Bir zamanlar; kuşların cıvıltılarıyla şenlenen, insanların piknik yapmak için doluştuğu, çocukların koşuşturup oyunlar oynadığı, rengârenk çiçekler topladığı, yemyeşil, güzel mi güzel bir ormandım. Yeşilin her tonu, ağacın her çeşidi vardı bende. Ağaçların yapraklarına güneş ışığı vurduğunda insanların gözleri kamaşırdı.
Umutlarım vardı benim; okulda, kalem, defter, kitap olacaktım çocuklara; geleceğe yol çizen bilgilerle donanmaları için. Mutlu evlerde mobilya olacaktım, çerçeve olacaktım pencerelerine. Sonsuza dek yuva olacaktı kovuklarım hayvanlara. Gelinlik kızlara sandık, bebelere beşik olacaktım. Daha neler vardı insanlara sunacağım…

Ahhh bu istediklerimi yapmama engel olan bu lanet olay! O cehennem yangını! Yanıyordum, ciğerlerim kavrulmuştu. İnsanlara verecek oksijenim kalmamıştı. Eriyordum çabucak. Umutlarım da benimle beraber yok oluyordu. Yanmamla beraber kıyamet koptu sandım bu dünyada. Sanki hiç bir şey kalmamıştı geride. Yaşam sona mı ermişti ne. Çocukları düşündüm bir an, ne yaparlar bensiz… Hele hayvanlar, yuva olamayıp sözümü yerine getiremeyecektim. Yandıkça kahroluyordum. O yemyeşil ağaç ve çimenlerin yerinde yeller esiyordu. Dallar kül olmuştu, verimli toprakların yeri çöl olacaktı. Her şeye ucu ateşli o sigara denilen şey neden olmuştu. Atıvermişti düşüncesiz bir el bana doğru. Şimdi kapkara, küller içinde, kimsenin uğramadığı ıssız bir çöl gibiyim.

Bir zamanlar insanların umudu olan ben, şimdi insanlardan umut bekliyorum. Özellikle de çocuklardan.

Ne zaman fidan dikip benim bu kararan dünyamı yeşerteceksiniz!

Yorum Yap

Önceki yazıyı okuyun:
ELDEN GELEN ÖĞÜN OLMAZ KONULU KOMPOZİSYON ÖRNEĞİ

Hayat mücadelesine girişen herkes mutluluk, rahat ve güven içinde olmak istiyorsa tüm gücüyle çalışmalı; ekmeğini […]

Kapat