İSTANBUL’DA EDEBİYATÇILARIN UĞRAK YERİ OLAN LOKANTA VE MEYHANELER

Ana Sayfa » MATERYALLER » Edebiyat - Edebiyatçılar » İSTANBUL’DA EDEBİYATÇILARIN UĞRAK YERİ OLAN LOKANTA VE MEYHANELER
Sitemize 28 Ocak 2015 tarihinde eklenmiş ve 768 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

İSTANBUL’DA EDEBİYATÇILARIN UĞRAK YERİ OLAN LOKANTA VE MEYHANELER

İstanbul, kültürel ve tarihi dokusuyla tarih boyunca edebiyatçılara esin kaynağı olmuş ve Türkiye’de edebiyat dünyasının başkenti olma özelliğini her zaman korumuştur. Buna koşut olarak, İstanbul’un bazı kahveleri, pastahaneleri ve meyhaneleri, Cumhuriyet döneminden itibaren, kimi zaman farklı kimi zaman benzer edebiyat anlayışına sahip edebiyatçıların uğrak yerleri olmuştur. Söz konusu mekânların önemi, bir tartışma platformu görevi üstlenerek edebiyatçıları kamusal yaşamda bir araya getirmeleri ve genç edebiyat heveslilerine, dönemin önemli edebiyatçılarıyla tanışma imkânı vermelerinden kaynaklanmaktadır.

Edebiyatçıların yazarlık kariyerlerinde ve anılarında bu mekânların büyük önemi olduğu görülür. Özellikle gençlik yıllarında,edebiyat dünyasına adım atarken beğendikleri yazarların gidip geldiği mekânlarda bulunmak ve onlarla iletişime geçme Şansını yakalamak, bu genç yazarların edebiyata daha güçlü bağlarla bağlanmalarını sağlamıştır.

Etkileşim içinde yeni meraklar edinen bu genç yazarlar, yazdıkları yazıları, öyküleri ve Şiirleri kahvelerde ya da pastanelerde birbirlerine okumuş, kimi zaman büyük tartışmalar yaşamış, kimi zaman da kendilerinden önceki kuşağa yönelik isyanlarını yeni edebiyat dergileri yayımlama kararı vererek göstermişlerdir. Her Şekilde bu mekânlar bazı edebiyatçılar için “okul” işlevi görmüş, farklı işlerde çalışır ya da farklı fakültelerde okurlarken, edebiyat eğitimlerini hayatın merkezinde yer alan bu mekânlarda almışlardır. Anılardan yola çıkarak, kahvelerde, pastane ve meyhanelerde yazarların neler konuştuklarını hatta masada kimin kimin yanına oturduğunu, kimin kiminle daha iyi anlaştığını, ünlü bir edebiyatçının basit zaaflarını öğrenmek bile, o dönemin ruhunu ve edebiyatın yaşam damarlarını idrak etmemize yardımcı olacaktır.

Cumhuriyet döneminde sayıca artış göstermeye başlayan meyhaneler, her dönemde edebiyatçıların uğrak yerleri olmuştur. Özellikle, yayımlanan kitap sayısının arttığı, edebiyat dergilerinde bir çeşitliliğin gözlemlendiği, farklı düşünce yapılarına ve mesleklere sahip edebiyatçıların görüldüğü 1950‟li yıllardan itibaren bazı genç edebiyatçıların “bohem” olarak tanımladığı bir yaşantı biçimini sürdürdüklerini görürüz. Bu bohem yaşantının merkezi büyük ölçüde Beyoğlu meyhaneleri olmuŞtur.1950‟li yıllarda yirmili yaşlarını sürmekte olan edebiyatçılar için, bir araya gelip tartışmayı olanaklı kılan mekânlar genellikle meyhaneler olmuştur. Bir önceki kuşağın hayata, dolayısıyla edebiyata bakışını eleştiren, Batı edebiyatı, gerçekçilik, toplumculuk gibi konularda bambaşka düşünceler ortaya atan genç öykücüler için “içkili sohbet”, yani meyhane ya da ev toplantıları, vazgeçilmez hâle gelir.

Kişilerin parayla olan ilişkilerinin de o döneme has bir özelliği vardır. Ahmet Oktay, çoğu öğrenci, bir kısmı da memur ya da işsiz olan edebiyatçı ve sanatçıların parayla olan ilişkilerini Şöyle anlatır: “

 Para, her zamanki büyük sorundu elbet. Ama İmece vardı. Parası olmayan destekleniyor, yaşamın dışında bırakılmıyordu. Şimdi profesör olan Sadi Öziş‟i anıyorum da burnum sızlıyor. LefteR’in kapısında belirdiğinde nasıl sevinirdik. Sadi demek, parayı düşünmeden sabahlanacak bir gece demekti” (2004, 94, özgün vurgular).

 

Kulis:

kulis-bar

Jorj Sütçüyan Beyoğlu’nda Atlas Pasajı’nda 1948′de açtı Kulis Bar’ı. Her sabah Çiçek Pasajı’ndan taze çiçeklerle süsledi. İçerisi büyük görünsün diye boydan boya aynalarla kapladı. Her daim uğrayan dostlarından biri gelmediğinde hasta mı diye meraklandı, aradı. Kadife kapısı tanıdıklara her daim açıkken, diğerleri “Burası kulüp” denilerek kibarca reddedilirdi. Mekân daha sonra Nişantaşı’na taşındıysa da eski havasını bulamadı ve kapandı.

Atlas Sineması’nın bitişiğinde, Küçük Sahne’nin girişinde aydınlık, temiz, Şirin bir  yerdi. Oktay’ın sözünü ettiği Kulis “in çoğu edebiyatçı olan müşterileri arasında, Özdemir Asaf, Mücap Ofluoğlu, Erol Günaydın, Asaf Çiyiltepe ve Ümit Yaşar vardır. Ahmet Oktay, Kulis dışında gidilen bazı gece kulüpleri ve meyhaneleri ise Şöyle anlatır:

Kulis, geceye hazırlık yeriydi bir anlamda. Orda bir iki kadeh içilir, sonra başka yerlere gidilirdi. Bu yerlerin başında, Galatasaray‟dan Tünel‟e inilirken, soldan ikinci sokaktı yanılmıyorsam, iki taverna gelirdi:

Hıristaki ve La Bohem. [….] Tünel‟e, Asmalımescit‟e gelindiğinde, sağda, Şimdiki Baro Han‟ın, Dostlar Tiyatrosu’nun bulunduğu sokakta Nil  vardı. [….]Geceyi uzatmak isteyenler için, bölgenin son uğrak yeri Efendi. Burası her türden insanın geldiği, biraz“karışık” bir yerdi ama, bohem sanatçı, orayı da yadırgamazdı. [….] Zeki Müren‟e ben ilk kez orda rastladım. Geç saatlerde gidilen ve genellikle sabahlanan bir lokal de, Sıraselviler‟deki Kulüp 12 idi.

 

Çiçek Pasajı:

Degüstasyon:degüstasyon

Degüstasyon:

Beyoğlu deyince ilk akla gelen yerlerden Çiçek Pasajı da sanatçıların uğrak yeridir. Özellikle, Orhan Veli’nin “Canan ki Degüstasyon‟a gelmez / Balık pazarına hiç gelmez” dizelerinde geçen Degüstasyon, adeta edebiyatçı lokantasıdır. Pek çok edebiyatçının yanı sıra Yahya Kemal ve Ahmet Haşim de sık gelmişlerdir buraya.Ahmet Oktay, orayı Şöyle anlatır: “Edip’le bir ara Degüstasyon‟a dadanmıştık. Çiçek Pasajı’na bitişik bir lokantaydı burası. Tertemiz. Yemekleri ve servisi, en lüks lokantalarda bile zor bulunurdu. Degüstasyon, tüm yazarların, Şairlerin uğrak yeriydi. Behçet Necatigil, Sabahattin Kudret Aksal, Melih Cevdet Anday, Fethi Naci, Selahattin Hilav…” (2004, 116). Sait Faik’le özdeşleşmiş ve Orhan Veli ile Sait Faik‟in eğlenceli ve alaylı dostluğuna tanıklık etmiş Lambo‟nun Meyhanesi ile Cumhuriyet Meyhanesi de edebiyatçıların kahvelerden ya da sinemalardan çıkınca geldikleri mekânlardandır. Beyoğlu dışında, edebiyatçılarıyla ünlü bazı meyhaneler de Kadıköy‟dedir. Kadıköy, yalnız edebiyatçı meyhaneleriyle değil, bizzat edebiyatçılarıyla ünlü bir semt olmuştur. 

degüstasyon2

“Eski Kadıköy‟den Perşembeciler’e” başlıklı yazısında edebiyatçılar semti Kadıköy’den ve buradaki yazarların rağbet ettiği içkili lokantalardan söz eder. Kadıköy’ün ilk edebiyatçıları Ali Ferruh, Hüseyin Suat, Cenap Şahabettin, Süleyman Nazif ve Saffeti Ziya’dır. Ahmet Rasim, Faruk Nafiz, Refik Halit, Fahri Celâl; sonraki yıllarda Ahmet Haşim, Ömer Seyfettin, Yakup Kadri, Yahya Kemal, Reşat Nuri, Mahmut Yesari, Halide Nusret, Şukufe Nihal gibi Türk edebiyatının en önemli isimleri de Kadıköy’de yaşamışlardır.

Sohbet ve içki sofrası deyince akla ilk gelen isim Ahmet Rasim, Papazın Bahçesi ve Mardik‟in lokantasını mekân tutar. Papazın Bahçesi, bugün Fenerbahçe Stadı‟nın bulunduğu yerdedir.

 Faruk Nafiz, Ahmet HaŞim, Yakup Kadri ve Ömer Seyfettin, Yoğurtçu Çayırı’nın yukarısındaki kır kahveleri ne giderler. 1950‟li yılların sonlarında Kadıköy vapur iskelesi ile çarşı arasında birçok içkili lokanta, meyhane ve birahane bulunmaktadır. Münih, Fıçı, Deniz

-Kale, Hatay, Hamburg ve rıhtımdaki Mavi Tuna bunlardan bazılarıdır. Buraların, Kadıköy’de oturan pek çok yazar müdavimleri vardır. Bunlar arasında Selahattin Hilâv, Attila Tokatlı, Aydın Emeç, Süreyya Berfe ve İlhamı Bekir Tez gibi isimler vardır.1970‟li yılların başlarından itibaren edebiyatçılar çeşitli topluluklar halinde çeşitli meyhaneleri mekân tutarlar.

 

Lambo’nun Meyhanesi

lambonun-meyhanesi

40 kuşağının “Alaylılar Akademisi” diye nitelediği Lambo’nun Meyhanesi, Orhan Veli’nin Nevizade’deki keşfiydi. Hatta ünlü şair, büyük aşkı Nahit Fıratlı ile burada buluşurdu. Mekân o kadar küçüktü ki İlhan Berk burayı “Bir tramvay büyüklüğündedir” diye andı.

Leyla Erbil, Leyla Umar, Güner Kuban ve Mina Urgan gibi dönemin kadın edebiyatçılarının da sık sık uğradığı meyhane, veresiye defteri ile ünlüydü. Müdavimlerinin paraları çıkışmadığında Mösyö Lambo o deftere ya bir şiir, ya bir söz yazdırırdı. Lambo, komünist olduğu gerekçesiyle meyhanesi kapatılınca ayakkabı dükkânı açtı ve onu çalıştırırken intihar etti. Sevenleri, bir devir böylece kapanırken onu hep tezgâhın arkasında Rus klasiklerini okurken hatırlayacaktı.

 

Hatay Lokantası:

hatay-restoran

Kadıköy‟de oturan Cemal Süreya‟nın müdavimi olduğu ve yakın çevresini de çektiği mekân, ünlü Hatay Lokantası’dır. Kadıköy’deki Hatay Lokantası 1967 yılında kurulmuş ve pek çok edebiyatçının sıkça uğradığı lokantalardan olmuştur. Mekân, 1985yılında Bostancı’ya taşınır ve altın yıllarını Cemal Süreya‟nın hayatta olduğu dönemde yaşar. Cemal Süreya dışında Can Yücel, Mehmet Kemal, Arif Damar, Oktay Akbal, Sabahattin Kudret Aksal, Naim Tirali gibi dönemin ünlü edebiyatçıları da kendilerini el üstünde tutan, sanata ve edebiyata çok değer veren Mehmet Ali Işık’ın lokantasına akşamdan akşama uğrarlar. Müşterileri, edebiyatçılar dışında, çoğu iyi birer okur  olan öğretmenler, doktorlar, avukatlar ve memurlardır. Süreya sayesinde restoranda anı defterleri tutulmaya başlanınca, burası tarihe defteri olan meyhane diye geçti. 1983′ten beri biriktirilen 11 ciltlik defterden seçmeler, şairin ölümünün 13. yılında “Hatay Meyhanesi Defterleri”adıyla kitaplaştırıldı.

Tomris Uyar ile Süreya’nın kadeh tokuşturduğu meyhanenin defterlerinde neler yoktu ki? Feyyaz Kayaca’nın şiirleri, Arif Damar’ın, Ece Ayhan’ın, Fethi Naci’nin notları… Aynı şanslı defterler Cemal Süreya’nın çizdiği ve “Sevgili, Edip!”ithaflı bir Edip Cansever resmini de gördü.

 

Papirüs Bar

Papirüs ilk kez 1972′de Kulis Bar’ın garsonlarından Ertuğrul Bora tarafından Beyoğlu’nda Ses Sineması’nın üstünde açıldı. Burası 1977′de çıkan yangının ardından kapanınca, yeni Papirüs aynı yıl Ayhan Işık Sokak’ta Erman Han’da hizmet vermeye başladı. Burası Yaşar Kemal, Cemal Süreya, Selim İleri gibi yazarların yanı sıra, sinemacıların ve tiyatrocuların da buluşma yeriydi. O kadar sevildi ki dekoru ve havasıyla İngiliz pub’larını andıran Papirüs’ün duvarları, zamanla müdavimlerinin getirdiği afişlerle doldu. Hatta bir dönemin ünlü dizisi Şehnaz Tango’da Muhsin’in (Erdal Özyağcılar) işlettiği mekan olarak TV’de bile boy gösterdi.

 

Lefter’in Meyhanesi:

lefterin meyhanesi

Nazlı Eray “Nevizade’de yarı karanlık Lefter’in Meyhanesi, beş parasız entelektüeller. Dipte çalan bir laterna, yanında garson Tanaş. Bu Tanaş herkesin derdini bilirdi, ona göre konuşurdu” diye andı burayı.

1950′lerde laternasıyla ünlenen meyhanede Kambur Panayot’un kolunu çevirdiği laternadan hep aynı şarkı,“Adalardan Bir Yar Gelir Bizlere” yükselirdi. Ama kimse şikâyetçi değildi. Çünkü burası öğleden sonraki pastane buluşmalarının ardından, edebiyatçıların akşam sofrasıydı.

Beyoğlu’nda bugünkü Nevizade’de Mavi Boncuk’un yerindeki meyhanede bir duble rakı, altı çeşit mezeyle sunulurdu.
Ülkü Tamer, Onat Kutlar, Kemal Özer, Adnan Özyalçıner, Ferit Edgü, Doğan Hızlan, Orhan Kemal, Sait Faik ve Özdemir Asaf, Lefter’in Meyhanesi’nin gediklilerindendi. Ülkü Tamer’in anlatımıyla Lefter 1964′te Ece Ayhan’a göre bando mızıkayla Yunanistan’a gönderilince mekân kapandı.

 

Cumhuriyet Meyhanesi

cumhuriyet-meyhanesi

Geçmişi 1800′lerin sonuna dayansa da, 1923′te o dönemki pek çok işletme gibi Cumhuriyet adını aldığı için, resmi kuruluş tarihi 1923 kabul edildi. 1940′larda işletmeye başlayan Koço Efanduli çizgisini ilk yıllardan itibaren korudu. Halen ilk açıldığı yerde, Beyoğlu Balıkpazarı’nda faaliyet gösteren meyhanede Mustafa Kemal Atatürk’ün de masası vardı.

Bu uzun soluklu mekân elbette devrinin önemli edebiyatçılarını da ağırladı. Sait Faik, Orhan Veli, Cahit Irgat, Cihat Burak gibi isimlerle anılan meyhane Atilla İlhan’ın da uğrak yeriydi. Hatta İlhan yıllar sonra Orhan Veli ile orada karşılaşmasını şu sözlerle andı: “Yağmur yağıyordu, rastladığımız ilk kitapçıdan Orhan Veli’nin (Kanık) yeni çıkmış kitabını almış, neş’e içinde, Balıkpazarı’na dalmıştık: ünlü Cumhuriyet Meyhanesi’ne gidiyoruz, çünkü pazar akşamıdır; öğrencilerin, en keyifli gecesi.”

Jale Özata Dirlikyapan'ın İstanbul’da Edebiyatçıların mekânları adlı makalesinden yararlanılmıştır.

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

Önceki yazıyı okuyun:
Edebiyatçıların Asıl Meslekleri

Edebiyatçıların asıl meslekleri her zaman merak edilmiştir. dersimizedebiyat.net  ünlü şair ve yazarların mesleklerini sizler için derledi.   Sait Faik Abasıyanık...

Kapat