Halk Edebiyatı Konu Anlatımı

Ana Sayfa » EDEBİYAT TARİHİ » Halk Edebiyatı Konu Anlatımı
Sitemize 16 Ağustos 2014 tarihinde eklenmiş ve 1.373 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.
HALK EDEBİYATI
 
Halk edebiyatı, İslamiyet'in kabulüyle birlikte, kırsal alanda yaşayan, okuma yazma bilmeyen geniş halk topluluklarının, İslamiyet öncesi Türk edebiyatının geleneksel yapılarını geliştirerek ve yaşayarak oluşturdukları sözlü edebiyattır.
 
 
Genel Özellikleri
o    Şiir ağırlıklı edebiyattır.
o    Konular, halkın yaşamından alınmış; sevgi, aşk, ayrılık,doğa güzellikleri, ölüm acısı, halkın sıkıntıları ve sevinçleri işlenmiştir.
o    Dil, halkın günlük yaşamda kullandığı yalın ve doğal konuşma dilidir.
o    Şiirler, dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle oluşturulmuş, genellikle yarım ve cinaslı uyak kullanılmıştır.
o    Mani, koşma, türkü, semai gibi nazım şekilleri kullanılmış ve şiirler saz eşliğinde, ezgili söylenmiştir.
o    Şairler, şiirlerini -çoğunlukla- doğaçlamayla söylemiş, önemli gördükleri dizeleri, dörtlükleri, sözleri "cönk" adı verilen defterlerde toplamışlardır.
o    Düzyazı özelliği gösteren "halk hikâyeleri ve masallar",ortaoyunu, meddah ve Karagöz" gibi seyirlik oyunlar yine yazılı olmayıp doğaçlamayla söylenmiş ve dilden dile, kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.
 
 
ÖRNEK 1
 
Aşağıdakilerden hangisi, Halk edebiyatının ortak özelliklerinden biri değildir?
 
A)  Şiir ağırlıklı bir edebiyattır; şiirle müzik iç içedir.
B)  Koşma,  semai gibi âşık ürünleri yanında atasözleri, bilmeceler, maniler, türküler de bu edebiyatın ürünleridir.
C) Nazım birimi genellikle dörtlüktür, hece ölçüsü kullanılmıştır.
D) Genellikle yarım uyakla yetinilmiş, cinaslı uyak da çok kullanılmıştır.
E)  Günlük yaşamdan ve halkın sorunlarından uzak soyut bir edebiyattır.
 
 
ÇÖZÜM
 
Halk edebiyatı, halk arasında doğup gelişen, günlük yaşamın sıkıntılarına, mutluluklarına da yer veren bir edebi- yattır. Bu nedenle, E'de söylenenler yanlıştır.
 
Yanıt: E
 
Halk edebiyatı,  oluşumu  ve konuları  bakımından  üç bölümde incelenir.
 
1. Ortak (Anonim) Halk Edebiyatı
Ortak Halk edebiyatı, İslamiyet öncesi geleneksel Türk şiirinin  ve  destanların  devamı  sayılabilecek,  söylencelere dayalı sözlü edebiyattır. Halk hikâyeleri, masallar, mani- ler, ninniler, türküler, halk fıkraları (İncili Çavuş, Nasrettin Hoca fıkraları), ağıtlar, tekerlemeler, atasözleri bu edebiyatın sözlü ürünleridir.
 
Halk  Hikâyeleri:  Hikâyeler,  âşıklar  tarafından  topluluk önünde anlatılır. Nazım ve nesir karışıktır. Nesir kısımları, taklit ve jestlerle; nazım kısımları saz eşliğinde söylenir. Olağanüstü olay ve durumların da bulunduğu halk hikâyeleri, çoğunlukla aşk ve kahramanlık konularını işler (Köroğlu, Kerem ile Aslı, Âşık Garip, Keloğlan, Dede Korkut…).
 
 
Destanlar döneminden halk hikâyeciliğine geçişin ilk ürünü olan Dede Korkut Hikâyeleri, bir önsöz ve on iki hikâyeden oluşur. Bu hikâyelerde, XIII. yüzyılda Kuzeydoğu Anadolu ve Azerbaycan bölgesinde yaşayan Müslüman Oğuzların yaşayışları ve komşu uluslarla ilişkileri anlatılır. Nazım  ve  nesir  biçiminde  oluşturulmuş  bu  hikâyelerde "aliterasyon"lara sıkça rastlanır. Bu hikâyelerin, XV. yüz- yılda yazıya geçirildiği sanılmaktadır
 
Mani: Klasik maniler, tek dörtlükten oluşur. 5, 6, 7 dizeden oluşan maniler de vardır. Uyak düzeni "aaxa" biçimindedir.
7'li hece ölçüsüyle söylenir. İlk iki dize, ses uyumu yaratmak amacıyla oluşturulur. Asıl söylenmek istenen, son iki dizededir. Çoğunlukla "cinaslı uyak" kullanılmıştır. Manile- rin, "cinaslı mani", "kesik (ayaklı) mani" gibi türleri vardır.
 
 
Türkü: Değişen dize kümeleriyle (2, 3, 4 dize), değişmeden yinelenen dizelerin (1, 2, 3, 4 dize olabilir.) birleştirilmesiyle oluşturulmuş nazım türüdür. Değişen dize küme- lerine bent, değişmeden yinelenen dizelere de bağlama (kavuştak) adı verilir.
 
Türküler, çoğunlukla 11'li hece ölçüsüyle bestelenerek saz eşliğinde söylenir. Bestelenişine göre, "bozlak, kayabaşı, türkmani" gibi adlar alır. Türkülerde; aşk, ayrılık, özlem, ölüm, yiğitlik gibi konular işlenir.
 
Varsağı: 8'li hece ölçüsüyle; yiğitçe, tok bir sesle söy- lenir. "Hey, bre!" gibi ünlemlerle başlayan dizeler bulunur.
 
Yürü bre Bulgar dağı
 
Düzenleyicisi bilinmez; halkın sözlü geleneğinden oluşur. Çağdan çağa, yerden yere içeriğinde olsun, biçiminde ol- sun değişikliklere uğrayabilir. Her zaman bir ezgiyle söylenir.
 
Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
 
A) Türkü                   
B) Şarkı                                                          
C) Gazel
D) Mesnevi                                                      
E) Koşma
 
(1995 ÖYS)
 
ÇÖZÜM
Parçada sıralanan özellikler "türkü" ile ilgilidir.
Yanıt: A
 
2. Âşık Edebiyatı (Dindışı Halk Edebiyatı)
 
Âşık Edebiyatı, âşıkların (halk ozanı) dindışı konuları işledikleri şiir edebiyatıdır. Söyleyeni belli olan bu şiirler, konularına ve şekillerine göre değişik adlar alır.
 
a. Koşma: Âşık edebiyatının en çok kullanılan nazım şeklidir. 11'li hece ölçüsüyle (6+5 ya da 4+4+3 duraklı) söylenir. Koşmalarda, 1. dörtlük "aaab" ya da "abab, abcb" bi- çiminde, sonraki dörtlükler "dddb, eeeb…" biçiminde uyaklıdır. Son dörtlükte şairin adı geçer.
 
Muhabbet küpünün olsam şarabı Yâr beni doldurup içer mi bilmem Mamur olmak için gönül harabı Bir mimar eline geçer mi bilmem
…….
 
Kimi mevtasına kefen biçmiyor
Kimi helal rızkın yiyip içmiyor
Bu Seyrani yavrusundan geçmiyor
Tanrı Seyrani'den geçer mi bilmem
 
(Koşma; ilk ve son dörtlükler)
 
Not: Mani dışında bütün halk şiiri türleri koşma biçiminde uyaklanır.  Koşmalar konularına  göre; güzelleme (sevgi, aşk, doğa konuları), koçaklama (yiğitlik, kahramanlık ko- nuları),ağıt (ölüm acısı) ve taşlama (kişilerin, toplumun aksak yanlarını alaylı dille eleştirir) gibi türlere ayrılır.
 
 
b. Semai: 8'li hece ölçüsüyle, ince ve dokunaklı bir havayla ve diğer halk şiiri türlerinden farklı bir ezgiyle söylenir.
 
Güzel ne güzel olmuşsun
Görülmeyi görülmeyi
Siyah zülfün halkalanmış
 Örülmeyi örülmeyi
………
 
Hemen dağlar sende m'olur
Yaylalı sümbüllü yurtlar
Büyük evler sende m'olur
……..
 
Karac'oğlan düz ovalar
Şahinin keklik kovalar
İnil inil taş yuvarlar
Büyük seller sende m'olur
(Varsağı; ilk ve son dörtlük)
 
d. Destan: Savaş, açlık, kıtlık, sürgün gibi konuların işlendiği nazım türüdür. Biçim özellikleri koşmayla aynıdır. Dörtlük sayısı sınırsızdır.
Uyarı: Halk şiirinde bir nazım türü olan "destan"ı, "epope (doğal destan)" ile karıştırmamalıyız.
 
 
ÖRNEK 3
 
"Âşık, Türk Halk edebiyatında XV. yüzyılın başlarından bu yana beliren  bir sanatçı  tipidir.  Bir yönüyle  eski destan (epope) geleneğini sürdüren, ama başka bir yönüyle, adının belirttiği gibi ‘sevda şiirleri' söyleyen bir sanatçıdır."
 
Günümüzde, yukarıdaki parçada belirtilen sanatçı tipinin  bütün  özelliklerini  taşıyan  kişilere  rastlanmamaktadır. Bunun nedeni aşağıdakilerden hangisi ola- bilir?
 
A)  Âşıklığın güç bir uğraş olması
B)  Toplumsal yaşamın büyük ölçüde değişmesi
C) Aydın sanatçıların, âşıkların görevini yüklenmiş olması
D) Âşıkların işlediği konuların halkı ilgilendirmemesi
E)  Günümüz insanının şiire önem vermemesi
(1981 ÖYS)
 
ÇÖZÜM
 
Halk ozanları gezgin kişilerdi. Sazlarıyla köyden köye, ilden ile dolaşır, şiirlerini söylerler; bu arada gezip gördüklerini, duyduklarını… ulaştıkları yerdeki insanlara da aktarırlardı. Böylece âşıklar bir iletişim, bir haber kaynağı durumundaydı. Günümüzdeki modern iletişim olanakları karşısında âşığın böyle bir rolü kalmış mıdır?
 
Yanıt: B
 
Önemli Temsilcileri: XV. ve XVI. yüzyıl
 
Köroğlu: Yiğitçe ve coşkun bir seslenişle söylediği "koçaklama"larıyla tanınır. Bolu Beyi'ne karşı mücadele eden halk kahramanı ile halk ozanı Köroğlu'nun aynı kişi olup olmadığı bilinmemektedir.
XVII. Yüzyıl
 
Karacaoğlan:  Toroslar'da,  Türkmen  aşiretleri  arasında yaşamış, Anadolu'nun pek çok yerini dolaşmış ve koşmalarını, semailerini doğaçlamayla, saz eşliğinde söylemiştir. Dili yalındır, şiirlerinde halk söyleyişinin tüm incelikleri ve canlılığı görülür. Aşk'ın şairi olarak anılır.
 
 
 
XVII. ve XVIII. Yüzyıl
 
Âşık Ömer: Dindışı halk şiirinin önemli temsilcisi olup birçok savaşa katılmış, belli bir eğitimden geçtiğini gösteren, Divan edebiyatı etkilerinin görüldüğü şiirler de yazmıştır. Bu şiirlerde aruz ölçüsünü, söz sanatlarını ve mazmunları ustaca kullanmıştır.
 
Gevheri: Kırımlı olduğu sanılan şair, Bektaşi dergâhında büyümüş ve eğitim almıştır. Âşık tarzı şiirlerinde başarılı olmakla birlikte aruz ölçüsünü ve mazmunları ustaca kul- landığı Divan şiirleriyle de tanınır.
 
 
XIX. Yüzyıl
 
Dadaloğlu: Toroslar'daki göçebe Türkmenlerin Avşar boyundandır. Osmanlı Devleti'nin, göçebeleri yerleşik yaşama geçirerek onları kontrol altına almak istemesiyle ayaklanan aşiretlerin sözcülüğünü yapmıştır. "Ferman padişahın,  dağlar  bizimdir"  dizesinde  ifadesini  bulan  meydan okuyuşunu, koçaklama ve varsağılarında  hep dile getirmiştir.
 
 
Not: Seyrani, Dertli, Bayburtlu Zihni, Erzurumlu Emrah gibi şairler de bu yüzyılın önemli temsilcileri olup Divan şii- rinden etkilenmişler, dolayısıyla aruz ölçüsünü de kullan- mışlardır.
 
 
 
 
XX. Yüzyıl
 
Âşık Veysel: Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde doğup  büyüyen  şair,  geçirdiği  çiçek  hastalığı  nedeniyle yedi yaşında görme yetisini kaybetmiştir. Doğa ve insan sevgisini, en doğal, en içten duygularla ve betimleyici öğelerle  şiirleştirmiştir.  Şiirleri  Deyişler,  Sazımdan  Sesler, Dostlar Beni Hatırlasın adlı kitaplarda toplanmıştır.
 
 
Not: XX. yüzyılda,  ayrıca  Reyhani, Murat Çobanoğlu,
Şeref Taşlıova gibi halk ozanları da yetişmiştir.
 
 
3. Tekke Edebiyatı (Tasavvufi Halk Edebiyatı)
 
İslamiyetin kabulüyle birlikte tekkelerde, dergâhlarda "dinin, dünyanın, insanın" yorumuyla ortaya çıkan tasavvufi anlayışın işlendiği şiirlerin oluşturduğu edebiyattır. Söyleyeni belli olan bu şiirler, konularına ve şekillerine göre değişik adlar alır.
 
a. İlahi: Dörtlüklerle ve 7-8-11'li hece ölçüsüyle söylenir.
İlahilerde din ve tasavvuf felsefesi işlenir. Dörtlük sayısı
3-7'dir. İlahiler, herhangi bir tarikatın izini taşımaz.
 
b. Nefes: Bektaşi ozanlarının törenlerde, belli bir makamla söyledikleri manzumelerdir. İlahi ile aynı biçim özelliklerini taşır.
 
c. Deme: Alevi ozanların, Alevilikle ilgili temaları işledikleri şiirlerdir. Belli bir makamla, saz eşliğinde söylenir.
 
d. Hikmet: Felsefi, düşünsel, öğretici yanı ağır basan tasavvuf şiirleridir. Bu türün ilk örnekleri, Ahmet Yesevi'nin "Divan-ı Hikmet"inde toplanmıştır.
 
e. Şathiye: Tasavvuf konularını, iğneli ve mizahi bir dille anlatan koşuk tipi şiirlerdir.
 
Önemli Temsilcileri:
 
Ahmet Yesevi, Hacı Bayram Veli, Eşrefoğlu Rumi, Hasan Dede, Kaygusuz Abdal, Pir Sultan Abdal, Yunus Emre ve Mevlana'dır.
 
Yunus Emre: Dil ve anlatımıyla Tasavvuf edebiyatının en büyük şairidir. XIII. yüzyılda yaşamış, adı, felsefesi ve yaşamı, halkın yarattığı söylencelere konu olmuştur. Türk- çeyi en yalın ve doğal biçimiyle ustalıkla kullanan Yunus Emre, şiirlerini  hece ölçüsüyle  ve dörtlüklerle  yazmıştır. Aruz ölçüsüyle ve Divan edebiyatı nazım biçimleriyle yazılmış manzumeleri de vardır. Bir Divan'ı ve Risaletü'n- Nushiyye adlı, dinsel öğütler içeren bir mesnevisi vardır.
"Tanrı ve insan sevgisini içten işlemesi, tüm insanları eşit görmesi, çağına tanıklık edecek ürünler vermesi, Türkçeyi ustalıkla kullanması" onun en önemli özellikleridir.
 
Kaygusuz Abdal: XV. yüzyıl tasavvuf şairidir. Bazı şiirle- rinde "Sarayî" mahlasını kullanan Kaygusuz Abdal, Yunus Emre'nin izinde yürüyen Alevi-Bektaşi  şiirinin kurucusu- dur. Yunus  gibi,  din ve tasavvuf  kültürüyle  yüklü  şiirler yazmıştır. Kimi şiirlerinde aruz ölçüsünü de kullanmıştır. Şiirlerinde ham sofularla, insanlık kusurlarıyla alay etmiş; tasavvuf inançlarını Bektaşilik töre ve ilkelerini çokluk nükteli bir dille anlatmıştır. "Budala-nâme" adlı düzyazı yapıtı da vardır.
Pir Sultan Abdal: XVI. yüzyıl tasavvuf şairidir. Duru bir halk diliyle yazan şair, Şii-Batıni inanışı coşkun bir lirizmle anlattı. Nefesleri tüm Anadolu, Azerbaycan ve Rumeli'deki Alevi-Bektaşiler tarafından yüzyıllarca okundu. Adı etrafında birçok menkıbe anlatıldı. Sivas'ta Hızır Paşa tarafından astırılarak öldürülmesi de sayısız şiir ve menkıbeye konu oldu. Pir Sultan tasavvuf dışı konularda da şiir söylemiştir.
 
ÖRNEK 4
Onu halk şairi saymak bir bakıma yanlıştır. Ama o, halka halkın diliyle seslenerek halkın şairi olabilmiştir. Zaten başarısının sırlarından biri de budur. Hece ile söylediği şiirlerinden başka, bir divan oluşturacak kadar, aruzla yazılmış şiirleri  de  vardır.  Yaşamı  üzerine  kesin  bilgiler  yoktur. Risaletü'n-Nushiyye  adlı mesnevisinin  yazılış  tarihinden yola çıkılarak XIII. yüzyılda yaşadığı konusunda birleşilmiştir.
 
Bu parçada sözü edilen şair aşağıdakilerden hangisidir?
 
A) Pir Sultan Abdal    B) Hacı Bayram Veli
C) Yunus Emre                                D) Mevlâna Celâleddin Rûmi
E) Kaygusuz Abdal
 
(1996 ÖYS)
 
ÇÖZÜM
Parçada sözü edilen ozan, Yunus Emre'dir.
Yanıt: C
 
Mevlana Celaledin-i Rûmi: Farsça-Türkçe karışık birkaç şiiri dışında, bütün yapıtlarını Farsça yazan Mevlana XIII. yüzyılda yaşamış, Doğu-İslam kültürünün en büyük düşünür ve şairlerinden sayılmıştır. Irk-din ayrımı gözetmeden bütün insanlığa seslenen; birliği, hoşgörüyü, iyiliği öğütle- yen ve aşkı en yüce değer sayan,  düşüncesiyle  yalnız Türk şiirini değil, Doğu şiirini de besleyen bir mesnevi ustasıdır. İnsan ve Tanrı sevgisi üzerine kurduğuMevlevilik anlayışı, oğlu Sultan Veled tarafından tekkeye dönüştürülmüştür. Divan şiirini de etkileyen Mevlana'nın Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fih-i Mâ Fih, Mecalis-i Seba, Mektubat gibi eserleri vardır.
 
 
ÖRNEK 5
Halk şiirimizin güçlü, soluklu bir şairidir. Kendini yedi yaşından itibaren saza, söze, şiire, türküye vererek dış dün- yasının karanlığını, gönül dünyası ile aydınlatmıştır. Gönül gözüyle  yazdığı  şiirlerinde  birlik, beraberlik,  yut sevgisi, güzellik, gurbet, ayrılık duygularını dile getirmiştir.
 
Bu parçada tanıtılan şair aşağıdakilerden hangisidir?
 
A) Yunus Emre                    B) Pir Sultan Abdal
C) Karacaoğlan                   D) Âşık Veysel
E) Dadaloğlu
 
(1991 ÖYS)
 
ÇÖZÜM
 
Bu parçada "dış dünyasının karanlığını, gönül dünyası ile aydınlatmış…" bir ozan söz konusu edilmiş. Bu ozan Âşık Veysel'dir.
Yanıt: D
 
 
Halk Edebiyatı Konu Testi
 

KONU TESTİ
 
1.   Aşağıdakilerden hangisi, Halk edebiyatının genel özelliklerinden biri değildir?
 
A)  Halk hikâyelerinin eski destanlardan, şiirlerin ise koşuk ve sagulardan izler taşıması bu edebiyatın sözlü edebiyatın bir uzantısı olduğunu gösterir.
B)  Şairler saz eşliğinde, genellikle bir hazırlık olmak- sızın içe doğduğu gibi söylenir.
C) Halk edebiyatında kişisel konuların yanında, toplumun ortak acıları ve sevinçleri de işlenir.
D) Dil halkın konuştuğu Türkçedir.  Konuşma diline bağlı olarak yöresellik de gösterir.
E)  Bu şiirler mani, koşma, tuyug, rubai gibi biçimlerle söylenir.
 
 
2.   Aşağıdaki dizilerin hangisinde tümüyle Halk edebiyatı ürünlerinin adları verilmiştir?
 
A)  Masal, atasözü, rubai, taşlama
B)  Türkü, koşma, şarkı, ilahi
C) Koçaklama, ağıt, mani, mesnevi
D) Varsağı, semai, destan, güzelleme
E)  Atasözü, semai, methiye, varsağı
 
3.       Evlerinin önü çardak
      Elif'in elinde bardak
      Sanki yeşil başlı ördek
       Yüzer Elif Elif diye
 
Bu dörtlük, konusu ve ölçüsü bakımından, aşağıdaki şiir türlerinden hangisinin bir dörtlüğüdür?
 
A)  Semai – güzelleme
B)  Koşma – güzelleme
C) Koşma – taşlama
D) Semai – taşlama
E)  Varsağı – koçaklama
 
4.  Gurbette ömrüm geçecek Bir daracık yerim de yok Oturup derdim dökecek Bir münasip yârim de yok
Karacaoğlan'dan  alınan  bu  dörtlüğün  nazım  biçimi aşağıdakilerden hangisidir?
 
A) Semai                                        B) Varsağı                                  C) Koşma
D) Mani                                                         E) Türkü
 
5.   Aşağıdakilerin hangisinde "Anonim Halk edebiyatı" ürünlerinin adları bir arada verilmiştir?
A)  Masal – bilmece – atasözü – koşma
B)  Güzelleme – koçaklama – taşlama – ağıt
C) Mani – türkü – atasözü – ninni
D) Ağıt – türkü – nefes – ilahi
E)  Semai – varsağı – destan – mani
 
6.   Daha çok Çukurova bölgesindeki Türkmen boylarının halk şairleri tarafından söylenen bu nazım biçiminde 8'li  hece  ölçüsü  kullanılır.  Söyleyişe,  "Behey!,  Hey
Bre!" gibi ünlemlerle bir tokluk kazandırılır.
 
Bu sözlerle tanıtılan,  nazım biçimi aşağıdakiler- den hangisidir?
 
A) Varsağı                        B) Koçaklama                          C) Ağıt
D) Taşlama                                       E) Koşma
 
 
7.   Aşağıdakilerin hangisinde yalnızca Tekke (Tasavvuf)  edebiyatı  ürünlerinin  adları  bir arada verilmiştir?
 
A)  Destan – ilahi – koşma
B)  Varsağı – koşma – nefes
C) İlahi – nefes – şathiye
D) Mani – türkü – koçaklama
E)  Taşlama – ağıt – destan
 
 
 
8.  Uzaklar seçilmiyor Gönüldür geçilmiyor Gönül bir top ibrişim Dolaşmış açılmıyor
Bu şiir, uyak örgüsüne göre aşağıdakilerin hangisine örnektir?
 
A) Mani                                                B) Koşma                                        C) Destan
D) Semai                                                      E) Ninni
 
9.   Yâr sana
Gam çekme deli gönül
Bulunmaz mı yâr sana
Çünkü Ferhat'ım dersin
Şu dağları yarsana.
 
Bu dizeler için aşağıdakilerden hangisini  söylemek yanlıştır?
A)  Kesikli (ayaklı) manidir.
B)  Cinaslı uyak vardır.
C) Ferhat ile Şirin hikâyesi çağrıştırıldığı için, telmih sanatı yapılmıştır.
D) İlk iki dizede bir teselli (avutma) vardır.
E)  Redif kullanılmıştır.
 
 
10. Orda geçti benim güzel günlerim O demleri anıp bugün inlerim Destan-ı ömrümü okur dinlerim İçimde oralı bir bülbül vardır
Bu dörtlük  için,  aşağıdakilerin  hangisi  söylenemez?
 
A)  Geçmişe özlem dile getirilmiştir.
B)  Uyak düzeni aaab biçimindedir.
C) Rediflere yer verilmiştir.
D) İlk iki dize arasında zengin uyak vardır.
E)  Bir varsağıdan alınmıştır.
 
 
11. Aşağıdakilerden   hangisi   Köroğlu   ile  Dadaloğlu'nun ortak yönü değildir?
A)  Koçaklamalarıyla tanınırlar.
B)  Şiirlerinde meydan okuma, başkaldırı havası vardır.
C) Aruzla şiir söylemeye özenmemişlerdir.
D) 19. yüzyılda yaşamışlardır.
E)  Hece ölçüsüyle şiir söylemişlerdir.
 
 
12. Divan edebiyatında şairler, şiirlerini – – – – adlı kitapta toplarlardı. Halk edebiyatında ise ozanların şiirleri – — adı verilen defterde toplanırdı.
Yukarıdaki cümleyi anlamca tamamlayan sözcük çifti, aşağıdakilerin hangisinde yer almaktadır?
 
A)  cönk – güldeste
B)  münşeat – divan
C) divan – cönk
D) divan – inşa
E)  divan – tezkire
 
13. Aşağıdakilerden hangisi, Halk edebiyatı ile Divan edebiyatının ortak yönüdür?
 
A)  Tüm şairlerinin belli nazım biçimlerini kullanarak ürün vermeleri
B)  Halktan kopuk, soyut bir dünyayı anlatmaları
C) Yabancı sözcüklere ve tamlamalara  yer verme- meleri
D) Şiirlerinde aynı nazım birimini kullanmaları
E)  İran ve Arap edebiyatlarının etkisinde kalmaları
 
14. Aşağıdakilerin hangisinde konuları ortak olan Divan edebiyatı ve Halk edebiyatı ürünlerine ikişer örnek verilmiştir?
 
A)  Koçaklama – mersiye, ağıt – taşlama
B)  Mersiye – ağıt; taşlama – hicviye
C) Güzelleme – gazel, methiye – kaside
D) Taşlama – mesnevi, hicviye – destan
E)  Na't – Şathiye, mesnevi – destan
 
 
15. Seyrani'nin gözü gamla yaş imiş Benim derdim her dertlere baş imiş Ben bağrımı toprak sandım, taş imiş Meğer taşa tohum ekilmez imiş
 
Bu  dörtlük  için,  aşağıdakilerin  hangisini  söylemek yanlış olur?
A)  Bir koşmanın son dörtlüğüdür.
B)  Tam uyak kullanılmıştır.
C) Yaşama sevinci değil, mutsuzluk hâkimdir.
D) "imiş" redif olarak tekrarlanmıştır.
E)  4+4+3 duraklı dizelerden oluşmuştur.
 
16. Nasıl vasfedeyim güzelim seni Rumeli Bosna'yı değer gözlerin Dünyaya gelmemiş eşin akranın İzmir'i Konya'yı değer gözlerin
(Ruhsati)
 
Bu dörtlük biçim ve içerik özellikleri bakımından incelendiğinde,  dörtlüğün  alındığı  şiirin  tamamı için aşağıdakilerin hangisi söylenebilir?
 
A)  Koşma biçiminde yazılmış güzelleme
B)  Semai biçiminde yazılmış güzelleme
C) Koşma biçiminde yazılmış ağıt
D) Koşma biçiminde yazılmış koçaklama
E)  Koşma biçiminde yazılmış taşlama
 
 
17.    Venedik'ten gelir teli
    Eriktendir bunun kolu
    Hey Allah'ın şaşkın kulu
    Şeytan bunun neresinde
 
Dertli gibi sarıksızdır
Ayağı da çarıksızdır
Boynuzu yok kuyruksuzdur
Şeytan bunun neresinde
 
Dertli, bu dörtlüklerin alındığı şiirinde "Saz, şeytan işidir." diyenlere alaylı bir yanıt vererek – – – – türünün en güzel şiirlerinden birini söylemiştir.
 
Bu açıklamadaki boş yere aşağıdakilerden hangisi getirilirse, açıklama doğru tamamlanmış olur?
 
A) ağıt                                          B) mersiye                                          C) taşlama
D) koçaklama                      E) güzelleme
 
 
18. Aşağıdaki dizelerin hangisinde bir Halk edebiyatı ürününün adı yoktur?
A)  Kaside, mesnevi, atasözü, destan
B)  Rubai, gazel, tuyug, şarkı
C) Mesnevi, tuyug, mani, ağıt
D) Mersiye, münacat, koşma, gazel
E)  Ağıt, mersiye, sagu, türkü
 
 
19. Halkın içinden çıkmış, halkı yansıtan geleneksel seyirlik oyunlarımızdandır. Yazılı bir metne dayanmaz. Bir ezberi sahnede aktarma biçiminde oynanmaz, suflör yoktur.  Güldürü yanı ağır basar.  Oyuncular, çerçevesi belli bir konu çevresinde gelişen oyunun içini doğaçlama yöntemiyle doldururlar.
 
Bu seyirlik oyun, aşağıdakilerden hangisidir?
 
A) Ortaoyunu                                                                                                                B) Karagöz
C) Meddahlık                                                                                                               D) Kukla
E) Hokkabazlık
 
 
20. Güney Anadolu'da yaşayan Türkmenlerin söyledikleri türkülerden gelişmiştir. Dörtlük sayısı genellikle en az üç, en çok beştir. 8'li hece ölçüsüyle söylenir. İçeriğinde "yiğitçe bir söyleyiş edası" vardır. Yer yer ünlemler kullanılır.
Bu  parçada  tanıtılan  nazım  biçimi  aşağıdakilerden hangisidir?
 
A) Koşma                B) Koçaklama                                                  C) Varsağı
D) Semai                           E) Destan
 
21. XVI. yüzyılın ikinci yarısıyla XVII. yüzyılın başlarında yaşadığı sanılan bu Halk ozanımız, âşık geleneğinin en tipik, en tanınmış ozanıdır. Anadolu'yu, Osmanlı illerini Rumeli'yi dolaştığı, uzun yaşadığı sanılmaktadır. Aslında aynı mahlası kullanan başka Halk ozanları da vardır. Şiirlerinde tekke ve Divan şiirinin etkisi yoktur. Özellikle güzellemelerinde klasik halk şiirinin betimleme öğelerinden başka öğeler de kullanmıştır. Birçok şiiri bestelidir.
 
Yukarıda  tanıtılan  halk  ozanı,  aşağıdakilerden hangisidir?
 
A) Pir Sultan Abdal                                    B) Karacaoğlan
C) Erzurumlu Emrah                            D) Bayburtlu Zihni
E) Köroğlu
 
22. Kaynaklara ve adı çevresinde anlatılan pek çok öyküye göre o, Celali İsyanları'na da katılmış bir saz şairidir. Halkın gönlünde bir eşkıyadan çok, bir kahraman olarak yer almıştır. Şiirleri onunla ilgili hikâyelerin içinde geçer. Bunların çoğu "koçaklama" türündedir.
Bu saz şairi, aşağıdakilerden hangisi olabilir?
 
A) Seyrani                               B) Köroğlu                           C) Gevheri
D) Âşık Ömer                     E) Bayburtlu Zihni
 
 
23. Kimi halk ozanları Divan şairlerinin etkisinde kalarak aruzu da kullanmışlardır. Buna karşılık halk şiirinden etkilenen Divan şairi yok denecek kadar azdır. Örne- ğin – – – – , – – – – gibi halk ozanlarının Divan şiirine özenerek şiir yazmalarına karşılık Divan şairlerinden  yalnızca – – – – hece ölçüsüyle bir türkü yazmış ve bunu  Divan'ına da almıştır.
 
Bu parçadaki boşluklar aşağıdaki adlardan hangileriyle doldurulabilir?
 
A)  Köroğlu, Dertli, Şeyh Galip
B)  Gevheri, Dertli,  Fuzuli
C) Bayburtlu Zihni, Dertli, Nedim
D) Âşık Ömer, Gevheri, Baki
E)  Gevheri, Kaygusuz Abdal, Necati
 
1.E       2.D      3.A      4.A      5.C      6.A 7.C           8.A      9.E       10.E     11.D    12.C 13.A       14.B    15.E     16.A  17.C    18.B    19.A    20.C    21.B    22.B    23.C
 
 
 
Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

Önceki yazıyı okuyun:
Geçiş Dönemi ve Geçiş Dönemi Ürünleri Konu Anlatımı

İSLAMİYET ETKİSİNDEKİ TÜRK EDEBİYATINA GEÇİŞ DÖNEMİ ve ÜRÜNLERİ   Türkler İslam ordularıyla ilk kez VII. yüzyılın sonlarında Horasan'da ve VIII....

Kapat