SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI (EDEBİYAT-I CEDİDE)

Tanzimat edebiyatının ikinci döneminde, Recaizade Mahmut Ekrem çevresinde toplanan genç yazar ve ozanlarla Muallim Naci çevresinde toplanan eski edebiyat taraftarları arasındaki tartışma "kafiyede sözcüklerin yazımının mı, seslerinin mi esas alınması gerektiği" konusunda şiddetlenir.

Recaizade Mahmut Ekrem, genç yazar ve ozanları, öğrencilerinden Ahmet İhsan'ın çıkardığı magazin nitelikli bir fen dergisi olan "Servet-i Fünun" çevresinde toplar. Bir sanat ve edebiyat dergisine dönüştürülen Servet-i Fünun'un yazı işleri müdürlüğüne Tevfik Fikret getirilir. Böylece, Batı etkisindeki Türk edebiyatının ikinci toplu hareketi, 1896 yılında başlamış olur. "Edebiyat-ı Cedide" diye de adlandırılan bu topluluk, 1901'de Servet-i Fünun dergisinin kapatılmasına kadar sürer.

 

 

 

1)  Batı edebiyatı,  özellikle de Fransız yazarları örnek alınmıştır.

2)  "Sanat için sanat" anlayışı benimsenmiş; büyük kentlerdeki aydın azınlığa seslenen bir "salon edebiyatı" meydana getirilmiştir.

3)  Edebiyatın kendine özgü bir dili olması gerektiği ileri sürülerek Tanzimat döneminde başlayan sadeleştirme anlayışından uzaklaşılmış; Fransızcanın ahengini bulabilmek için yeni sözler ve tamlamalar uydurulmuş; ağır ve ağdalı bir dil kullanılmıştır.

4)  Toplumsal sorunlar dışında her şey (aşk, melankoli, doğa görüntüleri, aile…) şiirde konu olarak işlenmiştir.

5)  Şiirde biçim bakımından yenileşme sürmüş,  Divan edebiyatının beyit bütünlüğü bozularak nazım nesre yaklaştırılmıştır. Batı şiirinden alınan "sone, terza rima" gibi nazım şekilleri de kullanılmıştır.

6)  Öykü ve romanda teknik gelişmiş, bu alanda daha yetkin ürünler verilmeye başlanmıştır. Romanların konusu, İstanbul'un zengin çevrelerinden alınmış, çevre be- timlemelerine ve ruhsal çözümlemelere geniş yer verilmiştir. Öykü ve romanda daha çok realizmin etkisi görülmüştür.

7)  Şiirde romantizmin izleri de görülmekle birlikte daha çok parnasizmin ve sembolizmin etkisi görülmüştür.

8)  Siyasal makale ve tiyatro, Tanzimat dönemindeki önemini yitirmiştir. Edebi yazı ve eleştiriler yaygınlaşmıştır.

9)  Servet-i Fünun yazar ve ozanları şunlardır:

 

Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Hüseyin Suat, Ali Ekrem, Faik Ali, Süleyman Nazif, Süleyman Nesip, Celal Sahir, Halit Ziya, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet, Saffeti Ziya…

 

Servet-i Fünun edebiyatı (Edebiyat-ı Cedide) için şunları da bilmekte yarar var:

o    Servet-i Fünun edebiyatının amacı, Çağdaş Fransız edebiyatına benzer eserler vermek ve bu eserlerde sanat için sanat anlayışına bağlı kalmaktır.

 

o    Servet-i Fünuncuların örnek aldıkları Fransız yazarları, realistlerle natüralistlerdir. Aynı edebiyatın şiirde yaptığı yeniliklerde kısmen parnasizm kısmen sembolizm akımlarının izleri vardır.

 

o    Batılı anlamda ürünler vermek yolunda Tanzimat edebiyatından daha başarılı olmuştur.

 

o    Servet-i Fünuncular, kendilerinden önceki Avrupai Türk edebiyatını hem ilkel hem yetersiz buluyorlardı.

 

Onlara göre, Tanzimat edebiyatı: "J. J. Rousseau'dan beş on sayfa, La Fontaine'den birkaç efsane, Vefik Paşa'nın Moliere adaptasyonları, sayısı onu geçmediği halde sanat bakımından hiç de başarılı sayılamayacak birkaç hikâye"den ibaretti. Servet-i Fünuncular, Türkiye'ye tam anlamıyla Avrupai bir edebiyat getirdiklerine inanıyorlardı.

 

o    Servet-i Fünuncular, herhangi bir halk sınıfına hitap etmekten uzak kalmışlardır. Yurdun, İstanbul dışı hayatıyla çok az ilgilenmiş, Avrupalılaşmış aydınların hayatından alınmış ve yine onlar için yazılmış bir salon edebiyatı meydana getirmişlerdir.

 

o    Eserlerini abartılı bir dille yazmaları, baskı yüzünden hiçbir sosyal hareketin başına geçmek olanağı bulamayışları; toplumcu olmaktan çok, "sanat için sanat" anlayışı taşımaları, onları daha çok yüksek sanat eseri oluşturmaya yöneltmiştir.

 

Genel Özellikleri

 

Servet-i Fünun Edebiyatında Dil Anlayışı

 

o    Servet-i Fünun yazarları, Namık Kemal'den çok, Abdülhak Hâmit'in eserlerindeki yeni ve göz alıcı Osmanlı Türkçesini beğenmişlerdir.

 

 

o    Yazılarında süslü cümleler kullanarak, zarif, ahenkli, fakat işitilmemiş sözcükler sıralamak hevesindedirler.

 

 

o    Onlar, özellikle Farsça sözcüklerin söylenişinde bir alafrangalık buluyor, bunları Fransızca söyleyişleri andırdıkları ve herkesçe bilinmeyen sözler oldukları için zevk ve hevesle kullanıyorlardı.

 

 

o    Fransızcada rastladıkları Neige d'or (altın kar) tamlamasını Farsça, "berf-i zerrîn" biçiminde frisson iamineux  (ışıklı  titreyiş)  tamlamasını  "lerze-i  rûşen" şeklinde Farsçalaştırmakta özel ahenk buluyorlardı.

 

 

o    Servet-i Fünun dili, sade Türkçe bakımından zararlı olmuş, fakat edebiyat sanatının gelişmesine ve daha zengin bir ifade aracı bulmasına yardım etmiştir.

 

o    Fikret'in, Cenap'ın, Süleyman Nazif'in şiir ve düzyazılarında örneklerini gördüğünüz ve Halit Ziya'nın yazılarında süslü cümleleriyle karşılaştığımız Servet-i Fünun dili, sanatçılarının zevkle, hatta sevgiyle kullandıkları bir dildi.

 

o    Servet-i Fünun edebiyatının en önemli başarısı, edebiyat türlerinde yaptığı yeniliklerde ve bu türlere daha Avrupai bir görüşle bakmasındadır.

 

 

Servet-i Fünun (Edebiyat-ı Cedide) için, türlere göre aşağıdaki bilgilere göz gezdirmeniz yararlı olacaktır:

 

Yorum Yap

Önceki yazıyı okuyun:
Tanzimat Edebiyatı Konu Anlatımı

TANZİMAT EDEBİYATI   Batı  Uygarlığı  Etkisindeki  Türk  edebiyatının  başlangıcı Tanzimat edebiyatıdır. Bu edebiyat, Tanzimat'ın ilanından […]

Kapat