdakilerden hangisidir?
 
A) Eflatun (Platon)                       B) Aristoteles
C) Homeros                                   D) Herodot
   E) Theokritos
 
ÇÖZÜM
 
Tarih türünün kurucusu olan Grek yazarı Herodot’tur. Eflatun ve Aristoteles (A, B) İlkçağ Yunan filozofları; Homeros, İlyada ve Odysseia’nin şairi, Theokritos ise Grek edebiyatında “pastoral” şiirin kurucusudur.
 
Yanıt: D
 
 
 
SOKRATES (MÖ 469–399)
 
Yazılı yapıtı yoktur. Hakkındaki tüm bilgiler öğrencisi Eflatun'dan öğrenilmiştir. Başkalarının bilgisizliğini açığa vurarak bilginin önemini göstermek istemiştir. Gençliği yanlış yola sürüklediği gerekçesiyle öldürülmüştür.
 
 
EFLATUN (MÖ 429–347)
 
İdealizmin kurucusudur. Sokrates'in öğrencisi olmuş, Atina Akademiası’nı kurmuştur.  Yapıtlarını diyalog biçiminde yazmıştır.
 
Yapıtları:  Devlet,  Sokrates’in Savunması,  Kanunlar, Ziyafet, Kriton.
 
 
ARİSTOTELES (MÖ 384 – 322)
 
Eflatun'un öğrencisidir. Felsefe Okulu'nu kurmuştur. Derslerini gezinerek verdiği için kurduğu felsefe okuluna "gezimcilik" denmiştir. "Mantık kıyası yoluyla doğrulama me- todu", yaklaşık iki bin yıl, "mantığın temeli" olmuştur.
 
Yapıtları: Hemen hemen bütün yazdıkları kaybolmuştur. Yazdıklarından kalan parçalar şunlardır:Nicomakus Etiği, Poetika, Söz Söyleme ve Şiir Sanatı, Organon…
 
 
DEMOSTHENES (MÖ 384–322)
 
Konuşmanın sanat olduğunu gösteren bir siyasetçidir. Eflatun'un öğrencisidir.
 
Yapıtları: 61 konuşması, 6 mektubu ve Exordia adlı
yapıtı günümüze kadar ulaşmıştır.
 
 
THEOKRİTOS (MÖ III. yüzyıl)
 
Pastoral şiirin kurucusudur. Kır şiirleri, şehir hayatını anlatan dramatik ve mitolojik şiirler yazmıştır.
 
Yapıtları: Yunan Çoban Şiirleri…
 
PLUTARKHOS (MS 46 – 120?)
 
Yaşamöyküsü yazarıdır. Roma'ya Yunan edebiyatını taşıyan yazar sayılır.  Yunanlı ve Romalı asker ve devlet adamlarını, karşılaştırarak yazmıştır.
Yapıtları: Paralel Hayatlar.
 
 
ÖRNEK 6
 
Aşağıdakilerin hangisi eski Yunan edebiyatı tiyatro yazarlarından biri değildir?
 
A) Aiskhylos        B) Sophokles      C) Sokrates
D) Euripides        E) Aristophanes
 
(1990 ÖYS)
 
ÇÖZÜM
 
Sokrates'in yazılı hiçbir yapıtı yoktur. O, bir filozoftur.
 
Yanıt: C
 
 
LATİN (ROMA) EDEBİYATI
 
Roma’nın kurulmasıyla başlar.  MÖ III.  yüzyıla kadar önemli bir sanatçı yoktur. Bu yüzyılda Yunan kültür ve sanatının etkisi görülmeye başlar. Latin edebiyatının temelleri atılır.
 
Yaklaşık 500 yıllık dönemin ünlü adları şunlardır:
 
PLAUTUS (MÖ 251–184?)
 
Aktörlükle işe başlamıştır. Konularını Yunan şairlerinden alan komedyalar yazmıştır. Kahramanlarını kendi çevrelerinin ve mesleklerinin diliyle konuşturmuştur.
 
Yapıtları: Çömlek, İkizler, Urgan, Buğday Kurdu, Palavracı Asker…
 
CİCERO (MÖ 106–43)
 
Roma’da ve Atina’da çok iyi bir eğitim görmüş,  “konsül”lüğe kadar yükselmiştir. Dünya’nın en büyük hatiplerinden sayılır. Felsefe ile de uğraşmış, Roma’nın cumhuriyetle ve senato egemenliğine dayanılarak yönetilmesi için çaba göstermiştir.
 
Yapıtları: Söylevler, Cumhuriyet, Dostluk.
 
 
ÖRNEK 7
 
Latin (Roma) edebiyatı, Eski Yunan (Grek) edebiyatının uzantısı gibidir. Eski Yunan’da doğan türlerde yazan Romalı yazar ve şairler aslında Yunanlılar kadar başarılı olamamışlardır.  Ancak söylev alanında,  Eski Yunan’daki—- kadar, Roma edebiyatındaki —- da başarılı olmuştur.
 
Bu parçadaki  boş  yerlere  sırasıyla  aşağıdakilerden hangileri getirilmelidir?
 
A) Demosthenes – Cicero
B) Cicero – Demosthenes
C) Sokrates – Platon
D) Seneca – Sokrates
E) Sokrates – Seneca
 
 
 
ÇÖZÜM
 
Eski Yunan’daki “söylev” ustası Demosthenes, Roma (La- tin) edebiyatındaki meslektaşı ise Cicero’dur.
 
Yanıt: A
 
 
LUCRETİUS (MÖ 100- 55?)
 
Didaktik şiirin en güzel örneğini vermiştir. Hayatın başlangıcı ile uygarlığın doğup gelişmesini konu almıştır.
 
Yapıtları: Doğanın Yapısı.
 
 
VERGİLİUS (MÖ 70–19)
 
Çocukluğundan beri kırlarda yaşamayı seven Vergilius, daha ilk şiirleriyle dikkat çekmiştir. Titiz bir sanatçıdır. Pastoral, didaktik ve epik şiirler yazmıştır. Eski Yunan şairlerinin yolunda yürümüş, Aeneis adlı destanında, Homeros’ un destanlarını örnek almıştır.
 
Yapıtları: Aeneis (Destan), Boculica (Çoban Şiirleri), Georgica (Çiftçilik Şiirleri).
 
 
ÖRNEK 8
 
Her ikisi de pastoral türde yapıtlar vermiş, kır şiirleri yazmışlardır. – – – – Yunan edebiyatında bu türün kurucusudur. Kır şiirlerinin yanı sıra şehir yaşamını anlatan dramatik ve mitolojik şiirleri de vardır. Eski Yunan edebiyatından etkilenen —- ise pastoral türün Latin edebiyatındaki en önemli temsilcisidir.
 
Bu parçada boş bırakılan yerlere, sırasıyla aşağıdaki- lerden hangileri getirilmelidir?
 
A) Sokrates – Theokritos
B) Theokritos – Vergilius
C) Aristophanes – Cicero
D) Vergilius – Theokritos
E) Seneca – Aristotales
 
ÇÖZÜM
 
Türlerin çoğu (epik, lirik, didaktik, pastoral şiir; tragedya, komedya…) Eski Yunan’da doğmuştur. Böyle sorularda birinci sıradaki adın bir Grek (Eski Yunan) yazarı olması gerekir. Bunu bilmek, soruyu kolaylaştırabilir. Yukarıdaki birinci boşluğa  “Theokritos”  yazılacağına göre yanıt ne olabilir?
 
Yanıt: B
 
 
HORATİUS (MÖ 65–8)
 
Yergileriyle, lirik ve didaktik şiirleriyle tanınmıştır.
 
Yapıtları: Od'lar, Epod'lar, Yergiler, Mektuplar.
 
 
OVİDİUS (MÖ 43-MS 18)
 
Lirik ve mitolojik şiirin ustasıdır.
 
Yapıtları: Aşklar, Değişmeler, Tristia (Hüzünlü Mektuplar).
 
TİTUS LİVİUS (MÖ 59- MS 19)
 
Oyun ve tarih yazarıdır. Yazdığı tarih, başlangıçtan MÖ IX. yüzyıla kadar uzanır.
 
Yapıtları: Roma Tarihi (142 kitaptır).
 
 
SENECA (MÖ 4 – MS 65)
 
Filozoftur. Neron'un danışmanı olmuştur.
 
Yapıtları: Diyaloglar, Ahlaki Mektuplar (20 kitap, 124 mektup), Medeia, Agamemnon, Oedipus (son üçü tragedyadır)…
 
 
TACİTUS (MS 55–120)
 
Dönemin kötülüklerini eleştiren bir tarihçidir. Olaylara ahlak açısından yaklaşmıştır.
 
Yapıtları:   Historiae   (Tarihler,   12 cilt),   Germenia, Agricola'nın Hayatı…
 
 
 
HÜMANİZM
 
Hıristiyanlık; mitolojiyle süslü, insanı ve aklı ele alan Grek ve Latin sanatının gelişmesine izin vermiyordu. Bu nedenle Hıristiyanlığın gelişmesiyle ters orantılı olarak,  Avrupa’da kültür ve sanat karanlığa gömüldü. Kilise, yaklaşık bin yıl, kültür ve sanata acımasız bir baskı uyguladı.
 
Kilisenin insanı baskı altına alması, "insan" konusu üzeri- ne eğilenlerin sayısını artırdı. Zaten feodalite de kilisenin gücünden şikâyetçiydi.   Böylece,   hümanistlerin ortaya çıkması için gerekli koşullar oluşmaya başladı.
 
Avrupa'da XIII. yüzyılın sonlarından başlayarak Grek ve Latin edebiyatını örnek alan ve "ideal insan" arayışına giren sanatçılar yetişmeye başladı. Bu sanatçılara, Latince "hümanistos (insanlık)" sözünden esinlenerek "hümanist"; insanın düşünsel, duygusal ve fiziksel yapısını temel ölçü alan düşünme biçimine de "hümanizm" dendi.
 
Hümanistler, kilise Latincesi yerine kendi ulusal dillerini, kültür ve sanat dili olarak kullandılar ve geliştirdiler. Aşağıda adlarını anacağımız "ilk hümanistler", kendilerinden sonra gelenleri etkilemişler; geçmişlerini Roma İmparatorluğu’na bağlayarak  "ulus"  kavramını  "din"  kavramının önüne geçirmişlerdir.
 
İLK HÜMANİSTLER
 
DANTE ( 1265–1321)
 
İtalyancayı yazı dili yaparak İtalyan edebiyatının kurucusu olmuştur. Aristo felsefesine bağlanmış, insanların birtakım akıl ve din aşamalarından geçerek kötü tutkularından kur- tulacağına inanmıştır. Dokuz yaşındayken sevdiği, sonra başkasıyla evlenen ve 24 yaşında ölen Beatrice, yapıtlarının kahramanı olmuştur.
 
Yapıtları: İlahi Komedya ("Terza rima" biçimiyle yazmış- tır. Üç bölümdür: Cehennem, Araf, Cennet.Melekleşen Beatrice'i aramak için, Latin şairi Vergilius ile birlikte yaptığı düşsel ahiret yolculuğunu anlatır.),   Yeni Hayat (Beatrice için şiirler), Canzoniere (Türküler).
 
 
 
ÖRNEK 9
 
Dünya edebiyatının en önemli, en büyük yapıtlarındandır. Üç büyük bölüme ayrılır: Cehennem, Araf, Cennet. 14233 dizelik bu yapıt boyunca Dante,  “İnsan”ın,  Vergilius “akıl”ın,  Beatrice  “inanç”ın sembolüdür.  Dante’nin öbür dünyaya yaptığı düşsel bir gezinin şiirleşmiş anıtı olarak yapıt, terza rima nazım biçimiyle, üçlü bentler halinde ya- zılmıştır.
 
Bu parçada, hakkında bilgi verilen yapıt, aşağıdakiler-den hangisidir?
 
A) Yeni Hayat                                B) Dekameron
C) İlahi Komedya                          D) Denemeler
E) Karakterler
 
ÇÖZÜM
 
Parçada, İtalyanca’nın ünlü yapıtı İlahi Komedya (La Divina Comedia) tanıtılmaktadır.
 
Yanıt: C
 
 
 
 
PETRARCA (1304–1374)
 
Hukuk öğrenimi görmüştür.  Laura’ya olan aşkını konu alan şiirleri çok beğenilmiş, bu şiirleriyle dünya edebiyatının ölmezleri arasına girmiştir. Laura'yı melekleştirmemiş, aşkı gökyüzünden yeryüzüne indirmiştir.
 
Yapıtları:  Canzoniere  (Türküler:  Laura’nın ölümünden önce ve sonra olmak üzere iki bölüm şiir),Trionfi (Zaferler; Laura üzerine alegorik yapıt).
 
 
BOCCACİO (1313–1375)
 
Dünya edebiyatının ilk "küçük öykü" yazarıdır. Din konularını değil, yeryüzünü ve insanı anlatmıştır. Öykülerinde, insanların tutkularını,  zaaflarını,  kötülüklerini;  o dönem hayatının türlü yönlerini gerçeğe uygun biçimde ele almıştır.
 
Yapıtları:  Decameron  (Deca:  10;  Meron:  gün.  Floransa’daki büyük veba salgınından kaçan üçü erkek, yedisi kız on kişilik bir grup; dağdaki bir köşkte iki hafta, şehrin acılarından uzak, neşeli günler geçirir. Bunlar, cuma ve cumartesi günlerini ibadete ayırmışlardır. Geriye kalan on günün her gününde herkes birer öykü anlatır; böylece top- lam yüz öykü anlatılmıştır.), Dante'nin Hayatı, Flostirato, Ameto…
 
 
RÖNESANS DÖNEMİ HÜMANİSTLERİ
 
XIV. yüzyılın sonlarında başlayan Rönesans (renaissance: yeniden doğuş)  dönemi,  XV.  ve XVI.  yüzyılları kapsar. Ahiretteki değil, dünyadaki mutluluğu yaşamak arzusu, insanı dinin baskılarına karşı koymaya zorladı. Kilise geriledi. Bireye saygı, özgürlük, kültürel uyanış, sanatta gelişme,  yaratıcılık bu dönemin karakteri idi.  Grek ve Latin edebiyatının ünlü yapıtları bu dönemde Avrupa dillerine çevrildi. Büyük yazarlar yetişti. Bu sanatçılar, kısaca Rönesansçılar diye tanınır.
 
RABELAİS (1490–1553)
Papaz olmasına karşın, yapıtları kilisenin sansürüne uğramış bir Fransız yazarıdır. Doktorluğu ve yazarlığı yeğleyip papazlıktan ayrılmıştır.
Yapıtları: Gaugantua, Pantagruel.
 
 
MONTAİGNE (1533–1592)
Deneme türünün babasıdır. Fransızcayı yabancı etkiler- den kurtararak yazı dili haline getirmiştir. Özgür düşüncenin öncülerinden olan bu yazar, insan sevgisi kokan de- nemelerinde, konuların derinliklerine inmiş ve onların nedenlerini araştırmaya çalışmıştır.
Yapıtları: Essais (Denemeler).
 
 
ÖRNEK 10
 
Dünya edebiyatına deneme türünün ilk örneklerini kazandıran ve bu türün temsilcisi sayılan yazar, aşağıdakilerden hangisidir?
 
A) Boileau         B) La Fontaine    C) Montaigne
D) Voltaire        E) J. J. Rousseau
 
ÇÖZÜM
 
Dünya edebiyatına “deneme” türünün ilk örneklerini kazandıran ve bu türün kurucusu sayılan yazar, “Montaigne”dir.
Yanıt: C
 
 
CERVANTES (1547–1616)
Ününü, romanda insanın yaratma gücünü gösterdiği “Don Kişot” adlı romanıyla sağlamıştır. Çağdaş romanın öncüsü ve ilk kilometre taşı sayılan bu roman hem iyi bir “şövalye romanı” hem de şövalye romanlarının (şövaleresk romanların) bir eleştirisidir.
Yapıtları: Don Kişot (Yapıttaki Don Kişot, idealist bir kişiyi, Sancho Panza da gerçekçi ve pratik bir kişiyi temsil eder.), Galetea, Örnek Alınacak Hikâyeler.
 
 
ÖRNEK 11
 
Bugünkü roman sanatının temelini atmıştır. Bu bakımdan İspanyol edebiyatının olduğu kadar, dünya edebiyatının da en büyük yazarlarındandır.  Önce şiirleriyle tanınır.
1584 yılında ilk önemli yapıtı “Galetea”yı yayımlar. Tiyatro oyunları da yazar; ama onun dünya ölçüsünde üne kavuşmasını sağlayan, “Don Kişot” adlı romanıdır.
 
Bu parçada sözü edilen sanatçı, aşağıdakilerden hangisidir?
 
A) Bacon       B) Cervantes       C) Shakespeare
D) La Fontaine                E) Racine
 
 
ÇÖZÜM
 
Bilindiği gibi “Don Kişot” bütün dünyanın tanıdığı bir yapıt- tır ve bu yapıt, ünlü İspanyol yazarı Cervantes’indir.
Yanıt: B
 
 
 
SHAKESPEARE (1564–1616)
 
Tiyatro kapılarında at tutarak başlayan tiyatro tutkusu, es- ki yapıtları zamana ve ihtiyaca göre yenileştirme yazarlığıyla sürmüştür.  Sonra telif yapıtlar vermeye başlamış, zamanla tüm dünyaya ününü duyurmuştur.  Yapıtlarının kimisi nazım, kimisi düzyazıdır; kimisinde ise bunları birlikte kullanmıştır. Oyunlarını beş perde olarak düzenlemiştir. Her sınıftan insanın duygu ve tutkusunu sahnede canlandırmada olağanüstü bir başarı sağlamıştır. Avrupa romantizmi, ilk örneklerini Shakespeare'de bulur.
 
Yapıtları: Yanlışlıklar Komedyası, Kuru Gürültü, Venedik Taciri   (komedya);   Romeo ve Jüliet,   Hamlet, Macbeth, Othello, Kral Lear, Julius Cesar (dram ve tragedya); Soneler (şiir)…
 
 
 
 
 
ÖRNEK 12
 
Bir Kral Oudipus için değil, İlahi Komedi, Hamlet, Faust gibi anıt eserler için de sorulabilir bu soru: Nereden geliyor bunların eskimezliği?
 
Bu parçada eseri anılmayan yazar aşağıdakilerden hangisidir?
 
A) Shakespeare                             B) Aristophanes    
C) Sophokles                                 D) Geothe   
E) Dante
(1987 ÖYS)
 
ÇÖZÜM
Kral Oidipus: Sophokles’in İlahi Komedi: Dante’nin Faust:Geothe’nin
Hamlet: Shekespeare’in yapıtıdır. Yapıtından söz edilmeyen Aristophanes’tir.
Yanıt: B
 
 
 
 
 
 
ÖRNEK 13
Aşağıdakilerden hangisi “Rönesans dönemi” sanatçıları
Arasında yer almaz?
 
A) Shakespeare                            B) Petrarca   C) Cervantes
D) Montaigne     E) Rabelais
 
 
 
ÇÖZÜM
Petrarca hümanizmin ünlü şairidir. 14. yüzyılda İtalya’da yaşamış ve lirik şiirleriyle günümüze dek gelmiştir. A, C, D, E’de sayılan adlar ise Rönesans döneminin sanatçıla- rıdır.
Yanıt: B
 
 
 
 
l�1r33��� �҂ r:none windowtext 1.0pt;mso-border-alt:none windowtext 0cm; padding:0cm;mso-fareast-language:TR'>Hatıralar annesi, sevgililer sultanı,
 
Ey beni şad eden yâr, ey tapındığım kadın.
Ocak başında seviştiğimiz o zamanı,
O canım akşamları elbette hatırlarsın.
Hatıralar annesi, sevgililer sultanı.
O akşamlar, kömür aleviyle aydınlanan!
Ya pembe buğulu akşamlar, balkonda geçen
Başım göğsünde, ne severdin beni o zaman!
Ne söyledikse çoğu ölmeyecek şeylerden!
O akşamlar, kömür aleviyle aydınlanan!
Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları!
Kâinat ne derindir, kalp ne kudretle çarpar!
Üstüne eğilirken ey aşkımın pınarı,
Sanırdım ciğerimde kanının kokusu var.
Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları!
Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece.
Seçerdim o karanlıkta gözbebeklerini
Mest olur, mahvolurdum nefesini içtikçe.
Bulmuştu ayakların ellerimde yerini.
Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece.
Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak;
Yeniden yaşadığım, dizlerinin dibinde
O "mestinaz" güzelliğini boştur aramak,
Sevgili vücudundan, kalbinden başka yerde,
Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak.
O yeminler, kokular, sonu gelmez öpüşler,
Dipsiz bir uçurumdan tekrar doğacak mıdır?
Nasıl yükselirse göğe taptaze güneşler.
Güneşler ki, en derin denizlerde yıkanır.
O yeminler, kokular, sonu gelmez öpüşler!
 
Charles Baudelaire
(Çeviren: Cahit Sıtkı Tarancı)
 
 
20. yüzyılın başında Fransa'da ortaya çıkan bir resim akımıdır. Sonradan yazın alanında, özellikle şairler, ressam Picasso'nun da etkisiyle bir anlayış geliştirmişlerdir.
 
Buna göre kübist şair, dış dünyayı izleyip olup bitenleri iyi saptamak zorundadır. Onlara göre dünyadaki küçük olayları ve anlamları yakalamak gerekir. "Söylenmemiş olanı", "görülmemiş olanı" gün ışığına çıkarmak, aklın değil düş gücünün yapacağı iştir.
 
Kübizm, biçimsel anlatım olarak düzenlilikten uzaklaşıp her türlü yeniliğe açık olmuş, noktalama imlerini kaldırmıştır.
 
Apollinaire (1880-1918), Max Jacob (1876-1944) bu akıma örnek olarak gösterilebilir.
 
ŞAPKA SATICISI
Bir elma ağacının üstünde uçtu güvercinler
Avcılar koştu, güvercinler uçtu
Hırsızlara gün doğdu, derman için bir tek elma yok
Yalnız bir sarhoşun şapkası kaldı
En alçak dala asılı
İyi sanat doğrusu şu şapka satıcılığı
İlla ki sarhoş şapkası satıcılığı
Hendeklerde mi dersin
Çayırlar üzerinde mi, ağaçlar üzerinde mi
Bul bulabildiğin kadar şapka
Yenileri ise daima Kermarec'te bulunur
Kermarec, Lannion'da şapka satıcısı
Rüzgârdır onun için çalışan
Bense küçük bir terzi
Ben de şapka satıcısı olacağım
Elma şarabı çalışacak benim için
Ve Kermarec kadar zengin olduğum zaman
Elma şarabı için elmalar veren bir elma bahçesi alacağım
Ve ehli güvercinler
Bordeaux'daysam şarap içeceğim
Ve güneşin altında yürüyeceğim
 
Max Jacob
(Çeviren: Sezai Karakoç)
 
 
I. Dünya Savaşı başlamadan ortaya çıkan gelecekçilik akımı "geçmişten kopuşu, yenilik ve değişikliğe yönelişi anlatan" anlamına gelir.
 
Yazın alanında olduğu kadar resim ve yontu (heykel) sanatında da gelenekselleşmiş kalıplara karşı ortaya atılmıştır.
 
İtalyan yazar Marinetti (1876-1944) ve onun düşüncelerini paylaşan bazı yazarlar, var olan biçimleri ve işlenen temaları terk edip çağdaş anlayışta bir tekniğin sağlayacağı bolluğu

Yorum Yap

Önceki yazıyı okuyun:
EDEBİYAT AKIMLARI, EDEBİ AKIMLAR, BATI AKIMLARI, SANAT AKIMLARI DERS NOTU

Genel Özellikler Yazın akımlarını incelerken, her bir akımın yaşandığı zaman diliminin değişik olaylar ve bu […]

Kapat