Tevfik Fikret – La Dans Serpantin
Mahmûr ü müzehher, mütelevvin, mütenevvir,
Bi fecr-i behârî gibi zulmetler içinden
Reyyan-ı tebessüm doğuyor; şimdi muayyen
Bir şekl-i sehabide melekler gibi tâir,
Derken mütegayyir,
Bin hey’ete birden giriyor, berk-ı hırâmı
Hatfeyliyor enzar-ı heves-dâr-ı garâmı
 
San’at sarı, mor, penbe, yeşil, kırmızı, mai
Elvân-ı ziyâiyyeye bir kudret-i cevlân
Bahşeyliyerek hepsi perîler gibi mahfî
Mahfî ve sükûnetli adımlarla şitaban
 
Etrafını birden sarıyorlar; o, semavî
Bir tûde-i ezhâr-ı muhayyel gibi lerzan,
Lerzân ü perişan dönüyor… bir şeb-i sâfî
Tenvir ediyor sanki bir avize-i raksân.
Bağzan sönecekmiş, bitecekmiş gibi nâçâr,
Meyyâl-i tefekkür, mütereddid, süzülürken
Bir darbe-i şeh-bâl ile bir hamlede, birden
Tecdîd-i hayat eyleyerek, aşk-ı füsunkâr
Şeklinde bedîdâr,
Bin şigr ile tehziz ediyor kalb ü hayâlî
Her cilve-i nâzendesi, her cümbüş-i bâli
 
Bağzan kocaman bir kelebekdir ki müzehheb
Pervaz-ı hamûşânesi birlikde sürükler
Enzâr-ı temâşanızı, bağzan da mutarra
Bir zanbağa benzer ki değildir mutasavver
Bir mislini görmek şu tabiatde, mükevkeb
Tirâje-nümâ… Hem bu güzellikle beraber
Yapraklarının lerziş-i mestinde hüveydâ
Bir çehre-i pür-ağd-i emel, çehre-i dilber
 
Ey sihr-i nazar-perver-i san’at, mütenevvir
Bir fecr-i behârî gibi zulmetler içinden
Doğdun, yine zulmetlere döndür; ebediyyen
Fikrimde seher-hıyz olacaktır sana dair
Bir leyl-i serâir
Bir leyl-i serâir ki bütün şûh-u mülevven
Güllerle, güneşlerle, emellerle müzeyyen!
 
Bilinmeyen Kelimeler:
Mahmur: Uykulu
Müzehher: Çiçekli
Mütelevvin: Renkli
Mütenevvir: Nurlu
Fevr-i beharî: Bahara ait fecr
Reyyân-i tebessüm: Gülümseyişe kanmış
Müzeyyen: Belirli
Şekl-i sehabi: Buluta benzer şekil
Tâir: Uçan, uçucu
Mütegayyir: Birdenbire değişme
Heyet: Şekil, görünüş
Berk-i hıram: Salınışın şimşeği
Enzâr-ı heves dar-ı garam: Aşka hevesli bakışlar
Hatfeylemek: kamaşmak
Elvân-ı ziyâiyye: Işık veren renkler
Kudret-i cevelân: Kuvvetli akış
Mahfî: Gizli
Şitabân: Koşan, koşarak
Tude-i ezhâr: Çiçek yığını
Şeb-i safî: Saf gece
Tenvir etmek: Aydınlatmak
Darbe-i şehbâl: Kanat darbesi
Tecdid-i hayal: Birden canlanmak
Bedi-dâr: Belirmek
Tehziz: Titreme
Cilve-i nazande: Nazlı cilve
Cümbüş-i bâl: Kanat oynatma
Müzehheb: Altından
Pervaz-i hâmûşane: Sessizce uçuş
Enzar-ı temaşa: Hayranlıkla seyreden bakışlar
Mutarra: Taze, körpe
Mutasavver: Tasavvur edilmiş
Mükevkeb: Yıldızlı
Tiraje-nümâ: Gökkuşağı gösteren renkli
Lerziş-i mest: Kendinden geçmenin titreyişi
Hüveydâ: Açık, meydanda, görünen
Çehre-i pür-va’d-ı emel: Emel vaadiyle dolu çehre
 
Şiirin Tahlili-İncelenmesi:
(1) Uykulu, renkli, çiçekli, ışıklı, bahara ait bir fecr gibi karanlıklar içinden tebessüme karışmış bir şekilde doğuyor.
Şimdi belirli bir buluta benzer şekilde melekler gibi uçuyor. Derken değişerek şekle giriyor. Salınışının şimşeği aşkın hevesli bakışlarını, gözlerini kamaştırıyor.
(2) Sanat, sarı, mor, pembe, yeşil, kırmızı, mavi gibi ışıklı renklere bir akışın kudreti bahşeyleyerek hepsi periler gibi gizli gizli ve sessiz adımlarla koşarak
(3) Etrafını birden sarıyorlar o göğe ait bir hayali çiçekler yığını gibi titrek titrek ve perişan dönüyor. Raks eden bir avize sanki saf bir geceyi aydınlatıyor.
(4) Bazen sönecekmiş, bitecekmiş gibi çaresiz düşünmeye meylederek tereddütlü süzülürken bir kanat darbesiyle bir hamlede birden canlanarak büyüleyici bir aşk şeklinde beliriyor, açık ve seçik olarak ortaya çıkıyor, her nazlı cilvesi, her kanat cümbüşü kalbi ve hayali bin şiir ile titretiyor.
(5) Bazen altın kanatlı kocaman bir kelebek gibi sessizce uçuşu onu hayranlıkla seyreden bakınışınızı birlikte sürükler. Bazen de taze, tasavvur edilmesi mümkün olmayan bir zambağa benzer.
(6) Şu tabiatla onun (yılan) gibi yıldızlı gökkuşağına benzeyen bir başka örneğini görmek mümkün değil (Yılanın derisi çok değişik renkli ve parıltılı olduğu için yıldızlı gökkuşağına benzetiliyor).
Hem bu güzellikle beraber yapraklarının kendinden geçmişçesine titreyiş içinde, emel vaadiyle dolu bir çehre, bir güzel çehresi açıkça görülür.
(7) Ey sanatın gözü okşayan sihri, ışıklı bir bahar fecri gibi karanlıklar içinden doğdun, yine karanlıklara döndün. Sana dair sırlı bir gece ebediyyen fikrimde doğacaktır. Güllerle güneşlerle, emellerle süslü, renkli ve bütün şen ve neşeli bir sırlı gece.
 
Tevfik Fikret bu şiirinde sanattan nasıl etkilendiğini anlatır. Şiirin bütününde seyrettiği bir dansı betimler. Şairin gayesi, dansözün hareketlerini takdi’ler aracılığıyla anlatmaktır.
Dansöz önce küçük ve seri adımlarla ortaya çıkıyor. Yavaşlıyor, bütün vücuduyla görülüyor sonra yeniden hareketleniyor. Fikret, dansözün bu geçişlerini küçük mısralarla verir. Şiir boyunca bu hareketliliği takdi’lerle vermeye devam eder.
Birinci parçada “r” ünsüzü sık kullanılmıştır. Bu şiirde “r” ünsüzü genellikle yumuşak kaypak hareketleri ifade etmek için kullanılmıştır.
Sık tekrarlanan diğer bir ünsüz “n” harfidir. Bununla da şiire musiki kazandırmaya çalışır.
Tevfik Fikret’in pek çok şiirinde olduğu gibi burada da amacı, gözüyle gördüğü bir tabloyu sözcüklerle aktarmaktır.

Yorum Yap

Önceki yazıyı okuyun:
Cenab Şahabeddin – Son Arzu

Cenab Şahabeddin – Son Arzu Birlikte terk-i cism edelim mevte, bir gece Mest-i garâm iken, […]

Kapat
hacklink al how to drift hack forum oyun haberleri iyi oyun izle narcos izle karlar ülkesi 2 izle hack haber hd pornosikiş izletürk pornowordpress nulled themes