Birçok yazarın farklı ve sıra dışı bir yaşam sürdüğü söylenir. ‘Büyük Yazarların Gizli Hayatları’ isimli kitap bu yaşamlara dair ipuçları veriyor. İşte dünya çapında üne kavuşmuş yazarların hayatlarındaki gizli ayrıntılar…

Robert Schnakenberg ‘Büyük Yazarların Gizli Hayatları’ kitabında Shakespeare’den Franz Kafka’ya, Balzac’dan Tolstoy’a, Mark Twain’den Oscar Wilde’ e kadar birçok yazar hakkında bilinmeyenleri kaleme aldı. Yazar kitabında Shakespeare’in tefeci olduğunu yazdı.

Yazarların farklı ve sıradışı yaşamlarını anlatan ‘Büyük Yazarların Gizli Hayatları’ adlı kitapta yer alan bilgilerden bazıları şu şekilde:

Karanlık hikâyelerin ustası Edgar Allan Poe‘nun karanlıktan çok içkiyle başı dertteydi. Ömrü boyunca alacaklılarından bir adım önde, alkoliklikten bir adım gerideydi.

Dünyanın en tanınmış yazarlarından, Büyük Umutlar’ın yazarı Charles Dickens dünyanın belki de en tuhaf uyku alışkanlığına sahipti. Yatarken yüzü mutlaka kuzey kutbuna bakacak şekilde uzanırdı. Bu tercihini açıklarken ‘yerküre elektrik akımları, pozitif ve negatif elektrik’ gibi şeyler söylemişti. En fazla vakit geçirdiği yer de kimsesizler morguydu.

Sivil İtaatsizlik teorisini ortaya atan Henry David Thoreau nadiren banyo yapar, saçlarını neredeyse hiç taramaz, yamalı giysiler giyerdi. Thoreau aynı zamanda ilk üzümlü ekmeği yaptı.

Balzac öldüğünde 51 yaşındaydı ama arkasında onlarca ölümsüz eser bırakmıştı. Günde yaklaşık 50 fincan kahve içtiği söylenen Balzac, kahve yapacak birisi olmadığında kahve çekirdeklerini çiğnerdi.
Tolstoy’un 13 çocuğu vardı. 48 yıllık evliliğinin ardından karısına “Benim yaşımdaki insanların sıkça yaptıkları bir şeyi yapıyorum. Son günlerimi tek başıma ve sükunet içinde geçirebilmek için dünyadan vazgeçiyorum,” yazan bir not bırakarak evini terk ettiğinde 82 yaşındaydı. Birkaç gün sonra bir tren istasyonunda donarak öldü.

Tolstoy, çağdaşı İvan Turgenyev’i düelloya davet etti. Hatta tabancalar bile geldi ama araya giren hatırlı dostlar sayesinde düello yapılmadı. Bu olayın ardından ikili uzun yıllar boyunca hiç görüşmedi.
Alice Harikalar Diyarında’nın yazarı Lewis Carroll bir matematik dehasıydı. Kelime üretmekte üstüne yoktu. Halen İngilizcede onun uydurduğu onlarca kelime kullanılmaktadır. Kütüphanelerde kitapların daha kolay bulunabilmesi için kitap adını cildin sırtına yazma fikrini hayata geçirdi. Scrabble kelime oyununun ilk örneğini yaptı. En sevdiği ulaşım aracı kendi icat ettiği üç tekerlekli bisikletti.

Mark Twain bugün bildiğimiz anlamda stand-up gösterilerini dünyada ilk kez uygulayan kişidir. Yazarlıktan kazandığı parayı farklı alanlarda değerlendirmeye çalıştı ama halka yutturulmaya çalışılan icatlara para yatırdığı için hep iflas etti. Halbuki evine telefon taktıran ilk insanlardan bir tanesi olmasına ragmen telefona yatırım yapma imkânı varken yapmadı. Ünlü mühendis ve mucit Nikola Tesla’yla yakın arkadaştı. Daktiloyla yazılmış olarak yayınevine teslim edilen ilk kitap Mark Twain’in 1883 tarihli Mississippi’de Yaşam kitabıdır. Kendi geliştirdiği bir diyeti vardı. ‘Azıcık aç kalmanın ortalama bir hastaya, dünyanın en iyi ilacından ya da doktorundan daha büyük yarar’ sağlayacağını düşünmekteydi. İzleyicilerin arasında Kraliçe 1. Elizabeth olduğu halde Mark Twain, yellenmek üzerine uzun bir konuşma yaptı.

İrlanda asıllı yazar Oscar Wilde, ABD ziyareti sırasında gördüğü “Piyanisti vurmayın. Elinden geleni yapıyor” yazısının hayatı boyunca gördüğü tek mantıklı sanat eleştirisi olduğunu söyledi. Wilde’ın Hemingway’le en büyük ortak özelliği ikisinin de çocuklukları boyunca annelerinin isteği üzerine kız kıyafetleri giymesidir.

Jack London tam bir kitap kurduydu. Şahsi kütüphanesinde 15 bin kitap vardı. John Baryelcorn isimli eseri adsız alkolikler birliğinin okuma listesinde yer alır. London beş yaşında içkiye başladı, 40 yaşında öldü. O kadar çok içiyordu ki, bu yüzden başına sayısız kaza geldi. Bir seferinde Oakland Rıhtımı’nda tökezleyerek denize düştü ve kendini San Francisco Körfezi’nde buldu.

Virginia Woolf konuşmayı çok severdi. Bir seferinde 48 saat aralıksız konuşmuştu. Bütün eserlerini ressam olan kız kardeşinin çalışma biçimden ilham alarak, ayakta durarak yazmıştır.

James Joyce ve Marcel Proust bir kez bir araya geldi. İkilinin buluşması büyük bir merak konusuydu. Her iki yazarın da yaşı ilerlemişti. Bir parkta tesadüfen yan yana gelmiş iki ihtiyar gibi hastalıklarından bahsettiler. Bir müddet sonra biraz sıkılarak da olsa birbirlerinin kitaplarını okumadıklarını itiraf ettiler.

Franz Kafka, et yemeyi cinayetle bir tutuyordu. Vasiyetinde yakın arkadaşı Brod’dan Yargı, Ocakçı, Dönüşüm, Ceza Sömürgesi ve Köy Doktoru hariçbütün eserlerini yakmasını istedi. Arkadaşı Max Brod onun vasiyetini yerine getirmeyerek Kafka’nın yazarlık kariyerine büyük katkı sağladı.

T.S. Eliot ağırbaşlı görünümüne rağmen eşek şakalarına, ses çıkaran yastıklara ve patlayan purolara bayılırdı.

Agatha Christie, 1926 yılında 36 yaşındayken ortadan kayboldu. Yerel polis, halk ve istihbaratçılar her yerde onu aradı. 10 gün sonra sahte bir kimlikle bir otelde bulundu. Soranlara ne olduğunu hatırlamadığını söyledi. Gerçekte ne olduğu ise bir sır olarak kaldı.

Ernest Hemingway, kendisi hakkında ağır bir yazı yazan eleştirmeni ilk karşılaştığı yerde tutup yere devirdi. Bir yazarın eleştirmene karşı en sert hareketi bu oldu.

Shakespeare yazdıklarından kazandığından daha fazla geliri tefecilik yaparak kazanıyordu.

İflah olmaz bir kedisever
HÜSEYİN RAHMİ

* 80 yaşında son nefesini verirken “Kedilerimi iyi doyurunuz” dedi, son sözü bu oldu. Kedilerinin adları: Sarı, Hüsnü, Nazlı…

* Hiç evlenmedi.

* 100 tane eldiveni vardı. Sokakta eldivensiz görülmedi. 'Aşırı şıklık' merakından değildi eldiven düşkünlüğü… Mikrop korkusundandı. Sokakta hiçbir yeri katiyen çıplak elle tutmazdı. Çıplak elle dolaşanlara çok şaşırır, bu durum için “Manasız bir cesaret” yorumunu yapardı.

* Örgü örmesini bilirdi. Hem de şişle örmez, çok daha eski usulde, tığla. Nakış modelinden şekiller çıkarır ve bütün örgülerden anlardı. Hangisi saç örgüdür, hangisi haraşo örgüdür, hepsini bilirdi.

* 50 yaşından sonra Türkiye’nin en hararetli bisiklet tiryakilerinden biri oldu. Kadıköy’den Bostancı’ya kadar bisikletle giderdi.

Tolstoy’a özenip kıyafet tasarladı
TEVFİK FİKRET

* Şikâyet etmeyi severdi. Her şeyden şikâyet ederdi.

* Büyük bir şairdi. Fakat nesir yazamazdı. Sakın “Dans etmeyi bilen yürümesini bilmez mi?” demeyin. Acı gerçek buydu: Tevfik Fikret nesir yazamazdı.

* Buzlu kompostoya bayılırdı. Bilhassa taze kayısı ve şeftaliden yapılana…

* Fikret, evinde şeklini kendi tasarladığı dik yakalı, omuzdan düğmeli, yakası işlemesiz gömlekler giyerdi. Bu gömleklerin ilhamını Tolstoy’dan almıştı.

* Giyim kuşam konusundaki buluşu bundan ibaret değil. Bir kadın çarşafı icat etti. Pek küçük bir pelerin, arkadan uzun bir iğneyle tutturuluyor. Bu iğne çıkınca çarşaf, bir an içinde gayet şık bir kostüm tayyör oluyor. İlk defa Tevfik Fikret’in eşi Nazime Hanım’ın giydiği bu çarşaf modeli, o dönem İstanbul’un kibar muhitlerinde derhal moda oldu ve alıp yürüdü.

* Eskiden bizde bir şair laubaliliği, derbederliği vardı. Şairler kıyafetlerine özen göstermezlerdi. Tevfik Fikret, şık giyimiyle 'perişan şair kıyafeti'ni maziye karıştıranların başında gelir.

İyi ama zor yazan bir yazar
RECAİZADE EKREM

* Devir kamışla yazı yazılan devir. Recaizade Ekrem Bey, kağıdı dizlerine dayar, kamış kalemle yazardı. Gayet zor bir şekilde yazardı. En ufak bir mektup için bile müsveddeler yapardı. Yazar, çizer, düzeltir; bir başka cümle kurar, kelimeyi beğenmez, değiştirir, saatlerce 'işitilmemiş bir kelime' arardı.

* 20’sinden sonra hemen sakal bıraktı. İnce idi, pek zarifti, şairdi ve genç yaşta çok meşhur olmuştu.

* Tanzimat döneminde Çamlıca, bir gençlik rüyası kadar güzel ve şiirliydi. O da Çamlıca’nın müdavimi… 'Araba Sevdası' adlı kitabını Çamlıca’da kiraladığı köşkte yazdı. Romanın bütün kahramanları, Çamlıca’da yaşayanlardı.

 

Yorum Yap

Önceki yazıyı okuyun:
YAZARLARIN İLGİNÇ ÖZELLİKLERİ

Dickens romanlarını büyük, görkemli çalışma odasında kaleme alırmış. Düzgün bir el yazısı ile mavi renkli […]

Kapat